AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Yılanlar Okul'u Sarıyor

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
YazarMesaj
Stewie Amadeus

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Stewie Amadeus



Mücadele Tarafı : Lady'm nere ben oraya, onun eteklerinden ayrılmam ulem
Rp Sevgilisi : Caprice Anna Flower
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Çakal

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyC.tesi Mayıs 22, 2010 4:06 am

Yolda bir çok şey konuşuluyordu ama benim aklım başka bir yerlerdeydi hala. Giderken gözüme çarpan portrelerle konuşuyor bazı eski duvar halılarının arkasına bakıyor, kendi çapımda kendi gecelik araştırmama devam ediyordum. Herkes de bir hareketlilik ve heyecan söz konusuyken ben gayet sakin bir şekilde köşemden onları izliyordum. Oradan oraya koşturuluyordu devamlı, birileri gruptan ayrılıyor sonra geri dönüyordu. Böyle tuhaf bir yürüyüşün ardından en nihayetinde varmıştık kütüphaneye. İçeriye girince hemen gruptan kopmuş raflar arasına atmıştım kendimi merakla. Pek sevmezdim kütüphanede durmayı ama gece gözüme çok ayrı bir havası varmış gibi gelmişti. Başına buyruk hareket etmem bu kadar kalabalık bir grupla dolaşmaktan hoşlanmadığımdandı, binadaki çocukları seviyordum ama bu kadar kişi bu kadar olay bana fazla hareketli gelmişti. O yüzden kopmuştum gruptan, sesin daha az geldiği bir yere sürüklemiştim kendimi ve raflardan eski bir kitap çekip okumaya başlamıştım. İçinde yazan eski tılsımlar ve büyüler çok dikkatimi çekmişti. Bazılarının günümüzde yasak olduğunu biliyordum. Tek kaşım havada okuyordum kitabı, yapılan büyüler ve sonuçları bir insanın kanını donduracak kadar etkiliydi ama benim gibi biri için bu biraz eğlenceliydi. Elimde kitap dalmış bir şekilde okuyarak yürümeye başladım kısa bir süre sonra kendimi rafların oluşturduğu koridorun sonunda Dominique'yla yanyana bulmuştum. Eline uçan kitaplara bakarak "Tam olarak ne yapmayı düşünüyorsun din kitaplarıyla?" diye sordum merakla. Ama Dominique cevap vermeksizin diğerlerinin yanına dopru hareketlenmişti. Elindeki kitabı küçük bir öfkeyle kapatarak o da onun peşine takıldı ve kalabalığın için bir yer buldu kendine. Sessizce düşünmeye başladı; kutsal din kitapları ve büyü... Çok büyük lanetler peşinde olduğu kesindi, belki de hepimizi tehlikeye atacak kadar. Dominique'nun konuşmaya başlamasıyla düşüncelerimden kurtulmuş salondaki konuşulanlara odaklanmıştım. Heaven ve Glaedr'a söyledikleri karşısında kafamı çevirince Mai'nin karşılaştığım şekli bir an beni güldürmüştü. Nasıl bu hale getirebilmişlerdi onu. Daha sonra emirlerine devam ederken ben sadece dinliyor ve yeniden başlayan koşuşturmacayı izliyordum düşünceli bir şekilde. Ellerim cebimde öylece dikilmiş nasıl bir şey düşünüp planladığına kafa yorarken bir anda benim adımı söylemiş ve ateş yakmamızı söylemişti. "Hmm bunun için kitapları kullanmanızı öneririm, nitekim okulun bir daha bu kitaplara ihtiyaç duyacağını sanmıyorum." dediğinde sırtımda soğuk bir ürperti hissetmiştim bir an. Ölmekten korkardım ve kütüphane de ateş yakmak tıpkı bir cephanelikte çakmak çakmak igibi bir şeydi. Hepimizi tutuşturmaya mı çalışıyordu bu. Kuşkulu gözlerle Dominique'yu süzmeye başladım. Her ne kadar bundan hoşlanmasam da Dominique'nun zekasına güveniyordum. Buradaki bu kadar kişiyi ve kendisini tehlikeye ataca bir şey yapmazdı. Yaptığı şey çok büyük bir büyü olmalıydı ama bize bir zararı olacağı pek düşünülemezdi. Bu çelişkili düşüncelerim karşısında kuşkularımı arkaplana atarak omuz silkip ellerime cebime atıp kütaphanedeki işe yaramaz kitapların olduğu bölümleri aramaya başladım. Ne olursa olsun, kitaplara düşkünlüğüm vardı; bu kadar zengin bir varlığı düşüncesizce yok etmek istemezdim. O yüzden en dandik kitapları olabildiğince çabuk bulup grubun olduğu yere yığmaya başlamıştım bile.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Floja Feodora

VII. SınıfVII. Sınıf
Floja Feodora



Mücadele Tarafı : Kendisi.
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Labrador

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyC.tesi Mayıs 22, 2010 3:35 pm

    Dominique hayalet Mai'nin icabına baktıktan sonra plan dağılımı yapmaya başladı. Aslında Mai'nin ayık olmaması iyi olurdu,çünkü bileklik ve kolyelerimi ona vermezdim,sadece rol yapıyordum o kadar. Dominiq planı anlatmaya koyuldu. Herkesin yapıcak güzel planları vardı. Kız Stew'den kitap yakmasını istemişti değil mi ? Aman tanrım! Stew'in yüzü çok değişik olmuştu. Nereyse kitaplar onun herşeyi diyebiliriz. Ama işe yaramayacak büyülerle dolu bir yığın kitap var buralarda,onlar iş görür bence.

    Benim ve Medwyn'in görevine gelince,kocaman bir bıçak yaratmaktı. Evet,bu benim için çocuk oyuncağıydı herhangi bir cismi istediğim bir eşyaya dönüştürebiliyordum çünkü. Biçim Değiştirme dersleri sağ olsun. Hemen gidip kitaplıktan kocaman,ağır bir ansiklopedi alıp masanın üstüne hızlıca bıraktım. Asamı kitaba doğru doğrulttum,bunu yaparken iyi odaklanmam gerekiyor,yoksa bıçağımız güçsüz olur öyle değilmi ? Bütün dikkatimi kitaba verip bağırdım,"Malfaire" ve işte kitabımız bıçağa dönüşmüştü bile. Sivri,keskin ve kurbanlarını affetmeyen bir bıçak. Asamı hızlıca masaya yönelttim ve bıçak sesli bir şekilde masaya saplandı. Birden bakışları üzerimde hissedince hemen lafa girdim. "Afedersiniz ama bunu yapmam gerekirdi." dedim tıslar bir biçimde. Masanın yanına gidip bıçağın sapını tuttum ve hızlıca çektim. Kolum acımıştı ama bıçak masadan çıkmıştı. Şimdi sıra Medwyn'de idi. Bıçağı büyültüp kocaman yapmak. Med'e dönüp seslendim. "Meed,umarım hazırsındır,bu bıçağı senin büyültmeni istiyorum hayatım." deyip tatlı tatlı sırıttım. Herkes bir kargaşa içinde görevlerini yerine getirirken onlara bir göz attım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/f-l-o-j-a-f-t786
Dominique Lûthien

VII. SınıfVII. Sınıf
Dominique Lûthien



Kan Durumu : Kirli.
Patronus : Karga.

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyPaz Mayıs 23, 2010 6:08 am

Daha fazla yer ediyor ve daha fazla kanıyor, küflü beynim. Şimdi emek ile sunduklarımı almanın zamanı, bu kadar kinin döküleceği elbet bir oluk olmalıydı. Bu oluğu bulan bedenimi dizginlemeye hiç bir şekilde niyetim yoktu, kapadığım gözlerimin arasından geçen sessiz saniyeler, kütüphanenin kapısının açılıp beklenen düşmanın gelmesi ile son buldu. Hafif bir tebessüm sıktığım dudaklarım arasından dünyaya yol bularak döküldü. Neferetimin keskin kemiği, ayin masasının üstünde duran bıçak kadar parlak ve acımasızdı. Dokunduğu alanı yararak ilerlemekte kararlı olan ellerim, asamı olağanca kuvveti ile kavradı. Herşey tamamdı, sadece eksik olan diğer dünyanın yaratıklarının çağırılmasıydı. Bunun için gereken ise kızın tam karşısında şaşkınlık ile duruyordu. Hepsi bir amacın doğrultusunda çıkmışlardı, tek bir kişi hariç. Ben... Benim amacım benden en sevdiğimi çalanlara hesap sormaktı. En uygun zamanda ise bunun için burada toplanmıştık. Arkamda yanan kitapların kokusu, burnuma ulaştığında burun deliklerim hafif bir burkulur gibi olup bu kokuya tepki verdi. Ateşin amacı çemberi tamamlamaktı, bu çemberki cehennem denilen yerden çıkan bedenlerin yemeği olacaktı. Kapıdan içeri giren Rosalie'yi gördüğümde gülümsemem daha da arttı ve diğerleride bize katıldığında daha büyük bir zevk ile gülümsedim çünkü tüm bölümler bir kaç dakika içinde bize katılacaklar ve ateşin içinde yanacaklardı.

"Hoşgeldin, pisicik."
Kelimeleri bilerek ağızının içinde oynatarak konuşmuş, ayaklarının ritmik hareketleri ile çocuğun yanına ilerlemeye başlamıştı. Sevimli yüzü karanlıkta oynaşan lanetlere gebeydi, gözlerini çocuğun gözlerinden hiç ayırmadan en yakınına varmış ve "İncarcerous!" diye çoçuğun kulağına fısıldamıştı, ipler bedenini sararken zevk ile gülümsemiş ve "Hey, ne bakıyorsunuz, şu pisi yavrusunu masaya yatırmama yardım edin, tek başıma taşıyamam değil mi?" Erkeklere bakarak söylediği bu sözlerden sonra Tristan masaya taşınmıştı. Dört bir yanından bağlanan bedeni ile karşı koymaya çalışsa da artık çok geçti. Eline aldığı keskin bıçak ile "Biz yaratıldık, bizden önce en güçlüler yaratıldı, sol elini kesiyorum ki iblisin tüm oğulları zincirlerinden kurtulsun!" Sesi ile kütüphanenin içinde harlanan ateşten deli gibi çığlıklar gelmeye başlamıştı; "Sağ elini kesiyorum ki tüm iyilerin kanı ile iblis evlatları doyurulsun!" Yavaşça masanın başında dönerek yapmaya başladığı ayinde sözleri ok gibi kütüphanenin raflarına saplanıyor çıkan sözler okuldaki tüm beyinlerde yankılanıyordu. "Sağ ayağının kanını sunuyorum ki iyilerin ayakları düşsün, düşsün ki düşerken tüm kapılar açılsın!" Son sözleri yeşil bir ışık hüzmesi yaratak etraflarında dönmüş ve hızla zindanlara doğru ilerlemeye başlamıştı. Az sonra zindanlardan çıkacak Troller ilk iş olarak Ravenclaw kapılarına dayanacaklardı. Keyifle aydınlanan yüzü ile masanın etrafında bir kez daha dönerek çocuğun başının yanına vardı. Yere doğru hafif şıpırtılarla damlayan kan, soluk rengi ile yerde yatan hayaletin içinden geçiyor ve yerde küçük bir göl oluşturuyordu. Parmağının ucu ile dokunduğu kanı havaya kaldırarak ateşin ışığına tuttu ve tekrar eğildi; "Gördün mü pisicik, yılanlarla oyun oynanmaz..." İç gıcıklayıcı bir fısıltı ile söylediği sözlerden sonra hızla sol ayağının olduğu kısıma gelmiş ve "Bizi götüren ve yaratan adına, bizi lanetlediler. Bizi iyilerden bilip kötülerin yoluna kul ettiler şimdi son kez çağırılacaksın ve son kez tüm bilgilerin yandığı bu mekanda doğacaksın. Varlık öğrenme ile başladı, biz tüm öğretileri yıkarken bize gel!" Sesi ve çığlığı havada hareket bulmadan inen keskin bıçak Tristan'nın ayağında bir yarık oluşturmuştu.

Sarsılan yerin ve katlanan çığlıkların Hogwarts'ın içinde duyulması pekte geç olmamıştı. Tüm kötülükler gece'nin içinde özgürce bırakılmıştı. Dominique'nin gözlerinde parlayan şeytan ateşi ele geçirilmenin en büyük hazı ile kahkahalar atıyordu. Öğretiler içinde kurban olmuştu, bedeni şeytana ve aklına hükmeden iblis ile ilerliyordu bu yolda. Trollerin azgın seslerini buradan bile rahatça duyabiliyordu ve öğrencilerin korku dolu çığlıkları başlamıştı. Hogwarts yılanların oyuncağı olmuştu. Tüm deliklerden çıkan kötülükler hızla okulun içinde ilerliyordu. Kütüphanenin içinde oluşan yoğun hava tüm parametreleri şaşırtıp, yörüngesinden çıkıyorıyor, ateşin salındığı yerden ruhlar süzülerek dağılıyordu, ölüm gelmişti, şimdi aydınlık geleni durdurmalıydı. Dominique son kez parıldayan insan gözleri acı ile kısılarak üvey abisine baktı, ele geçirilmeyi o istemişti ama sonuçları birden gözünü korkutmuştu. Yine de karşı duramazdı. İplerin Tristan'nın bileklerinde yavaşça etkisini kaybettiğini ve düşen iplere kan bulaştığını görüyordu, kapıların hızla zorlanmaya başlaması birilerinin şenlik için geldiğini gösteriyordu. "Dostlarım, asalarınızı kaldırın. Konuklarımız var..."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tristan der Ivanëxt

VII. SınıfVII. Sınıf
Tristan der Ivanëxt



Mücadele Tarafı : SD.
Rp Sevgilisi : Olivia
Kan Durumu : Melez.
Patronus : Dağ Aslanı

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyPaz Mayıs 23, 2010 7:19 am



Duyduğu ses karşısında tüyleri diken diken olan beden, kendini kontrol edemiyor ve karşısındaki cadıya karşı gelemiyordu. Sanki kendisi bir kukla olmuş, ipler o sarışın cadının elindeydi ve istediği gibi hareket ettiriyordu. Ne yapacağını bilmeyen kobay faresi bu durumdan kurtulmak için çaba harcasa da ne yazık ki başarılı olamıyordu. Bedenini saran ipler hareketsiz bedenini taştan bir heykele çeviriyor, nefes almasını zorlaştırıyordu. Birden gözlerini bulunduğu ortama açtı ve çevresinin yılanlarla olduğunu gördüğünde çırpınmaya başladı ancak yılanlar, aslanı oldukça güçlü bir şekilde bağlamışlardı. İplerden kurtulamayan beden öfkeli bakışlarla ateş saçıyor, buradan kurtulduğu vakit onlara ne yapacağını çok iyi biliyordu. Yılanların lideri olan sarışın cadı elinde tuttuğu bıçak ile Tristan’a yaklaşırken oldukça acımasız bir hale bürünmüş, adımlarını çevresinde atıyordu. “Bunu size ödeteceğim pis yılanlar” dediği anda liderleri konuşmaya başladı ve kesici aleti masada yatan bedenin sol eline batırdı. Duyduğu acı ile kavrulan genç büyücü sesini çıkartmamaya çalışıyor, kendisini güçsüz göstermek istemiyordu. Yırtılan deriden akan kanlar masanın köşesinden süzülerek tılsımlara doğru yol alıyordu. Hareket eden sarışın cadı şimdi de sağ elini nişan almış ve tereddütsüz bir şekilde bıçağı saplamıştı. Duyduğu acılar ikiye katlanmış ve iplerden kurtulmak için bedenini yukarıya doğru çekse de ipler çözülmüyordu. Acı ile kavrulan bedene yapılan bu işkence daha ne kadar sürecekti böyle, hangi akıl buna yapmaya yeltenebilirdi ki? İşte yılanlar böyleydi; düşmanını küçük darbelerle etkisiz hale bırakır ve gücünü sömürürdü. Ayaklarının ucuna geçen pis yılan yeniden söze başladı ve ardından bıçağı sağ ayak bileğine geçirdi “AHH, HAYIRRRR!” diye feryat eden beden artık dayanamaz olan acı karşısında bilincini yitirmek üzereydi. Son olarak sol ayağa odaklanan cadı son vuruşu da gerçekleştirdikten sonra bilincini yitiren Tristan, cansız bir şekilde masada yatmaya başlamıştı.

Duyduğu seslerle irkilen beden gözlerini açmasıyla iplerden kurtulduğunu anladı ve sağ elini zor da olsa pantolonuna götürdü ve asasını kavradığı anda kısık fakat acı dolu bir sesle “Evapsie!” dedi ve kütüphanenin giriş bölümündeki sol tarafta bulunan kuytu yere saklandı. Elleri ve ayakları işlev göremez halledeydi ve eğer kan kaybı durdurulmazsa ne yazık ki ölüme doğru uçuşunu gerçekleştirecekti. Aklına ilk gelen büyüyü sol eline yapmak için sağ elini sıktığı anda duyduğu acı ile yerinden zıpladı ve dikkatli bir şekilde “Vulnera Sanentur!” diyerek asasından çıkan ışık huzmesinin sol elinde toplandığı gördü. Bu büyü Sectumsempra lanetini ortadan kaldırmak için gerekliydi bunu biliyordu, bu yaralanmayı gerçek bir bıçakla yapmış olunmasına karşılık bu büyünün işe yarayacağını düşündü ve dediği gibi oldu; sol elinde çizgi halinde bir kızarıklık belirdi ve kan kaybı giderilmiş oldu. Diğer kesilen yerlerini de aynı büyüyü yaptı ve kan kaybını önlemesiyle zorla da olsa yerinden kalktı ve sırtını duvara vererek destek almaya çalıştı. Bu iğrenç yeren bir an önce gitmeliydi ama içindeki nefret duygusu bunu engelledi ve mutlu şeyler düşünerek patronos büyüsünü yapmasıyla dağ aslanı şeklini alan ışık demetine mesaj veren Tristan, hızla onu binasının ortak salonuna gönderdi. Gönderdiği mesaj da şu not vardı; “Kütüphanedeyim, yılanlar ortalığı karıştırıyor engel olmamız gerek, yaralıyım, yardım edin çabuk!”

Patronusunu hedeflediği adrese gönderdiği anda, bedenini duvardan çekti ve ileriye doğru yavaş bir adım atmasıyla acının hafiflediğin hissetti ve hareketlerine bir engel olmadığını düşündü. Yılanların gerekli cezaları görmeleri gerekiyor ve başta Tristan olmak üzere onlara verilecek cezayı bizzat kendi üstelenecekti. Kısa bir süre sonra kapıdan yükselen sesler dostlarının geldiğini işaret ediyordu fakat bundan emin olamayan beden temkinli davranıyordu. Yılanlar zindanlardan oldukça fazla iblisi salmışlardı. Okul karışmak üzeredeydi ve bu Profesörler nerdeydi böyle?

Dikkatli bir şekilde dinlediği kapıyı açmaya karar veren beden hızla ileri atıldığı anda asasını iç kesimlere uzattı ve “Kratius!” diyerek güçlü alevlerin yılanların önünü sardı ve arada bir sınır çizgisi belirdi. Bu büyünün suyla güçlendiğini biliyordu ve yanan parkelerin kontrollü bir şekilde ilerlemesi için “Aquamenti!” diyerek yılanlara doğru su fışkırtmaya başladı. Yılanlar bu ateşle uğraşırken boşluktan yararlanan Tristan, hızla kapıya yöneldi ve eliyle ittiği kapıyı zorda olsa açmayı becerdi. Düşündüğü gibi dostları yardım mesajına hızla cevap vermişler kütüphaneye akın etmeye başlamışlardı…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aretha Chanéll Vigoureux

GezginGezgin
Aretha Chanéll Vigoureux



Mücadele Tarafı : İpucu verim; Güneşi Gördüm :D
Rp Sevgilisi : Cık .p
Kan Durumu : Saf Kan
Patronus : Jaguar

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyPaz Mayıs 23, 2010 8:09 am

Göz kapaklarım hızlıca açılarak yataktan korkarak fırladım. Tanrım, o seste neyin nesiydi öyle. Koridorda bir şey hızlıca koşmuştu. Canavar mıydı acaba? Yok artık Arétha, saçmaladın iyice. Doğrularak yatağa oturdum. Dikkat kesilerek sesleri dinlemeye koyuldum. Koşuşturmacalar, fısıltılar… Tanrım neler oluyordu burada böyle. Güya en güvenli okuldaydık. Yangın felan çıkmış olamazdı, saçmaydı. Ayaklarımı yatağımdan sarkıtarak parmak uçlarımı soğuk zeminde gezdirerek tüylü terliklerimi aradım. Karanlıkta bir şey göremiyordum. Parmaklarımın terliğe ulaşmasıyla yataktan fırlayıp koridora fırlamam bir olmuştu. Telaşla yaklaşmakta olan Neredeyse Kafasız Nick içimden geçerek yoluna devam etti. Ne olmuştu buna böyle, çıldırmış gibiydi. Eşofmanımın fermuarını iyice yukarıya çektim ve tüylü terliklerimle hayaletin gittiği yöne doğru ilerlemeye başladım. Önümden birkaç gryffindorlu koşarak yürüyen merdivenlere doğru ilerledi ve aşağıya inmeye başladılar. Neler oluyordu? Off hemde gecenin bu saatinde? Ellerimi kapanmamak için zar zor direnen gözlerime götürüp ovmaya başladım. Küçük bir esnememin ardından bir gryffindorlu kızın bana çarpmasıyla kendime geldim. Kız özür bile dilemeden merdivenlere doğru koşmaya başlamıştı. Bir şeyler oluyordu. Yüzüme yapışmış olan saçlarımı elimin tersiyle ittim ve önümdeki kalabalığı takip etmeye başladım. Kütüphaneye doğru ilerliyorlardı. Ohh hayır, herkesin inekliği mi tutmuştu bu saatte? Yada birisi Hogwarts’a topluca ineklik büyüsü yapmıştı. Alaylı bir şekilde kütüphanenin önüne geldim ve yanımdaki bir hayaleti zorla durdurarak “Neler oluyor!” diye bağırdım seslice. Bu gümbürtüde sesim zor duyuluyordu. Hayaletin verdiği cevapla adeta taş kesildim. Tristan’ın gönderdiği mesaj! Aman Tanrım! Kütüphanenin önü ana baba günüydü ama içeriye adım atan yoktu. Tristan! Şuanda büyük bir tehlikenin içinde olmalıydı. Kütüphanenin kapısının koluna elimi koyduğumda elim kapının kolunun soğukluğundan buz kesildi. Bir an duraksadıktan sonra aniden kapıyı açtım ve içeri girdim. Tanrım! Buda neydi böyle, kütüphane alev alev yanıyordu. Gözlerimi kocaman kocaman açmış karşımda durmakta olan Tris'e bakıyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/aretha-eudemoise
Anita Farrel

VII. SınıfVII. Sınıf
Anita Farrel



Mücadele Tarafı : Miras kalan taraf; Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Vaşak.

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyPaz Mayıs 23, 2010 3:33 pm

Uyku...
Sonunda huzura erebilmek güzel olacaktı. Tatlı gece kollarını bana sarsın da Morpheus büyülü kumlarını gözüme serpsin diye bekliyordum. Merlin biliyor, Morpheus uzun süredir beni uğranacaklar listesinden silmişti. Belki bu gece küçük bir ihtimal istirahate çekilebilir, tatlı ve bitmeyen rüyalarıma kavuşabilirdim yıldızların göz kırptığı rüzgarlı bu gecede.
İçimi kemiren şey bana engel oluyordu. Bu gece de uyuyamayacağımı yıllar gibi geçen on beş boş dakika sonunda anlamıştım. Kafamı meşgul eden düşüncelerin yarattığı stres beni sadece kabuslara götürecekti, o da göz kapaklarım ağırlaşırsa ki bu bile lütuf sayılırdı. Ne kadar zamandır uyuyamadığımı bilmiyorum. Bitkin olduğum kadar da dincim nasıl oluyorsa. Beş dakikalık aralıklı uyuklamalarla tüm günü ayık geçiriyordum. Sanki içimde benim yerime uyuyan biri varmış gibi.
Sorunun ne olduğunu biliyorum. Son sınıfın yaklaşmasıyla gelen huzursuzluk vardı. Bir de ailemin zıt tarafları arasında kalmak ve karar verememek. Ciğerlerimi her nefeste daraltan, hırıltılı nefesler almama sebep olan bir şey idi bu. Bir hastalık gibi, kararsızlıklarım ve ikilemlerimce kemiriliyordum. Ve iğrenç bir kelebek gibi benden beslenip ardında tiftilmiş bir yaprak gibi bırakacaktı beni hayat, bir günlük ömrünün sefasında pervasız kelebekler gibi.
Karanlık içinde yatarken ondan bir parçamın olduğunu biliyordum. Beni cazibeli fısıltıları e vaatleriyle kendine çekiyordu. Doğru olmadığını bildiğim halde bir parçamı onda hissediyordum. Karşı tarafta olan bir akrabam gibi. Yerinde bir yorumdu bu, zira annemin kibirli gülümsemesi çocukluk anılarımda hala canlıydı. Merlin, hepsinin bitmesini normal bir çocuk gibi kendi yolumu seçebilmeyi o kadar isterdim ki! Garip bir birlikteliğin meyvesi olmak çok can sıkıcı ve kafa karıştırıcıydı. Sanki annem Appleby Arrows, babam da Ballycastle Bats'ın kovalayıcısı gibi. Hangisine tezaurat yapacağımı bilmiyorum.

Bir ses benimle beraber çoğu kişinin vurulmuş ördek kanı kokusu almış av köpekler gibi doğrulmamıza sebep oldu. Yere sürünen ayak sesleriyle karanlığa gözlerim kısık bir şekilde bakmaya başlamıştım. Bunun uykusuz hayal ürünümün malzemesi olmadığına emindim çünkü farkeden sadece ben yoktum. Aretha'nın da etrafa göz attığını görebiliyordum. Fısıltıları beynimin içinden mi duyuyordum yoksa?
Aretha ayağa kalkarken ben hala darbeye açık şovalyeler gibi etrafıma bakınıyordum. Sonunda cüppemi kapıp mavi beyaz eşofmanın üzerine geçirdim ve seke seke ayakkabılarımı giyerken kapıya ilerledim. Koridorlara ayak sesleri ve telaş hakimdi. Herkes aynı doğrultuda, bir telaşa mahkum hızlı adımlarla ilerliyordu. Birkaç Gryffindorluya kaşlarımı çatarak sorarcasına baktım ama cevap yoktu, kimsede. Aretha anlaşılan çoktan gitmişti bu yüzden kalabalığı takip etmekte yalnızdım. İnsan kalabalığının içinde nefes alamıyor gibiydim. O sırada gürültülü ve sarsıcı ayak sesleri yeri titrettiğinde etrafındakiler güneş görmüş hamamböcekleri gibi kaçıştı. Ayak seslerinin merkezi arkamda kaldığından açılan alanda gelenlere baktım.
Troller!
Korkuyla karışık bir şaşkınlık içerisinde insan doğasında olan tehlikeden kaçma içgüdüsüne uydum. Bizim binaya gidiyorlardı ve içeride sevdiğim insanlar vardı ama oraya gitmemin onlara faydası olmayacaktı. Ben de bu yüzden aksine, kütüphaneye koşmaya başladım.
Sonunda kütüphanenin önünde burnuma gelen yanık kağıt kokusu yüreğimi dağladı.
"Ah hayır, lütfen kütüphanede yangın çıkmış olmasın!"

Kapı önüne ulaşmaya çalışırken kendimden küçük öğrencileri itmekten hiç çekilmedim. Hatta birini yere düşürmüş bile olabilirim ama konu kitaplarken gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Orada çok değerli antik kitaplar vardı ve onları kurtarmak adına kendimi ateşe atabileceğime eminim. Kalabalığın önünde büyük bir boş alan vardı. Bazı hayaletler saf saf yeni haberleri alırken bazıları da bir şeyler geveliyorlardı. Yine diğerlerini iterek öne geçtim ve kulak kabarttım. Cümlenin ortasında gelmeme rağmen mesaj açıktı.
Tam kendimi içeri atacaktım ki Aretha benden önce davranıp kapı koluna asıldı ve içeri girdi. Ardından ben de içeri adım attım. Gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi, kalın bir düğüm boğazıma takıldı ve gözlerim yaşardı.
"Kitaplar!"
Dudaklarım titriyordu alev içinde yanan sayfalara bakınca. Ama hemen ardından gördüğüm "kişi" kewndimi toparlamama ve kitaplardan başka bir şeye dert etmeme sebep oldu.
"Tristan! Neler oluyor?"
Sesim yıpranmış gibi çıkıyordu ama keşke daha fazla açıklama olsaydı.
Keşke şelale gibi kütüphaneye akın eden öğrencileri görseydim de neyin peşinde olduklarını öğrenebilseydim...


En son Anita M.Farrel tarafından Paz Mayıs 23, 2010 6:06 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frederick C. O'Brien

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Frederick C. O'Brien



Mücadele Tarafı : Where the grass is much greener
Kan Durumu : Safkan

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyPaz Mayıs 23, 2010 5:56 pm

Başım yastığa gömülüydü, zorlu bir günün daha ardından yatakhaneye çıkmıştım. Ortak Salon'daki herkese iyi geceler diledikten sonra yatakhaneye çıkıp soyundum ve pijamalarımı giydim. Çok sevdiğim, desensiz kahverengi pijamalar. Yatağama uzadım ve karanlık olması için Ravenclaw mavisi yatak perdelerimi örttüm.
Uyumaya hazırdım! Yorganı boynuma kadar çektim ve onun soğukluğu altında gözlerimi kapayıp uyumaya çalıştım.

Güm.Güm.Güm. Tabiî uyumak ne haddime benim, Fred neden dinleneydi ki? Bu duyduklarım ayak seslerine benziyordu fakat Hogwarts sınırları içerisinde bu ayak seslerini çıkartabilecek kadar iri ve güçlü olan herhangi bir cadı ya da büyücü tanımıyorum ben. Yorganı hışımla üstümden attım ve ayaklarımı yere koyup terliklerimi giydim. Yatakhane'nin kapısını araladım ve başımı uzattım. Bir sürü Ravenclaw öğrencisi dışarıya akın ediyordu. En son gördüğüm şey ise Anita ve Arétha'nın kapıdan çıkışlarıydı. Onlara seslendim fakat beni duymadan çıkıp gittiler. Ne olduğunun çok merak etmeye devam ederken ayak sesleri daha da şiddetlenmeye başladı. Ortak Salon'umuzun hayaleti Gri Leydi gelip Kütüphane'de bir olay çıktığını haber verdi herkese. Hemen kafamı içeri sokup kapıyı kapadım. Pijamaları çıkartıp cübbemi tekrar giydim ve kendi kendime konuştum "Asa kontrolü." Baktım, evet sağ cebimde. Çıkarken Bradley'i uyandırsam mı diye düşündüm fakat kızma ihtimalini göze alarak uyandırmadım. Yatakhanenin kapısını kapadım ve Ortak Salon'a doğru yol aldım. Çok kalabalıktı, herkes dışarıya akın ediyordu adeta. Tam Salon'dan çıktım ve gördüğüm şey gözlerimi ovuşturup tekrar bakmama neden oldu.
Tanrım o bir troll mü?
Kendime gelmem için Troll'ün devasâ topuzunu savurması gerekti. Hogwarts hayaletleri dikkatlerini kendilerine çekiyor, öğrencileri korumaya çalışıyordu. Ardından hareketlenmeye, kütüphaneye doğru yol almaya başladılar. Ben de asamı cübbemin cebinden çıkarıp elime aldım ve onlara yetişmeye çalışarak Kütüphane yoluna koyuldum. Troll'ün bir tanesinin bana doğru geldiğini farkettim. Aman Tanrım şimdi ne yapacağım! Hızla yaklaşıyordu bense olduğum yere çakılıp kalmıştım. Kendimde olmadan şu büyülü sözcükleri haykırdım: "Glacius."
Trollün ayaklarının altı şimdi buz kaplıydı ve kayarak yere düştü, bayılmışa benziyordu. Derin bir nefes aldım ve ayağa kalktım.
Ayağa mı kalktım? Ne zaman yere düşmüştüm ki? Artık farkında bile değildim. Okulda kaos ortamı vardı. Kütüphane'ye doğru 'koş'uyordum artık, bu rezaletin sebebi ne olabilirdi ki?
Kütüphane, alev alevdi. Bir yangın olduğu ortadaydı fakat sorumlusu kimdi? Ayrıca bir yangın nasıl Hogwarts'ın içinde Trollere sebebiyet verebilirdi ki? Bileklerinden ve ayağından kanlar akan Tristan'ı gördüm. Etrafı dikkatlice bir taramaya başladım. Kütüphane raflarının arkasında Slytherin öğrenciler, pusmuş bekliyorlardı adeta. Gözlerim Asiye'ye takıldı. O da aynı anda beni gördü ve dikkatini bana topladı. Asama sıkı sıkı sarıldım, ve ondan gelecek hamleye karşı kendimi korumaya hazırlandım.


En son Frederick C. O'Brien tarafından Paz Haz. 06, 2010 7:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Penelope Raynolds

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.



Mücadele Tarafı : Gryffindor Braveyard for life. +_+
Kan Durumu : Safkan

Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 Empty
MesajKonu: Geri: Yılanlar Okul'u Sarıyor   Yılanlar Okul'u Sarıyor - Sayfa 5 EmptyPaz Mayıs 23, 2010 10:22 pm

Ayaklarını şöminenin önünde ki pufa uzatmış, kucağında kalınca, eski kapaklı bir roman, bir elinde bir fincan sıcak çikolatasıyla neredeyse boş ortak salonda oyalanıyordu. Uyku tutmamıştı bir türlü, çoğu kişi yatakhanelerine çıkmıştı. Birkaç Gryffindor ise karşısındaki koltukta oturmuş arada sarışın cadıya bakarak fısıldaşıyorlardı. Kız, önce önemsemedi. Çikolatasından bir yudum aldı, bitirdiği sayfayı çevirip genç Agatha'nın yaşlı Pearl'ün nutuğundan sonra evden kaçmaya çabalamasına odaklanmaya çalıştı. Fakat fısıldaşan binadaşlarının konuşması dikkatini çekmeye başlamıştı.
" Tristan havalandı mı ne? Son sınıf diye. "
dediğini duydu sarışın kızın gözlerini devirerek. Bir diğeri ie, siyah saçlarını omuz silkerek savurdu ve Ravenclaw'dan beğendiği çocuktan bahsetmeye başladı. Pen bir an kalkıp neden bahsettiklerini soracak oldu fakat, aman, havalandığını düşünmesinlerdi. Burnunu kırıştırarak kitabını kapattı ve çikolatasının son yudumlarını içip pufun üzerine bıraktı. Başını arkasına yaslayıp gözlerini kapadı; şöminenin önündeydi. Belki bu sıcakta ve sessizlikte biraz olsun uykusu gelirdi. Sessizlik mi?
Bir an, alt katlardan bağırtılar, güçlü ayak sesleri gelir olmuştu. Pen panikleyerek koltuktan fırlayınca yanılmadığını anladı, fısıldaşıp duran grupta ayaklanmış, bir pencereden dışarı bakıyor bir toplanıp fikir yürütüyorlardı. Çok geçmedi; Pen ortak salondan çıkmaya hazırlanıyordu ki gümüşi bir siluet girdi içeri; önce ne olduğunu seçemedi genç cadı fakat daha sonra bunun heybetli bir dağ aslanı olduğunu anladı. Bir mesajı vardı.
“Kütüphanedeyim,yılanlar ortalığı karıştırıyor engel olmamız gerek, yaralıyım, yardım edin çabuk!”
Tristan! Ses ona aitti. Pen gözleri kocaman açılarak bir çığlık attı.
" Arwy, Claud, Koşun! Herkes salona insin! "
Öyle bir bağırmıştı ki yatakhanedeki herkesin kendisinif duyduğundan neredeyse emindi. Fakat bekleyemedi. Asasının yanında olduğundan emin olur olmazportre değilinden tırmandı. Kendisini koridora atar atmaz gördükleri karşısında ağzı açık kalmıştı. Dört bir yanda hayaletler uçuşuyor, öğrencilerin çığlıkları tüm şatoda yankılanıyordu. Hatta insan dışı, iç gıdıklayan başka bağırtılar dikkatini çekiyordu. Güvenli salonlarından çıkmak akıllıca değildi fakat Tristan'ı bırakacak değildi, asla yapmazdı. Diğerlerinin belkide çoktan gittiğini yada geleceklerini biliyordu, bundan emindi. Düşünmeden bilrdiği en kestirme merdivenlere yöneldi, nefes nefese kalsada hiç durmadan basamakları iniyordu. Yanından öğrenciler geçiyor, kimileri delirmiş gibi çığlıklar atıyordu. Pen, kütüphane katına indiğinde çığlıkların sebebini görmüştü. Yanılmadığından emindi; sihirli yaratıklar kitaplarında daima gördüğü korkunç troller. Nefesini tuttuğunun farkında bile değildi; farkına varıpta derin bir nefes çekince yanık kokusunu kolayca aldı. Kütüphane! Gözleri hemen süslü kapıya kaymıştı ve zorlanarak açılan kapıdan dışarı süzülen pis dumanı, ateşin hareketleriyle yarattığı ışık oyunlarını kolayca gördü. Üzerine yürüyen devasa, iğrenç yaratığı son anda farketmesine sebep olmuştu bu.
" Incarcerous! "
diye haykırdı yaratığı asasıyla işaret ederek ve sonuca bakmadan kolunun altından koşup geçti, hantal yaratık farkına bile varmamıştı belki. Olabildiğince az nefes almaya çalışarak kütüphaneye daldı; çığlıklar, duman, havada uçuşan sayfalar, koşuşturan, etrafa türlü büyüler yollayan öğrenciler, garip çığlıklar... Pen kendine hakim olamadan kocaman gözlerle etrafına bakıyordu, donup kalmıştı. Ortak Salonda aldığı mesajı hatırlayınca kendine geldi, ne demişti? Yaralıydı, yılanlar birşeyler çeviriyordu.
" Tristan! "
diye ciyakladı. Kocaman gözlerle etrafına bakıyordu, dumanların arasınd tanıdık silueti gördü.
" Lanet olası sürüngenler, ne yaptılar böyle! "
Öyle bir bağırmıştı ki Slytherin olduğunu bildiği birkaç yüz kendisine döndü. Kız rahatsız edici bir nefes daha aldıktan sonra tekrar Tris'e döndü. Yanında tanıdık Ravenclaw'lardan bir kaç yüz vardı.
" Bizimkiler şimdi gelirler, sen merak etme. İyisin değil mi? "
dedi endişeyle.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Yılanlar Okul'u Sarıyor

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
5 sayfadaki 9 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-