AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Parti Başlasın

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3
YazarMesaj
Fibonacci Belinski

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Fibonacci Belinski



Mücadele Tarafı : Ravenclaw
Rp Sevgilisi : Olsun İsterdi
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Capicorn

Parti Başlasın - Sayfa 3 Empty
MesajKonu: Geri: Parti Başlasın   Parti Başlasın - Sayfa 3 EmptyC.tesi Haz. 05, 2010 1:57 am

O'Brien dı sanırsam...
Yüzündeki zafer sarhoşluğunu , kaymak birası kokan nefesiyle birleştirmiş , taşan neşesini büyük bir gizlilk ile örten Ravenclaw öğrencisi
'Bugün parti var , mutlaka gelmelisin , İhtiyaç Odası'nda'
Babamın günlükleri ... Evet burayı biliyordum , ve içeri girebilmek için yığınla ihtiyaca sahiptim , fakat yorgun ayaklarım beni 3kez taşıyabilecek miydi ? Kaymak birası mıydı o koku , hiçbir şey sarhoş birkaç genç büyücü kadar cezbedici olamadı
'Hadi gidip zafer kutlayalım....!'
1.Sınıf olmam nedeniyle pek arkadaşım yoktu ve eşlik edebilesi iyi büyücüler muhtemel bir ihtiyaçtı ,
2. Gelişim inanıyorum ki oldukça yorucu geçeceğinden susatacaktı ki bu da hayati bir ihtiyaç
Unutkanımdır ... Zihnim anıları , suyu hapseden mendil kadar çabuk tutar , işi bitenin mendili atması kadar çabuk bırakır , gerçekten büyük bir şato , ne kadar da yalnızım O da ne bir kapı , daha önce olmadığına yemin edebilir... Kaymak birası mıydı bu koku
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frederick C. O'Brien

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Frederick C. O'Brien



Mücadele Tarafı : Where the grass is much greener
Kan Durumu : Safkan

Parti Başlasın - Sayfa 3 Empty
MesajKonu: Geri: Parti Başlasın   Parti Başlasın - Sayfa 3 EmptyC.tesi Haz. 05, 2010 2:32 am

Maç sonrası.

Rahat bir şeyler giymiştim üzerime Quidditch formasını çıkarıp. Kendimi yatağıma attım ve gerilen yaylar dolayısıyla zıpladım hafiften. Hareketlenmeden sonra mutlak sessizlik. Aşağının yani Ortak Salon'un çok gürültülü olduğunu biliyordum bir sürü Ravenclaw öğrencisi maç hakkında konuşuyor nasıl da yılanları ezdiğimizi onları rezil ettiğimizi birbirlerine anlatıyordu. Fakat kapıda sessizlik efsunu olduğundan seslerin hiçbiri Yatakhane'ye gelmiyordu. Ne yapacağımı bilemedim, yatağımda bir oraya bir buraya döndüm. Ne uyuyasım vardı, ne de aşağıdaki can sıkıcı muhabbete katılasım. Gece lambasının yanında duran asamı aldım ve incelemeye başladım. Boş zamanlarımda çok sık yaptığım bir şeydi bu benim. Artık beş yıllık olmuştu ve eskimenin izleri yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Cilası gitmişti, yer yer çentikler ve çizikler vardı...
Yatağımda doğruldum, kafamı taşıyamayacak kadar tembeldi boynum, kafam önüme düştü saçlarım gözlerimin önüne geldi. Can sıkıntısıdan ölmek üzereydim sanırım. Ne yapacağımı bilmeden kalktım yatağımdan ve bir an bile ne yaptığımı düşünmeden Yatakhane'den çıktım.

Herkes hararetle birbirine bir şeyler anlatıyordu, kimse birbirini dinlemiyordu, bazılarıysa iyice kendinden geçip, altında bir süpürge varmışçasına bazı oyuncuların hareketlerini tekrar canlandırmaya çalışıyorlardı. En çok gördüğüm canlandırma düşüşlerdi. Haklı olarak tabi, çünkü maça yedi kişi olarak başlayıp dört kişi bitirmiştik. Küçük sınıflardan birinin süpürgemin ucunun Anita'ya çarpmasını anlatıyordu diğer arkadaşına, daha fazla onlara bakmadım kafamı başka yöne çevirdim ve tam o sırada Bradley'i gördüm.
Herkese İhtiyaç Odası'nda bir parti olacağını duyurdu. Bazıları gürültüden onun ne dediğini duyamamış birbirlerine soruyorlardı, küçük sınıflardan bir tanesi gelip bana Brad'in ne dediğini sordu:

"İhtiyaç Odası'nda parti varmış. Hani maçı kazandık ya." diye dalga geçtim sanki o bilmiyormuş gibi.

*Madem parti var* diye düşündükten sonra Ortak Salon'dan da çıkıp İhtiyaç Odası'nın yolunu tuttum. Uzun süren bir yoldan sonra kapının normalde bulunması gerektiği yere vardım. Üç kere önünden geçerken düşündüğüm tek şey parti yapacak bir yerdi tabi ki.
Kapı yavaş yavaş belirdi önümde. Altın kaplamalı kapı tokmağını ittim ve içeri girdim.

Ravenclaw Ambleminin yanındaki "Kazandık!" yazısı beni karşıladı. Ağzım kurumuştu, içeceklerin bulunduğu yere doğru yöneldim.

Herkesin keyfi yerindeydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Patience Schelden

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Patience Schelden



Mücadele Tarafı : Çıkarları.
Kan Durumu : Safkan.

Parti Başlasın - Sayfa 3 Empty
MesajKonu: Geri: Parti Başlasın   Parti Başlasın - Sayfa 3 EmptyC.tesi Haz. 05, 2010 9:39 pm

Kafasını bana çevirip baktığında, soğuk bakışlarına maruz kalmıştım. O an için kısa süreli bir irkilme yaşayarak kendime geldim. Gerçekten şu haliyle ürkütücü görünüyordu. Suratına yerleşmiş çarpık gülümsemesiyle hâlâ bana bakmaya devam ediyordu. Ama belli oluyordu, kafasını hangi lanet düşünce karıştırıyorsa ona verilmiş bir tepkiydi bu, bana değil. Gözleri dalmıştı, yine. Boş bakışlardı bunlar. Ama bildiğim bir şey vardı; kendi hayatını harcamadan o düşünceyle yüzleşmeli ve onu bir kenara atmalıydı. Aksi takdirde kimsenin, özellikle de Nymph'in istemeyeceği şeyler olabilirdi. Bradley'nin soğuk havası her zaman üzerindeydi, evet. Ama şimdi ki durumu daha farklıydı. Onu daha önce hiç düşünceleriyle boğuşurken bulmamıştım. Her ne kadar çok konuşmamış olsak da herkes gibi benim de gözlerim takılıyor ve onu inceliyordum. "Özür dilerim, zihnim bu aralar biraz fazla meşgul. Gördüğün gibi, Quidditch bile bu düşünceleri uzaklaştıramıyor." Ah, emin ol senden daha iyi görebiliyorum bunu. Özür dilemene gelince, kabul edildi. Ben onun arkadaşı sayılmazdım, onu teselli etmek gibi bir durumumda söz konusu olmadığından oldukça rahat hissediyordum. İçinde çırpındığı bataklıkta dibine kadar batabilirdi, bu tamamen onun seçimi değil miydi yani? Kafasında ki o düşünceyi bilmiyordum ama ondan kurtulmakta yine onun elindeydi. Bu sefer düşüncelere dalan ben olmuştum. Karşımda durup izlediğim ve hakkında inanılmaz yorumlarda bulunduğum gencin üzerinde ki boş bakışlarımı bilinçli bir izlemeye bıraktım. Yüzüne geniş bir gülümseme yayılmıştı. Fakat altında, birkaç farklı duyguyu da içerisinde barındıran bir gülümsemeydi. Kayadan kalkarak yanıma geldi. "Hadi, gidelim." Evet, sonunda. Bunu söylemeseydi hâlâ kendimde onu izleme ve duygularını çözme gibi aptal bir baskıyı üzerimde hissediyor olacaktım. En üst kata çıkarken, koridorlarda ki gürültü bize etki etmemiş ve bu yüzden İhtiyaç Odası'na varıncaya kadar hiç konuşmamıştık. Tuhaftı, çünkü yanımda biri yokmuşçasına yürüyemiyordum. Çünkü orada bir yerlerde birisi vardı. Hem de tam olarak yanımda! Gerçekleri görmemezlikten gelemiyordum. Ben bu çelişkiyle boğuşurken büyük, boş duvarda bir kapı belirivermişti. Lanet olsun! O kapıyı ben açacaktım.

İçeriye adım attığımda Bradley'e dair tüm düşünceler kafamdan uçup gitmişti. İçerisi oldukça inanılmaz, bir o kadar da eğlenceli gözüküyordu. Yukarıya doğru açılmış büyük bir pankartta ki 'Kazandık!' yazısı gözlerden kaçamayacak şekilde ihtişamlıydı. Her yer Ravenclaw'un o asil renkleriyle bürünmüşken, Bradley gibi içimde ki boğucu kasvetle yaşamak kesinlikle bana göre değildi. Hemen yanımıza Nymph geldi. Kardeşiyle görüştükten sonra bana başıyla selam vermesine, yüzüme yayılan küçük gülümsememle karşılık verdim. İki kardeşin yanında öylece, korkuluk gibi durmak oldukça saçma gelmişti. Anın tadını çıkarmalıydım. Bu partide onun için düzenlenmişti zaten. Kardeşlerin yanından ayrılarak bara gittim. Kafayı bulmadıktan sonra partinin ne zevki çıkacaktı? Aslında bu, çelişkili bir soruydu. Bilinçli değilsen partinin tadını nasıl alabilirdin ki? Ah, lanet olsun. Her seferinde bir şekilde diğerleri gibi olamıyordum. Etrafımda ki birçok insan kendinden geçmiş Nymph'in kurduğu enstrüman topluluğu ve içkilerle eğleniyordu. Fakat yine ben öylece durmuş neden bunu yaptığımı sorguluyordum. Refleks olarak yine elimi yüzüme yavaşça çarparak başımı umutsuzca salladım. Her zaman ki hareketimdi bu. Aslında tam anlamıyla beni yansıtıyordu. Masalarda duran bardaklardan rastgele birini elime alarak bir yudum içtim. Ah, evet ağzımda bıraktığı bu buruk tat, kesinlikle kaymak birasıydı. Nymph'in hoparlörden çıkan sesiyle irkildim. Lanet olsun, sakarlık! Üzerime kaymak birası dökülmüştü. Bardağı masaya bırakarak üzerimi elimle temizlemeye çalıştım. Pek işe yaradığı söylenemezdi. Neyse ki büyü her zaman muhteşemdi. Belime sıkıştırdığım asamı çıkararak bir kaç söz ve hareketle bu işi de halletmiştim.

Kişisel sorunlarımdan kurtulduğumda sahnede ki hareketliliğe baktım. Nymph elinde ki mikrofonuyla şarkı söylemeye başlamıştı. Sözlerine başlamasıyla odada ki gürültü de bir anda artmıştı. Herkes sevinçle bağırıyor, ıslıklar çalıyordu. Herkesin sahneye odaklanmasıyla en köşe de pasif bir biçimde durmak beni pekte rahatsız etmiyordu. En azından beynim yerindeydi. Etrafıma bakınırken yanımda Nymph belirivermişti. Ne ara sahneden inip yanıma gelmişti böyle? Tanrım! Sanrım benim kafam dağılmıştı. Konuşmaya başladığında biraz sarhoş gibiydi. Ama yine de sözleri anlaşılmayacak gibi değildi. Parti gerçekten güzeldi, tek sorun bunu kullanmayı pek beceremiyor olmamdı. Gülümseyerek ona baktım. Tam sözlerine cevap verecekken devam etti. ''Bak Pia bizim kas kafa son zamanlarda aklına hâkim olamıyor. Her gördüğümde saf saf etrafta, ne desem dinlemiyor. Laf aramızda âşık olmuş sanırım. Gerçi Brad ne anlar ya aşktan; neyse alınma bu hallerine.'' Aşk mı? Bradley mi? Tanrım, o çocuktan böyle bir şeyi kesinlikle beklemezdim. Bir kere hiçte âşık olmuş gibi bir tipi yoktu. Evet, şuanda onun hakkında ki tüm düşüncelerim değişmişti. En azından artık onun da diğerleri gibi olduğunu biliyordum. Aslında kimseyi sevmeyecek olması onu daha inanılmaz kılardı. İyi yönden bakarsak, hakkında ki düşüncelerim bir bir yerine oturmuştu. Artık neden öyle tuhaf davrandığını anlıyordum en azından. Yüzüme istemeden yerleşen şaşkınlık ifadesini üzerimden atarak Nymph'e döndüm. ''Ah, evet. Anlıyorum.'' Dedim şaşkın surat ifademe bilmiş tavırlar yüklemeye çalışarak. Nymph'e başka bir şey söyleme ihtiyacı duymuyordum. Gözlerim Bradley'i aradı. Umutsuz ve boş bakışlar, düşünceli tavırlar, evet bulmuştum. Adımlarımı hızlandırarak yanına doğru ilerledim. ''Hey Bradley! Sanırım artık neden böyle olduğunu anladım'' dedim sanki Nymph hiçbir şey söylememişte, hepsini ben bulmuşum gibi. Omzuna hafifçe vurarak bilmiş bir edayla sözlerime devam ettim. ''Bence bu düşüncelerden kurtulmak istiyorsan, onunla konuşmalısın. Git ve huzura kavuş'' dedim parmaklarımı birbirlerine kenetledim ve gözlerimi kapatarak başımı biraz havaya kaldırdım. Sonra tekrar eski pozisyonuma dönerek asıl soruyu sormaya karar verdim. Belki söylemeyecekti ama ne kaybederdim ki? ''Peki... Kim bu kız?'' dedim gözlerinin içine meraklı bir ifadeyle bakarak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bradley John Blythe

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Bradley John Blythe



Mücadele Tarafı : Irené
Patronus : Kartal

Parti Başlasın - Sayfa 3 Empty
MesajKonu: Geri: Parti Başlasın   Parti Başlasın - Sayfa 3 EmptyPerş. Haz. 10, 2010 3:12 pm

İkiziyle konuştuktan sonra, onun sahneye çıkmasını izledi. Söylediği şarkıyı dinlerken, gülümsüyordu yarım bir şekilde de olsa. Onu bu bile tam olarak keyifli hissetmesi için yeterli değildi. Kazandıklarını haykırdığı zaman kalabalığın çoğunun yaptığı gib yumruğunu sıkarak kaldırdı ve kalabalığın çıkardığı gürültüye kattı sesini. Sonrasında ise sessizliğine geri döndü. Kafası meşgulken eğlenmeyi beceremiyordu işte. Bir kenarda bulduğu üçte ikisi dolu irice bir bardağı aldı eline, eski sahibinin kim olduğunu umursamadan. Kaymakbirası kesinlikle iyi gelecekti ona. Kalın bardağın içindeki sıvının soğukluğu camın dışındaki eline kadar ulaşırken, bardağı dikti. Birkaç büyük yudumdan sonra bardağı indirdi, birkaç dein nefes alırken öne doğru eğilmiş başını hafifçe sağa sola salladı. İnsanlar etrafında eğleniyordu ve güzel olan buydu, başka bir şeye ihtiyaç yoktu.

Etrafa göz gezdirerek takm arkadaşlarının neler yaptığına baktı. Aretha şöminenin önündeydi, elindeki bardağın şekline bakarak içtiği şeyin ateşviskisi olduğunu tahmin etti. Genç cadının etrafında kimse yoktu, oraya gitmeyi düşündü, belki de bütün takım arkadaşlarının nerede olduğunu bulduktan sonra onları şöminenin önünde toplardı. Frederick içkilerin olduğu yerin önündeydi. Ona bakarken gözü yanındaki cadıya, Pia'ya takıldı. İkizinin söylediklerini dinliyordu. Bakışlarını orada sabitlemeden başka bir yana bakmaya başladı. Nymph nasıl beceriyorsa, bir şekilde Bradley'nin kızlara karşı yaptığı düşüncesizlikleri telafi etmekte uzmandı. Bu yüzden Pia'ya bir şekilde durumu anlatacağını biliyordu büyücü. Etrafa bakınarak diğer takım üyelerinin nerede olduğunu düşündü. Anita garip bir şekilde ortalarda yoktu. Ilmari'yi zaten maçlar dışında neredeyse hiçbir yerde göremediği için şaşırmadı. Ancak onu en çok şaşırtan şey, Olivia'nın yokluğuydu. Genç cadı neredeydi acaba? Tristan'ın mı yanındaydı? Genç büyücü önceki maç yüzünden hala hastane kanadındaydı yanlış hatırlamıyorsa. Ama tüm Ravenclawlar burada toplanmışken, onun da gelmesini beklerdi Bradley. Bu düşünceler zihninde volta atarken duydu Pia'nın sesini.

Sözleri söyledikten sonra yüzüne bürüdüğü ifade, ikizinin ona durumu bir şekilde anlattığını belli ediyordu. Pia'nın belirgin elmacık kemiklerinin altında hafifçe kıvrılan dudakları bir kızgınlık belirtisi taşımıyordu. Koyu kahverengi gözleri hafifçe parlıyordu. Merak mıydı o gözlerde gördüğü, yoksa anlayış mıydı, bilmiyordu. Bir sonraki cümlesini sonlandırıp kendisine onunla konuşması gerektiğini söylediğinde, bunun anlayış olduğunu düşündü, ancak hemen sonrasında sorduğu soru, anlayışın olduğu kadar merakın da olduğunu kanıtladı büyücüye. Demek ki ikizi, karşısındaki cadıya Irené'den bahsetmemişti. En azından Bradley'nin aklında birisinin olduğunu biliyordu. Söyleyip söylememek arasında gidip geldi büyücü bir süreliğine. Söylerse bunu resmen dile getirmiş olacaktı ve bu durum bir şekilde okuldakilerin yarısı tarafından bilinecekti. Öte yandan, okulun diğer yarısının bunu zaten bildiğini düşünüyordu büyücü. Mesela Caprice'in hareketlerinin çoğunda bu yönde bir ima sezebiliyordu. Bu yüzden tereddütünü yendi. "Irene." dedi ve birkaç saniye bekledi. Gözü sanki o anda gelmesi mümkünmüş gibi kapıya kaymıştı. Derin bir nefes alıp verdikten sonra konuştu. "Bundan başka bir kıza bahsettiğime inanamıyorum." Elini saçlarında gezdirdi istemsizce ve cadıya dönüp sordu. "Konuşmam gerektiğine emin misin?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Farrel

VII. SınıfVII. Sınıf
Anita Farrel



Mücadele Tarafı : Miras kalan taraf; Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Vaşak.

Parti Başlasın - Sayfa 3 Empty
MesajKonu: Geri: Parti Başlasın   Parti Başlasın - Sayfa 3 EmptyCuma Haz. 11, 2010 6:07 pm

Rafta üç yüz elli altı şişe biri düştü üç yüz elli beş şişe kaldı...
Anita çizgilere basmadan satrançtaki at şeklinde l harfi çizerek adımlıyordu koridoru. Kendi binası dışındakilerden farksız olarak partinin varlığından birhaberdi. Unutmuş da olabilirdi, her iki durumda da Anita Mia Farrel'ın gelmiş geçmiş en havalı Ravenclaw partilerinden birini kaçırdığından haberi yoktu.
Rafta üç yüz kırk sekiz şişe, biri düştü üç yüz kırk yedi şişe kaldı...
Dudaklarında can sıkıntısının gelip yakıştırdığı bir tekerleme, tebasız koridorlarda yürümeye devam etti. Saçları her zamanki gibi asice yüzüne yalıyor, cüppesinin etekleri yerleri süpürüyordu. Çok nadiren olan bir şey gerçekleşti. Anita'nın tekerlemesi yarıda kalıp boğazına takıldı.
Anita cüppesinin eteğine takıldı.

İlk senelerde dedesi büyüyünce de giyersin psikolojisiyle ona hep uzun şeyler almıştı. Anita'nın talihsizliğine hiçbir zaman dedesinin öngördüğü kadar büyüyememişti. Jake de hep yenilerini almaları gerektiğini söyleyip dursa da buna zaman ayıramamıştı. Nihayetinde Anita bunca zamandır hep olmayan ablasının büyüklerini giyiyormuş gibiydi. Yine de cüppesine alışmıştı, hatta uzun eteklerin ona artist bir imaj verdiğini bile düşünüyordu. Gölgesi eteklerine tutunuyor gibi bir görüntü yarattığı doğruydu.
Anita cüppesinin eteklerine çok nadir takılırdı.

Neredeyse duvara tosluyordu...tabi önüne o nereden geldiği belirsiz silüet çıkmasaydı. Burnu karşısındakinin karnına toslayınca kendini geri attı, ama bu sefer de gölgesi bellediği cüppesinin paçaları ayaklarına sarıldı ve kendini yere çekti. Anita'nın son gördüğü şey şaşkın bir sima ve saçlarının yarattığı siyah örtüydü. Çabucak elleriyle saçlarını gözünün önünden çekip çarptığı "şeye" baktı. Geniş omuzlu bir binadası olduğunu farkettiğinde çarpmanın neden bu kadar sert geldiğini anlamıştı. Duvara yaslanıp ayağa kalktı. Bir üst sınıfındaki bir çocuktu karşısındaki.
"Çok affedersin."
Anita'nın sesi çok cılız çıkmıştı. Bu kibirli mezunu biraz eğlendirmişti anlaşılan.
"Dert değil, Anita. Partiye geliyor musun?"
Bir an kendisinin de altı olduğunu unutmuştu. Gerçi her daim birinci sınıf utangaçlığına sahipti.
"Parti?" dedi anlamamış bir ifade atarak. Bu çocuğu daha da gülümsetti.
"Bir de takımda olacaksın. Belki de revirde geçirdiğin zamanlar yüzünden atladın, İhtiyaç Odasında bir parti var."
Anita'nın gözleri büyüdü. Şaşkınlığı akıp giden zamanla beraber büyüyordu.
"Ciddi misin sen? Vay köftehorlar!"
İçki düşüncesi cezbetmişti kendini. Parti varsa kesin içki de olurdu. Anita hiç adam gibi içmeyi bilemediğinden genelde partilerde hiç beklenmeyen davranışları sergileyen kişi oluyordu. Adeta kişilik değiştiriyor, özgüveni tavan yapıyordu. Bu yüzden normalde sevilmese de partilerde sevilen kişi olurdu.
"Sağol ımmm... adını unuttuğum ama zaten seneye okulu bitirecek arkadaşım. Orada görüşürüz."
Tabii ki görüşmeyeceklerdi.
Hızlı adımlarla ihtiyaç odasının yolunu tuttu. Adeta koşuyordu.
İçeri dalıp insanlar arasında kendini kamufule etti. İçeceklerin olduğu yerde Fred ile karşılaşması tam bir raslantı olmuştu.
"Fred! Demek buradasın!"
Anita bardaklardan birini ağzına kadar doldurdu ve boğazını yakmasına ve damağında mayhoş bir tat bırakmasına karşın bardağı fondipledi ve dudakalrını elinin tersiyle dikti.
"Kazandık ha? Daha iyi bir neden olmazdı içmek için."
Sarhoş olduktan sonra çoğu şey daha katlanılabilir bir hale gelecekti. Bu yüzden Anita sabredemiyordu.
"Berbat oynadım. Şişlendim, sinek gibi yere yapıştım. Ama Fred, sen cidden iyiydin. Kutlarım ahbap."
Elini sıktı ve gülümsedi. Bardağını yeniden doldururken bardakları kenara itip masaya tünedi.
"Şey Aretha'yı gördün mü Fred? Yine saçma bir şey yapmıyor değil mi? Bunu son söylediğimde bir yerden düşmek üzereydi ve yine buna benzer bir şey olmasın istiyorum. Endişlenmekten öte Jan kafamı koparır."
Elindeki bardağı yudumlarken etraftaki insanları koloçan ediyordu. Acaba kaç kişi onun rezaletini konuşuyordu?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frederick C. O'Brien

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Frederick C. O'Brien



Mücadele Tarafı : Where the grass is much greener
Kan Durumu : Safkan

Parti Başlasın - Sayfa 3 Empty
MesajKonu: Geri: Parti Başlasın   Parti Başlasın - Sayfa 3 EmptyCuma Haz. 11, 2010 10:51 pm

Saçlarım gözlerimin önüne geliyordu, yorgun hissediyordum ve sıkılmıştım. Herkes kendi arasında konuşuyordu, yapacak bir şey bulamayınca ben de içkiye vurdum kendimi. İçkiye dediysem bakmayın, kaymakbirası işte. Fakat bu beni kesmeyecek sanırım. Masada bir ateşviskisi şişesi aradım, fakat aramaya gerek yoktu biraz düşününce. Çünkü burası İhtiyaç Odası'ydı. Hemen yanımda bir ateşviskisi şişesinin belirdiğini gördüm. Sessizce açtım kapağını ve kadehe doldurmaya başladım. Bir iki yudum doldurduktan sonra kadehten vazgeçtim. Bir kenara fırlattım kadehi, yere düşüp parçalandı. Camın rahatsız edici parçalanma çığlığı hiç duyulmadı partinin kargaşasında. Şişeyi kafama diktim ve koca bir yudum aldım. Sadece boğazım yansa iyi, biraz da gözlerim sulandı sanırım. Tam gözlerimi kolumla silecektim ki Anita'nın sesiyle irkildim:
"Fred! Demek buradasın!"
Evet, niye olmayacaktım ki? Asıl sen niye buradasın senin Hastane Kanadı'nda olman gerekiyordu amma da çabuk iyileşmişsin. Şifacımız şu aralar çok meşgul olsa da -- Quidditch yaralanmaları yüzünden -- Anita'nın işini görmüşe benziyordu. Bunlar sadece düşüncelerimdi. Cümlemi şöyle bir süzgeçten geçirip cevap verecektim ki Anita'nın hareketi anlık şok olmama neden oldu.
Az önce ağzına dolu bir bardağı mı dikmişti o kafasına. Anita? Bizim Anita?
"Kazandık ha? Daha iyi bir neden olmazdı içmek için."
"Evet şey-"
"Berbat oynadım. Şişlendim, sinek gibi yere yapıştım. Ama Fred, sen cidden iyiydin. Kutlarım ahbap."
dedikten sonra elimi sıktı ve tebessüm etti. Anita'nın sessiz sakin kendi halinde bir kız olduğunu düşünüyordum oysa ki. Demek partilerde herkes kantarın topuzunu azıcık kaçırıyormuş öyle değil mi? O masaya otururken ben de şişeden bir yudum aldım tekrar, fakat farketmemiş gibi görünüyordu o. Masaya oturması bile tuhaftı onun, ancak bir kaç ateşviskisi yudumundan sonra ben de bazı şeyleri normal karşılamaya başlamıştım.
"Şey Aretha'yı gördün mü Fred? Yine saçma bir şey yapmıyor değil mi? Bunu son söylediğimde bir yerden düşmek üzereydi ve yine buna benzer bir şey olmasın istiyorum. Endişlenmekten öte Jan kafamı koparır."

Odaya girdiğimde etrafa pek bakmamıştım, direk içeceklerin olduğu büfeye doğru gitmiştim. Fakat hafızamı biraz yoklayarak, biraz da etrafa göz gezdirerek Arétha'nın yerini bulmaya çalıştım. Sonuç yok.

"Buralarda bir yerde olacaktı meraklanma. Partide yani. Evet burada."


Bir yudum daha aldım, ne zaman bulanıklaşmaya başlayacaktı gördüklerim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Parti Başlasın

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3

 Similar topics

-
» ~ Parti Evi
» Maskeli Parti

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-