AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Noel Balosu ~

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
Eragon James O'Learnot

BannedBanned



Mücadele Tarafı : Δαρκ ψιΔε ~
Rp Sevgilisi : Touch Me Marjoline.
Kan Durumu : Safkan.
Patronus : Aslan.

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyPtsi Ocak 26, 2009 2:52 pm

Tasvir ~ Enine uzun profesör masasının yerinde duran kocaman bir sahne var, sahneden bakılınca boyuna uzun olan dört binanın yerinde ise düzenli masalar var. Tavandan yavaşça inen kar tanelerinin yanında inmeye başlayan ince, küçük ışıltılar insanın içine huzur veriyor. Büyük Salondaki gevşek hava insanlar içine işliyor, kanına girerek bütün bedenini ele geçiyor. Büyük pencerelerin yerini kristalden yapılmış taş parçaları duruyor; düz ve eşit şekilde kesilmiş. Kapıdan içeriye adım atıldığında iki tarafta da bulunan çam ağaçları var. Karşıya bakıldığında ise tekrar görülecek olan büyük çam ağaçları, masaların bitiminde iki tarafta da duruyor. Yerden yükselmeye başlayan renk renk balonlar ise dikkatleri üzerlerine çekebilecek durumda.


Güneş, dağların arkasındaki yerini yavaşça aldı, gökyüzünden elini ayağını bir tül perdesi gibi çekti. Yer yüzüne ve gökyüzüne sinen karanlık her zamanki soğuklunu hissettirmeye başladı. Karanlık gökyüzünden inmeye başlayan beyaz kar taneleri yeryüzünde ki yerini aldı. Dışarıda yürümeye çalışan insanlar, kara batarak yere çakılıyor, yürüyemiyorlardı. Karşıdan bakıldığında beyaz sisi fark edenler bahçeye çıkmak istemiyorlardı, ortak salonlara kapanıyorlardı. Yüzlerindeki heyecan işlerine de yansıyacak mı diye endişeler oraya çıkmaya başladı; fakat her şey hazır ve planlandığı gibi olacaktı. Kalplerde ki heyecanlar dindirilecek gibi değildi. Herkes büyük günün gelmesini çok önceden iple çekmeye başlamıştı. İple çekecek kadar güzel olacaktı zaten. Heyecanlar doruğa ulaşmış, sevinç nidaları duyulmaya başlanmıştı. Sevgilileri ile baloya gelecekler daha dikkatli ve daha heyecanlı görünüyordu. Bu tutmuş gölün etrafında dolanan tek tük insanlarda geçmişlerdi artık. Balo vakti yaklaştıkça yaklaşıyordu..

İnce parmaklarının arasında gezinen asa, cüppesinin cebine doğru gitti. İyice yerleştiğine emin olunca takım elbisesini kontrol etti; boydan gösteren aynanın önüne geçti dalgın bir şekilde. Siyah ceketini ve altına giydiği beyaz gömleği düzeltti. Siyah kravatını da son kez düzelterek ayakkabılarına baktı, siyah ve temiz görünüyorlardı. Beyaz tenine yerleşmiş soğuk, sinsi ve umursamaz tavır bir anda değişmişti; sempatik ve güler yüzlü biri hâline gelmişti. Gece boyunca çoğu kez bu ifadenin değişeceğinden emindi. Neden bu işi almıştı ki sanki? Sunucu olmak güzel bir fikir. Bütün eğlenceden uzak olmayacaktı zaten. Eğlencenin tam ortasında olacaktı.

Ahşap, dikdörtgen masanın üzerinde duran bardağın içinde ki kırmızı viskiyi kafasına dikerek bitirdi. Sessizliği bozarak nefesinin sesini dinledi birkaç saniyeliğine. Karanlık odadan sessiz, ağır adımlarla ayrılmak için hızla kapıya gitti. Gümüş tokmağını çevirerek kapıyı açtı. Bedenini koridora atarak ardından kapıyı kilitledi. Hufflepuff öğrencilerinin çoğunlukta olduğu koridordaki telâşı görünce yüzünde belirmiş olan tebessüm, sağ yanağına doğru kaymaya başladı. Bununda birkaç saniyelik olduğunu gördüğünde tekrar sempatik durumuna soktu kendini. Tanıdık birkaç yüzün selamını belli belirsiz geri gönderdi. Okulda ki yüksek gürültü her zamankinden daha fazla gibiydi. Kulaklarını parçalayan çocuk seslerine karşı hâlâ güler yüzle bakmak onun için büyük bir ilerlemeydi. Büyük salona yaklaştıkça gürültülerin azaldığını, huzura erdiğini fark etti. İnce teninde hissettiği soğuğun etkisini geçirmek istiyordu, bir an önce bir şeyler yapmalıydı. Ne olursa.. Düşünceleri birikmeye, onu delirtmeye başlıyorlardı. Bunu engellemek istercesine gerçek dünya ya geri döndü. Etrafında neredeyse kimse yoktu. Büyük Salonun kapısına kilit vurulmuştu; sadece profesörlerin bildiği bir şifre. Adımlarını sonlandırarak kapıya yaklaştı, içinden söylediği büyülü sözlerle beraber açılan kilidin ardından kapıyı da açarak kendini içeriye attı.

Kapıyı arkasından kapattığında kilit yeniden oluştu. Düzenlemeler sonucunda nasıl bir şey çıkacağını çok merak ediyordu. Kafasını çevirdiğinde sihirli gökyüzünden inen ince kar taneleri buzu andıran duvarlar ve üzerini kaplamış kaygan bir cam. Duvarlara bir metre arayla asılmış, buzdan, ince ayrıntısına kadar yapılmış yavru ejderhaların ağızlarından zincirlerle sarkıtılmış derin çanakların içerisine konulmuş parlak, mavi renklerdeki taşlar, salonunu ışıklanmasına yardım ettiği açıkça görülecekti. Her zamankinin neredeyse dört katı büyüklüğünde ki salon, bütün sihir dünyasının üyelerini karşılayacağını belli etmişti. Düzgün sırayla dizilmiş, yüzlerce masa, üç gruba ayrılmıştı. Masaların sonuna gidildikçe evcinlerini görebiliyordu. Epey uğraşmış olmalılardı ki; yüzlerinden okunan yorgunluğu belli etmemeye, sahiplerini tatmin etmeye çalışıyorlardı. Geniş, boş dans pistine geldiğinde kendisi için ayırtılmış kürsüye doğru ilerlemeyi kesmedi. Üç basamak yukarıda olduğu için çıkmakta güçlük çekmedi. Kendini biraz daha yukarıda hissettiği zaman, dönüp geriye baktı. Açık mavi camlardan yapılmış masaların ortasında fazla büyük olmayan çam ağaçları vardı. En tepelerine konulmuş ve sarı renkte parlayan yıldızlar ilgi çekici görünüyordu. Fazla ışıktan olacak ki; tavandaki sisten görülmeyen sihirli gökyüzünde ne olduğunu göremiyordu. Belki de bu geceki sihir oydu. Evcinlerindeki duraksamalar çoktan başlamıştı. Çoğunun yapacak işi kalmamış gibiydi. Birkaç dakikalık zaman diliminde yanına gelen suratsız evcini konuşmaya başlamıştı;


‘’Profesör O'Learnot, her şey tamamlandı efendim. Yemek komutunuzu be-‘’
‘’-Yeter! Gidin ve bekleyin. Umarım eksik bir şey yoktur.’’

Bakışlarını *Şak* sesleriyle kaybolmaya başlayan cinlerden kapıya çevirerek asasını tekrar doğrulttuğu kapının kilidi, büyülü sözlerle beraber açılıp yok olmuştu. *Çıt* sesi ile birlikte ardına kadar açılan büyük, ihtişamlı kapıya baktı. Arasında ki mesafe bayağı fazlaydı. Tekrar arkasına döndüğünde bir üst basamakta duran ve yine onun için ayırtılan sandalyeye kuruldu. Asasını tekrar cebine koyarak iki elini de gümüşten yapılmış sandalyenin kollarına uzattı. Arka tarafında bulunan kapalı bölmede duran insanların seslerini duymaya başlamıştı. Bakışları tekrar kapıya döndüğünde; içeriye adımlarını atmış ilk büyücüleri görebiliyordu, ayakkabılarından çıkan sesleri belli belirsiz duyabiliyordu. Yüzünden hiç eksik olmayan tebessüm her zaman ki gibi yapmacık olsa da dışarıdan normal bir hâlmiş gibi görünüyordu. Buna aldırmaksızın gelen tanıdık yüzleri selamlamaya başlamıştı. İnsanların yüzünde ki heyecan fark ediliyordu. Tabiî oturduğu yerden herkesi teker teker seçemiyordu; fakat duygularını hissedebiliyordu.

Rp Out: Rol oyunları tek başlık altında yapılacak. Herkes başlık altına rol oyunlarını bırakabilir.


En son Eragon James O'Learnot tarafından Paz Şub. 01, 2009 3:47 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/karakter-karty-f86/eragon-j
Haylie K. Queen

GezginGezgin
Haylie K. Queen



Mücadele Tarafı : Kendi halinde...
Kan Durumu : Safkan

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptySalı Ocak 27, 2009 8:36 pm

“Öf! Kadın olmak ne zormuş!” diye söyleniyordu hazırlanmak için uğraşan Haylie. Saçlarına, sonunda, şekil vermişti. Mavi gözlerinin üzerine düşen dağınık kahkülleri ona normalde olduğundan farklı bir hava vermişti. Normalde olduğu gibi hafif bir makyaj yapmıştı. Giyeceği kıyafetin üzerinde son güne bırakılmış değişiklikler yapması gerekiyordu. Giydiklerinde her zaman ona ait bir şeylerin olmasını isterdi. Bu takıntısı çoğu zaman başına dert açmıştı. Özellikle de çocukken.

Kıyafetini hazırlarken baloyu düşünüyordu. Balo’nun çok eğlenceli olacağını kulağına çalınan birkaç söylenti ortaya çıkarmıştı. Öğrencilere bu etkinliklerin hepsi söylenmemişti. Bazı etkinliklerse öğrenciler tarafından yapılacaktı. En çok ilgi çekeninse Noel Baba olacağını düşünüyordu, Haylie. Balo’nun yapılacağı salonu hazırlamak Hogwarts’ta çalışan -her zaman ki gibi- koca kafalı, çirkin ev cinlerine düşmüştü. Haylie ev cini çalıştırmayı sevmiyordu. Belki de sevimsiz görünüşleri yüzünden. Baloyu Profesörlerden biri sunacaktı: Eragon. Eragon sert görünüşlü biriydi. Görünüşüyle değierlendirilemeyecek insanlardandı.

Balo’ya çift olarak gitmemenin bir Profesöre yakışmayacağını düşündüğünden Profesör d’Arrigo ile gidecekti. Haylie’nin Hogwarts’daki ilk dönemi olan bu dönem tanışmışlardı. Gayet eğlenceli biri olduğunu düşünüyordu, Haylie. Lorenzo’nun yüzü gözlerinin önüne gelince daha bir acele etmeye başladı. Kimseyi bekletmeyi istemezdi. Biraz erken gitmekse hoşuna gidiyordu. Her şeyin hazır olduğundan emin olunca odasındaki eski boy aynasında kendine son kez bir göz attı. Kıyafeti üstünde yaptığı değişiklerle üzerine tam oturmuştu. Simsiyah olan elbisesi onu her zamankinden zayıf gösteriyordu. Bu yüzden bu rengi çok severdi. Hiçbir zaman kilolu biri olmamıştı. Aksine gayet zayıftı. Ama siyah kıyafetler onu daha zarif gösteriyordu.

Aynada kendini seyrederken düşüncelere dalıp gitmişti. Küçük bir rüzgâr uğultusuyla kendine geldi. Yüzüne samimi bir gülümseme oturtup odasından çıktı. Koridorlarda öğrencileri uğultusu duyuluyordu. Yavaşça ve kendinden emin bir şekilde Lorenzo ile buluşacakları yere yürümeye başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sophie Lily Johnson

GezginGezgin
Sophie Lily Johnson



Mücadele Tarafı : yok
Rp Sevgilisi : yok
Kan Durumu : safkan

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyPerş. Ocak 29, 2009 12:34 am

Lily gözlerini açtı ve geri kapadı. Yine odası mektuplarla dolmuştu. Son gazetesinden sonra ilk önce tebrik mektupları daha sonra da rumuzlu mektuplar. İnce bacaklarını yataktan sarkıttı, yerdeki mektuplara dikkat etmeksizin ayağa kalktı ve esneyerek yürümeye başladı. Aşağı indiğinde ortalıkta kimselerin olmamasına şaşırmıştı. Nerdeydi ev halkı. Ev cinleri Kopur' u çağırdı ve nefis bir kahvaltı hazırlattı kendine. Ev halkının uyanmamış olması normaldi, saat sabahın altısıydı. Bugün öyle çok işi vardı ki daha sonra da baloya katılacaktı. Dün aldığı mektuba göre maskeli balo fikrinden vazgeçilmiş ve doğal bir balo yapılmaya karar verilmişti. Lily kahvaltısını bitirdikten sonra yukarıya odasına çıktı. Bu mektupları ne yapacağı konusunda hiç bir fikri yoktu. Kopur’a söylese, çöpe attırsa olmazdı. Ne yapacaktı?! Odasının kapısını açtığında odasından içeriye giren o mutlu güneşi gördü. Mektupların üzerine basarak pencereye gitti. Camları açarken içeriye doğru savrulan soğuk hava mektupları da uçurmuş ve odası bir anda karma karışık olmuştu. Lily hızlıca camı kapatırken dışarıdaki bembeyaz örtüyü görünce çok şaşırmıştı. Bir akşamda nasıl da kar yağmıştı. Lily yere eğildi ve dün aldığı Muggle kıyafetlerini koyduğu kutuyu yatağının üzerine çıkardı. İçerisinde bulunan pantolonu ve kazağı dışarıya çıkardı. Hepsini üzerine giydiğinde ikizi Tatyana'nın odasından çaldığı boy aynasına baktı. Nede olsa tüm kış Hogwarts’ taydı aynayı aldığını nerden bilecekti ki. Aynı bir Muggle' a benziyordu. Üzerine montunu giyip tekrar kendine baktı. Bu Mugglelar amma gariplerdi. Kendine çizmede almıştı. Çizmeleri giyip pantolonunu da içine sokmuştu. Komik gözüküyordu. Birde altığı şapkayı ve parmaksız eldivenlerini takınca daha da komik olmuştu. Kendi kendine gülerken saatin geç olmaya başladığı gördü hızlıca aşağıya indi ve dışarıya çıkarak cisimlendi.

Sihir bakanlığı ziyaretçi girişine cisimlenmişti. Duyduğuna göre sihir bakanlığı çalışanlarının iki kişi arasında bir aşk vardı ve bunu öğrenmesi gerekiyordu. Telefon kulübesine girdi ve aşağı bakanlığa indi.İnsanlar ona tuhaf tuhaf bakıyorlardı. Çünkü üzerinde Muggle kıyafetleri vardı. Sihir bakanlığında hızlı yürümeye çalışıyordu ama tam iş başı saati olduğundan insanlar her yönden akın ediyordu. Lily asansöre bindi ve ikici kata çıktı. Burası Muggle eşyalarının kötü kullanımı ile ilgilenen büyücülerle doluydu. Bu işi yapan iki seherbazla röportaj yapması lazımdı. Çantasından fotoğraf makinesini ve dosyasını çıkardı. Çantasına büyü yapmıştı. İçeriye girdi ve ilk önce fotoğraflarını çekti. Daha sonra birkaç soru sordu. Ama iki seherbazda Lily’ i hiç iyi karşılamamıştı. Aşklarının duyulmasını istemiyorlardı galiba. İşle ilgili birkaç soru sordu, ve daha sonra hızlıca dışarıya çıktı.Fotoğraf yeterdi. Bununla ilgili haber uydurmak onun için çocuk oyuncağıydı. Ziyaretçi girişine tekrar çıktı ve cisimlendi.

Ağaçlık bir alana cisimlenmişti. Adımlarını hızlandırarak bu alandan dışarıya çıktı ve hızlı adımlarla parfümeri adı verilen yere girdi. Kadına makyaj malzemelerinin hepsini şehir dışında yaşayan arkadaşının evinde bıraktığını söyleyip tüm makyaj malzemelerini yenileyeceğini söylemişti. Parfümeri görevlisi ne kadar makyaj malzemesi varsa çıkarmış ve nasıl kullanılacağını anlatmıştı. Lily tüm makyaj malzemelerinden almak zorunda kalmıştı. Ama çok güzel bir köşe yazısı yazacaktı. Parfümeriden çıkarken dışarısının soğumaya devam ettiğinin farkına vardı. Artık beş parmağı boyunca kar vardı yerde. Lily bata çıka ağaçlığın arasına girdi ve yine cisimlendi. Kuaförde de saç sırlarını öğrendikten sonra Diagon Yolu’na cisimlenebilirdi. Zaten bu Muggle kıyafetlerinden çok sıkılmıştı.Daha kostüm provasına gidecekti. Tüm işleri de bugüne denk gelmişti. Acaba akşam baloda dans edecek hali kalacak mıydı. Aman dans etmese de olurdu. Öğrenciler dans etsin yeter. Onun habere ihtiyacı vardı.

Saatine baktı kuaförle olan randevusunu kaçıyordu. Hızlı adımlarla kuaföre girerken saçlarını yapacak olan adamın tuhaf olduğunun farkına vardı. Neden böyle garip konuşuyordu. Ve neden böyle garip hareketler yapıyordu. Adam saçlarını dalgalı bir şekilde topluyordu. Bunun da adına dağınık topuz demişti. Lily tüm saç sırlarını öğrenip kuaförden çıkmıştı.Saat beşe geliyordu. Lily yine ıssız bir yere yürüdü ve Diagon Yolu’na cisimlendi. Elinde taşıdığı makyaj malzemelerini çantasına tıkıştırırken bir yandan da Grinngotts' a yürüyordu. Kapıya geldi. Kapıda bekleyen iki iri gözlü görevli ona tuhaf tuhaf baktılar .Lily ilk bunun nedenini anlayamamıştı. Daha sonra üzerinde Muggle kıyafetlerinin olduğunu hatırladı. Grinngotts’ta bir saat harcamıştı. Bu sıralar kasadan para almak kadar zor bir iş yoktu. Para kesesini de çantasına atarken hızlı adımlarla bayan Murfy’ nin dükkanına doğru yürümeye başladı. Bayan Muryf’ e verdiği elbise siparişi tamamlanmış olmalıydı. Dükkandan içeri girerken zorda olsa gülümsedi. ‘’ İyi akşamlar bayan Murfy nasılsınız?’’ dedi. Kadın Lily den aceleci davranmış ve üzerine hemen elbiseyi giydirmişti. Bel kısmı biraz boldu. Yırtmacıda fazla yukarıdaydı. Bayan Murfy yırtmacı ve beli ayarlayıp elbiseyi bir kutunun içine yerleştirdi. Lily çantasını ve büyük kutuyu alarak dışarıya çıktı. Hava kararmıştı. Hemen Hogsmade’ e Hogwarts’ ın kapısının önüne cisimlendi ve kapıya sertçe vurdu. Kapıda olan görevli yine kıyafeti nedeniyle basın kartını görmek istedi. Lily kartını gösterdikten sonra okula giren uzun yolda yürümeye koyuldu. Kar daha da hızlı yağlamaya başlamış ve akşam sisi çökmüştü şatoya. Bugün Noel di. Aslın da Lily’ nin enerjik olması gerekiyordu ama bütün gün koşturup durmuştu. . Lily kapının önüne geldiğinde kardan adam gibi olmuştu diz kapaklarına kadar kara batmıştı. Yağan lapalarda montunu ve kafasını kaplamıştı. Lily okula girerken öğrencilerin şık giyinmiş etrafta koşturduklarını gördü. ‘’ Merhaba kardan adam dekoru geldi! ‘’ diye düşündü. Noel de yağan karın görüntüsü müthiş olabilirdi ama insanın işi olunca yağan kardan bile nefret edebiliyordu. Lily okula girerken öğrencilerin şık giyinmiş etrafta koşturduklarını gördü. Acaba Tatyana nerdeydi. Tatyana’ nın odasının dördüncü katta olduğunu biliyordu. Elinde koca bir kutu ve çantasıyla yavaş adımlarla merdivenleri tırmanmaya başlamıştı. Lily üçüncü kata çıktığında nefes nefese kalmıştı. Bu merdivenleri tırmanmayalı uzun yıllar olmuştu. Okula arada sırada uğrasa işi ya bahçede yada giriş katında olurdu. Lily ‘’ Yaşlanıyorum.’’ Diye düşünmeden edemedi. Dördüncü kata vardığında baya yorulmuştu. Tatyana’ nın odasının kapısına geldi ve üç kere kapıyı tıklattı. Açan olmadı. Lily bir koluna kutuyu aldı ve çantasını açtı. Ama hem kutuyu tutup hem içinde anahtar aramak zor oluyordu. Kutuyu yere bırakırken çantasının içinden anahtarı çıkardı ve kapıyı açtı. Anahtar yedek anahtardı. Tatyana okula sürekli geldiği için onu Lily’ e vermişti.


Lily kutusunu alıp içeriye girdi. Kutuyu açtı ve sarı fırfırlı etekli, straplez elbisesini üzerine geçirdi. Elbisenin üzerine işlenmiş güller Lily’ nin çok hoşuna gitmişti. Bayan Murfy’e kocaman bir demet teşekkür çiçeği göndermeyi unutmamalıydı. Muggle kıyafetlerinden kurtulduğu için memnundu. Ayaklarını topuklu ayakkabıları giymeye çalışıyordu ama bir türlü ayakları ayakkabının içine girmiyordu. Lily yere basarken ayaklarına baktı ikisi de kocaman olmuşlardı. Bugün gerçekten çok yorulmuştu. Lily asasını ayaklarına tuttu ve bir şeyler fısıldadı. Ayaları eski haline dönmüştü. Topuklu ayakkabıları baloya girerken giymeyi düşünüyordu. Çünkü topuklu pek fazla giymezdi, ve ayaklarının buna daha fazla dayanabileceğini sanmıyordu. Lily parfümeriden aldığı tüm makyaj malzemelerini dışarıya çıkardı. Hafif bir makyajdan sonra Tatyana’ nın dolabını açtı ve balo elbisesinin hala yerinde durduğunu gördü. Demek daha giyinmemişti. Makyaj malzemelerini Tatyana’ nın yatağının üzerine bıraktı. Bunlara ihtiyacı olacağı kesindi. Lily kutunun içinden elbisesiyle uyumlu küçük çantasını da çıkardı. Ona da bir büyü yapmalıydı. Maalesef fotoğraf makinesi çok büyüktü. Ve dosyasının da içine sığması gerekiyordu. Çantasını da hazırladı ve yatağın üzerine oturarak Tatyana’ yı beklemeye başladı. Yatağa uzandı bir süre bekledi. Sağdan sola dönüp iki de bir saatine bakıyordu. Bir süre daha bekledikten sonra geç olduğuna kanaat getirerek ona bir not bırakıp baloya inmeye karar verdi.

Sevgili kardeşim…
Seni bekledim ama daha fazla gecikemeden baloya inmem lazım. Neyse yatağının üzerine bıraktığım malzemeleri nasıl kullanılacaklarını da yazdım inan asayla yaptığından daha güzel oluyor. Hadi baloda görüşürüz çok öptüm seni.

Nota bir kez daha göz attıktan sonra dolabına yapıştırdı. Kapıyı kilitledi ve aşağıya inmeye koyuldu. Balo salonuna bir kat kala topuklu ayakkabılarını ayağına geçirdi. Kapıda gençler eşlerini bekliyordu. Bu balonun maskesiz olması onun işini zorlaştırıyordu. Çoğu öğrenci onu tanıyordu. Aslında her ne kadar geveze olsa da öğrenciler onu seviyorlardı galiba. Lily kapıda bulunan öğrencilere gülümsedi. Kızın biri yanına gelerek; ‘’ Sen dırdırcısın demi. Selam Ben Elina. Size mektup yazmıştım. Biliyorum yazmamamı söylemiştiniz ama…’’ dedi. Lily sözünü keserek ‘’ Evet canım dırdırcıyım ama Lily desen daha iyi. Keşke göndermeseydin mektup, odamda kocaman bir yığın var.’’. bir süre daha muhabbet ettikten sonra Lily tekrar görüşeceklerine söz vererek ayrıldı bu küçük kızın yanında. Etekleri biraz uzun muydu bu elbisenin. Lily eteklerini tutarak içeriye girdi. Salon’ un ihtişamıyla bir müddet durakladı kapıda.

Salon, sihirle büyütülmüştü. Tavandan yağan kar taneleri sabahtan beri gördüklerinin aksine insanı mutlu kılıyordu. Lily yavaş adımlarla salonda ilerlemeye koyuldu. Bir yandan yürüyor bir yandan da salonu inceliyordu. Daha çok az kişi gelmişti baloya. Lily kıyıda bir masaya yerleşti. Öğrencilerin dikkatini çekmeden, fotoğraf çekmeyi planlıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lorenzo d'Arrìgo

BüyücüBüyücü
Lorenzo d'Arrìgo



Mücadele Tarafı : Karanlık.

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyPerş. Ocak 29, 2009 8:47 pm

Yeni bir güne merhaba diyen İngiltere, güneşin doğuşuyla yaklaşan Noel için hazırlıklarını sürdürüyordu. Bu, onlar ve diğer herkes için önemli bir gündü. Acımasız zaman hızla ilerliyor ömürden ömür götürüyordu. Herkes için farklı anlam taşımaktaydı bu Noel. Kimisi için hüzün, kimisi için sevinilebilecek birkaç şeyden biri. Hogwarts'ta bu hazırlıklara çoktan başlamıştı. Çalışanlar Büyük Salonu ellerinden geldikçe güzel ve partiye yakışır bir şey hazırlamaya çalışıyor, öğrencilerde ailelerine resimli kartpostallar atıp noellerini kutluyor, profesörlerde birbirleriyle yarışmak için -özellikle bayanlar- kıyafet ya da eş seçimlerini yapmaya başlamışlardır. Tüm bu hazırlıkların olduğu sıra Noel'in vazgeçilmezi kar, tüm ihtişamıyla İngiltere'yi çepe çevrelemişti. Karın vurduğu bir yerde Diagon Yolu'ydu. Lorenzo elinde kahvesiyle Diagon Yolu'ndaki bir kafedeydi. Sert bakışlarını tamamlayan, siyah kapşonlu çeket, yünden yapılma siyah kazak ve siyah kadife pantolonunu üstündeydi. Karın her tanesi ayrı bir zevkle yeryüzüne düşüyordu. İngiltere halkı, bu durumdan hoşnut Noel alışverişlerini yapıyordu. Lorenzo, cam kenarında boş bulduğu bir masaya oturduktan sonra istediği kahvenin tadına vararak yarılamış, ciğerlerine kadar işlenmiş olan tütün kokusunun geldiği yeri merak ederek tekrar kahvesini yudumladı. Kafasını sola doğru çevirdiğinde tütün kokusunun geldiği yere doğru baktı. Tüm dükkân bu tütünün kokusunu tadmıştı. Yaşlı kadının üstünde 60'lardan kalma, geniş cepli, kendisine üç beden büyük gelmesine rağmen giydiği, krem tonlarından uzak daha koyu renkli bol paçalı bir elbise vardı. Saçları eski elçi kadınlarının hükümdarına yaranmak amaçlı kıyafetini tamamlamak için yaptığı topuzlardan biriydi. Kahvesini bitirmişti. Dışarıya çıkmadan önce son birkez tadını çıkarmak için pencere kenarından dışarıya seyretmeye arar vermiş, camın yanına gittiğinde ise yere düşen her kar tanesinin onun için bir şeyler anımsattığının farkına varmıştı. Ellerindeki siyah eldivenleri çıkartarak, ceketinin cebine sokuşturuverdi. Dışarıyı seyrettikten sonra ceketini üstüne giydi ve kapıya doğru ilerlerken yaşlı kadının yüzünde kaybolmayan tebessümü Lorenzo ile paylaşmıştı. Elleri aşınmış, dersisi harap olmuştu. Kansız bir tavrı olduğunu yüzünün içiriye çömesinden anlaşılabiliyordu. Ellerini ısıtmak için ilkel bir yönteme başvurarak ikisini birbirine sürtüyordu. Her ne kadar acınası bir durumda olsa da -galiba- son geçim kaynağının bu dükkân olduğu aşikârdı. Kapıyı açtığında döşemenin köşesindeki küçük çan çalarak dışarıya çıktı. Bal rengini andıran gözlerini etrafta gezdirirken, ceketinin önünü ilikledi ve yoluna doğru devam etti. Kar, Lorenzo'nun saçlarını okşadıktan sonra eriyerek kayboluyordu. Siyah ceketinin üstüne tane tane konan karı eliyle itiyordu ama, kar daha çok düşüyordu. Karın üstünde güçlükte ilerlemeye başladı. Bu civara sık geldiği için Hogwarts'la arasındaki mesafeyi göz kararı ölçebiliyordu. Kolaya kaçarak bir çam ağacının arkasına geçerek gözden kayboldu.

...

Koridorlarda hızla ilerlerken öğrencilerin konuşmaları her bir köşeyi sarmış, gittiği her yerde onların sesini duyar olmuştu. Akşam balo vardı ve herkes gibi onunda hazırlanmaya ihtiyacı vardı. Baloya da genç profesörlerden olan Mrs. Queen ile gidecekti. Hogwarts'ın ilk döneminde Büyük Salon'da tanışmışlardı. Odasına vardığında aklından geçenleri uygulamak zorunda olduğunu düşünüyordu. Tipik 'bay centilmen'i oynayacaktı akşam. İçeriye girdiğinde penceresine hiddetle vuran koca gözlü, sivri tırnaklı renginin tam olarak neye benzediğini kestiremediği renge sahip baykuş camın önündeydi. Camın oraya doğru ilerledi ve camı açarak baykuşu içeriye aldı. Ağzında tuttuğu zarfa doğru hamle yaparak onu almaya çalıştı. Sertçe onun ağzından çekti ve hamlesi başarılı olmuştu. Buruşan zarfı eliyle biçim kattıktan sonra özensizce mühürlenmiş zarfı yırtarak açtı. İçinde yazılanları teker teker okumaya başladı. "Lorenzo, tatlım... Geçen yıl kutlayamadığımdan ötürü beni affetmeni istiyorum. Yeni yılını kutlamak istiyorum. Annen..." yazılanları tek tek okudu. Kırışık olan kağıdı eliyle düzeltti ve zarfın içine koyarak bir kenara attı. Baykuşu pencereden dışarıya fırlattı ve kanatlarını çırparak geldiği yere doğru uçmaya başladı. Tam anlamıyla mutlu sayılmazdı. Şimdi akşam için hazırlanmalıydı. Odasından, Hogwarts'ta gerçekleşen balo'nun belirtilerini hissedebiliyordu. Çabuk bir şekilde odasına girdi, dolabından siyah bir takım elbise çıkarttı. Takım elbiseyi hiç sevmezdi bu yüzden dolabında hiç bulunmazdı. Kolları geniş, üstü toz çeken, ceket kısmı arkadan uzun, beyaz bir gömlek ve paçaları geniş bir pantolondu kıyafeti. Gömleğin düğmelerini ilikledi ve pantolonu altına geçirerek, ceketi üstüne giydi. Kendini ucube gibi hissettirmişti bu takım. Ceketini sevmiş, Haylie'yi bekletmemek için odadan çabuk çıkmalıydı. Hızlı adımla yerdeki parkeler sertçe basıp ilerlemeye başladı koridorlarda. Buluşacakları yere vardığında Haylie ilerde bekliyordu. Onu gördüğünde yüzünde gülümseme belirdi ve yanına doğru gitmeye başladı. Üstünde askılı, siyah, onu her zamankinden daha ince gösteren, tüm vücudunu sarıpsarmalayan, ilk görünüşte herkesin 'iyi' diyebileceği, önyargıda bırakmayan bir elbise seçmişti. Saçlarına ise her zamanki dalgalığında, yüzü parlak ve hafif bir makyaj vardı. Yanına vardığında yüzündeki gülümseme artmıştı. "Mrs. Queen(!) Balo için hazır mısınız?" dedi, onun güzelliğine ve özellikle gülümsemesine bakıyordu.



En son Lorenzo d'Arrìgo tarafından Paz Şub. 01, 2009 5:28 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jean Carlo Nertaux

GezginGezgin



Mücadele Tarafı : Yok

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyCuma Ocak 30, 2009 4:34 pm

Sessizlik! İnsanın, en çok arzuladığı bir vakitte huzur ve rahatlık veren bu aziz varlığı, sessizliğin sesini hissetmesi kadar muhteşem bir duygu var mıdır? Yüzlerce insanın bir şato içine kapatılmış olup da, akşamın bir vakti, Noel Balosu adına son hazırlıklarını tamamlamaları için zaman harcadıkları bir sıra sessizliğe erişmek! Elbette daha mükemmel duygular, hisler vardır. Fakat o gün için Rus büyücüyü oldukça rahatlatan bu dakikalar, belki de hayatının en muhteşem anları idi. Bütün büyücü halkını bu şölene davet etmiş olan okul yönetimini, balodaki partnerini, eğlence esnasında neler ile karşılacağını, lanet tuvaletinin ne zaman biteceğini düşünüyordu. Evet, bir erkekler tuvaletinde, şaşılacak kadar temiz bir kabinin içerisine tıkmıştı bedenini. Sessizliği köşeye sıkıştırabileceği en uygun yerin, üçüncü katta bulunan bir erkekler tuvaleti olduğu kanısına varmış, şatonun bu bölümüne ulaşabilmiş ve işini görmeye başlamıştı Fyodor.

Bir dakika sürmeden işini bitirdi ve tuvaletin ön kısmına yollandı. Tuvaletin diğer bölümleri kadar temiz olan aynaya yaklaştı ve bir yandan elini yıkarken, diğer yandan tipini incelemeye başladı. Yeterince iyi miydi? Evet, öyleydi. Parıl parıl parlayan, gri bir takım elbise, altına geçirdiği mavi gömlek, takım elbisesine uygun bir papyon ve oldukça tuhaf, gömleğiyle uyumlu bir büyücü çizmesi. Tabii; bütün bunların üzerine bütün ihtişamını sergileyen, gri bir de pelerin. İçini çocuksu bir mutluluk ve heyecan doldururken, aynada kendi kendine tuhaf hareketler yapmadan, tuvaletten çıkıverdi. Yalnızlık ona göre bir şey değildi, bunu pekâlâ biliyordu. Kulağına ulaşan rahatsız edici gürültüye aldırmamaya gayret ederek, suratında asi bir gülümsemeyle Büyük Salon'un yolunu tuttu.


''Bu ne güzellik?!'' Dudaklarından çıkıveren bir ıslık, koyverdiği ani tepki ile pekişiyordu. Kendisine oldukça çekici bir partner seçtiğini başından beri biliyordu. *Ah şu Uranie!* Öğrendiğine göre Kriptografi Profesörlüğü yapan bu kadına, pek çok öğrencisi hayrandı herhalde. Bu kadın, çocukluk arkadaşı ve bir sevgili idi onun için, okul içerisinde tanıdığı pek az büyücü olduğundan ve bu kızın, teklifini hemen kabul etmesinden dolayı, balonun en önemli -kendisi için- kısmı adına uğraşmasına gerek kalmamıştı. Gülümsemesi üzerinde, kadınına doğru yaklaştı. Kızıl saçların, o güzel çehreyi işgal edişini zevkle seyretti. Birkaç saniye içinde onun elini kavramış bir halde, kalabalığın arasında kaybolmuşçasına salona ilerliyorlardı bile.

Büyük Salon'u o alışıldık havasından koparmış, görkem dolu bir manzara yaratmış olan yeni dekora bayılmıştı. Cıvıl cıvıl insanlar, bu harika salona renk katıyordu. Boya kutusundan çıkmışa dönmüş olan genç kızlar, onların peşlerine takılmış erkekler, koyu muhabbetlerine şimdiden dalmış olan yetişkinler, hemen hekes yerini almaya başlamıştı. Zamanında burada bulunduğuna pek seviniyordu. Hoş, sevgilisi olmasa burada bulunamayacaktı. Sabah kendisine içirdiği bir çeşit 'neşe' iksiri sayesinde bulunduğundan çok daha farklı bir kişiliğe bürünmüş, kıpır kıpır bir hal almıştı. Neyse, sonunda buradaydı ya! Salona partneri ile birlikte adım atıp, masalardan birine yerleşmişti. Bütün olanlar kendisi için pek önemsizdi, eğlenceyi ve eğlenmeyi bekliyor gibi bir görüntü oluşturuyordu. Bir yandan etrafı seyrederken, diğer yandan sarhoşvarî tavırlarla sevgilisi ile muhabbete başlamıştı bile...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Haylie K. Queen

GezginGezgin
Haylie K. Queen



Mücadele Tarafı : Kendi halinde...
Kan Durumu : Safkan

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyCuma Ocak 30, 2009 4:47 pm

Haylie’in partneriyle buluşacağı yer Büyük Salon’a çok yakındı. Salon’dan gelen gürültü Haylie’nin heyecanını ikiye katlamıştı. Öğrencilerin o iç gıdıklayıcı kahkahaları kulağına çalındıkça sabırsızlanıyor, merakı artıyordu. O bu şekilde sabırsızken önünden gelip geçen insanlara başıyla selam veriyordu. Arkasındaki eski tabloda oturan şişko adam ona manzarasını kapattığı için bağırmasının üzerine yerini değiştirmişti. Bu sırada uzaktan Lorenzo’yu gördü. Buluşacakları yere gelmesinin üstünden çok fazla geçmemişti. Gülümseyerek ona geldiğini görünce rahatladı. Onun gelmesini mahçup bir havayla izledi. Üstündeki şık takım onu biraz sıkıyor gibi görünse de yakışmıştı. Pantolonu ve ceketinin ayrı bir havası vardı. Uzun siyah saçlarıyla şık bir tezat oluşturan beyaz gömleği her zamankinden daha yakışıklı görünmesini sağlıyordu. Yanına vardığında ona çok yakışan kocaman bir gülümsemeyle sordu.

"Mrs. Queen(!) Balo için hazır mısınız?"

Küçük ama samimi bir kahkahayla cevap verdi.

“Baloya sizinle gidecek olan birinin hazır olmaması mümkün mü?”

Koluna girip Büyük Salon’a doğru yürümeye başladı. Havadan sudan konuşarak Büyük Salon’a varmışlardı. Kapıdan girince göze çarpan ilk şey Profesörlerin masasının yerine konan koskocaman sahneydi. Bina masalarının yerindeyse küçük birkaç kişilik masalar vardı. Salon tamamen başka bir yermiş gibi görünüyordu. Salon’u dolduran insanların üzerine umarsızca inen ışıltılı kar taneleriyse mistik bir hava vermişti. İnsana huzur veren bu manzaranın bir parçası olmaksa ayrı bir heyecandı Haylie için. Masaların arasında yürürken çok fazla kişinin olmadığını gördü Haylie. Sonuçta daha yeni başladı, birazdan doluşurlar, diye düşünüyordu. Oturacak bir yer bakınırken sordu.


“Nereye oturalım Mr. d’Arrigo?”


En son Haylie K. Queen tarafından C.tesi Ocak 31, 2009 3:02 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
William Theodore Crawford

GezginGezgin



Mücadele Tarafı : Yok.

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyCuma Ocak 30, 2009 5:04 pm

''Sesini kesecek misin sen?''

Gryffindor Ortak Salonu, hazırlık içinde olan bina öğrencileri tarafından işgal edilmişti. Yatakhaneler ve ana salon, neredeyse ağzına kadar doldurulmuş bir durum sergilemekteydi. Bu karışıklık içerisinde yerini almış olan William, kardeşinin kendisi ile dalga geçmesine seyirci kalıyor, Luke'a sırıtarak cevap vermekle yetiniyordu. Onunla uğraşacak hâli yoktu, on altı yıl boyunca alışık olduğu bir şamataydı bu. Buna rağmen, kardeşi her zaman gerçekler üzerinden yola çıkarak şakalara başvuruyordu. Az önce söylediği, 'saçını taramana gerek yok, oğlum! Bir havucun tepesi ile uğraşmaya lüzum yok!' sözleri, buna güzel bir örnekti. Fakat William'ın bu durumdan ötürü gururlandığını bilmiyordu. Böyle durumlarda saçı ile dakikalarca uğraşması gerekmiyordu. Eh, bu çocuk ayna karşısında pek az vakit geçiriyordu.

Annelerinin yolladığı siyah bir takımı üzerine geçirmiş, yatağını toplamış, kardeşinden kurtulmaya çabalıyordu. Bu tür durumlarda kendisi ile uğraşmayı pek severdi Luke, ne hoş. Kıvırcık saçlı kardeşine şakayla karışık birkaç küfür savurmasının ardından, yatakhaneden sıyrılmayı başardı. Şimdi aklında canlandırması gereken daha güzel konulara yönelmeliydi. Evet, daha güzel. *Karyn Mia Roseen* Akıllı olduğu kadar alımlı, şirin bir öğrenci kızdı. Kendisine göstermiş olduğu ilginin farkındaydı, bunu geçen akşam ona göndermiş olduğu mektuptaki cevabından anlıyordu. Basit fakat işe yarar, küçük bir adım ile balodaki partnerinin bu eşsiz cadı olmasını sağlamıştı. Mektup ile gerçekleştirdikleri anlaşmaya göre ikili, balo salonunda buluşacaktı. Böylesinin ikisi için de daha uygun olacağına karar vermişlerdi. *Geliyorum güzel kız!*

Düşüncelerine öylesine dalmıştı ki, ortak salondan ne ara çıktığını, kule merdivenlerine nasıl vardığını aklı almadı. Genç bir âşık mıydı? Eh, akla uzak olmayan ve iyimser bir ihtimaldi. Gülümsemesi suratında, olanca hızıyla merdivenden merdivene geçerek (geçmeye çalışarak), Büyük Salon'a inmeye başladı. İnsanlar her yerdeydi. Neredeyse herkesten çeşitli kokular ortalığa yayılmıştı. Bu kalabalığın oluşturduğu görüntü ve koku, William'a fazlasıyla berbat geldiğinden, birkaç kez güzel giyimli öğrencileri itmek, omuz atmak gibi çeşitli hamlelere kalkışmak zorunda kaldı. Bir de yaramaz hareketli merdivenler vardı. İşi iyice bozuyor, kalabalığı geciktirmekte başarıya ulaşıyorlardı. O akşam William'dan epey bir küfür yedikleri su götürmezdi.

Nihayet giriş katına vardığında, içindeki rahatlamanın yerini heyecan almaya başladı. Başka bir binadan, başka bir takımdan ve sanki başka bir diyardan olan bu kız ile böyle bir konumda olmak biraz tuhaftı. Acaba ona da öyle gelmiş miydi? Gelseydi, neden kabul etsindi ki? Kendi kendine sürdürdüğü soru-cevap oyunu beyninde dolanırken, gözleri de muhteşem salonu dört bir yanını tarıyordu. Salona çoktan giriş yapmış, heybetli kapının birkaç metre ilerisinde durmuş halde etrafı inceliyordu. Az sonra yüce bir güzelliğin kendisini karşılayacağından emin, şirin bir ifade takınmakla uğraşırken, bu bekleyiş William için giderek sabırsızlığa dönüşüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Edward Colbert

GezginGezgin
Edward Colbert



Mücadele Tarafı : Redimus.
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Kurbağa

Noel Balosu ~ Empty
MesajKonu: Geri: Noel Balosu ~   Noel Balosu ~ EmptyC.tesi Ocak 31, 2009 12:41 pm

''Ah! Bir serseme benziyorum.'' Noel Baba kıyafeti giydiği için yakınıyordu. Kostüm rahatsız ediciydi, zaten sakalı kaşındırdığı için takmayacaktı. Noel Baba olmasına rağmen yüz makyajını gene yapmıştı. Şimdi de noel şapkasını takmış, kuyruğunu hangi tarafa atacağını düşünüyordu. Ayna karşısında durup kendine bir baktı. Profesörler arasında onun uygun görülmesini anlayamıyordu. Herhalde eğlence anlayışı ve giyim tarzı onun seçilmesindeki önemli iki etkendi. Jack, bunu önemsemedi. Önemli olan nasıl seçildiği değildi, sadece seçildiğiydi. Şapkanın kuyruğunu sol tarafa attı, ordan gözünün önüne düştü hemen. Suratını asarak şapkanın ucundaki ponpona baktı. Bıkkın bir şekilde bir tokat geçirdi ponpona, ardından onun ileri geri yol almasını izledi. Tanrı aşkına! Bugün Noeldi ve Jack de Noel Baba olacaktı. Başka ne isteyebilirdi ki! Mi acaba? Sonra çocuklara hediye vereceği geldi aklına. Hafif tebessümü bütün yüzüne yayıldı ve korkutucu bir sırıtışa dönüştü. Ponponunu sağ tarafa atıp durmasını sağladı, daha sonra hediye torbasına ve yanındaki hediyelere yöneldi. Evet, neler vardı; bir sürü şey. Minikler için oyuncaklar, daha büyükleri için şaka malzemeleri, okuma kitapları, bir kaç büyücü satrancı, hepsini asasının zarif bir hareketiyle paketledi ve gene büyü kullanarak torbanın içine yerleştirdi. Bu daha başlangıç aşamasıydı ve bu uzun gece boyunca eğlenecekti. Eğlenmek zorundaydı. Ne de olsa o bir Noel Baba'ydı ve Noelin ruhunu yansıtacaktı. Yavaş yavaş Noel Baba'lığa alıştığını farkederek şaşırdı. Fakat ne olursa olsun o lanet sakalı takmayacaktı. Sakalsız bir Noel Baba olarak tarihe geçecekti. Bu hayalin gerçek olduğunu düşününce gözleri kamaştı. Hediyelerin olduğu çuvalı sırtına yükledi. Bayağı ağırdı fakat bu yaşlı Noel, bunun altından kalkabilirdi. ''Şu ren geyikleri nerde ha?'' Geyiklerin olmadığını iyi biliyordu, Profesörler Odası'ndan Büyük Salon'a geyikle uçamazdı elbette. Çuvalın ağırlığına söylenerek Büyük Salon'a doğru yürümeye başladı.

Büyük Salon'a giderken eğlenebileceğinden emindi artık.
''Ho ho ho!'' naralarıyla çevresini güldürüyordu. İnsanların gülmesi demek, Jack'in gülmesi demekti. Bir de şu çuval olmasaydı ne güzel de 'ho ho'lardı. Neyse ki Büyük Salon'a vardı, hemen içeri girdi Noel Baba için ayrılan sandalyeye yerleşti. Çuvalını yanına koydu, ağzını bağladığından emin oldu. Yeşil saçlarının dışarı uzanan tellerini alıp şapkasının içine tıkıştırdı ve tekrar gözünün önüne düşen ponponu bu sefer arkasına attı. Ponponuyla oyununu bitirir bitirmez, salonun süslemesine baktı. Basit tılsımlarla harika işler çıkartılmıştı. Evet! Gerçekten ilgi çekiciydi, salonu gözlerken gözleri kamaştı Jack'in. Sonra silkelenip kendine geldi ve, ''Ho ho ho! Mutlu Noeller.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Noel Balosu ~

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki

 Similar topics

-
» Noel Balosu
» Noel Balosu
» Mezuniyet Balosu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-