AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Acı Hikayenin Başlangıcı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
YazarMesaj
James Lyer Vigoureux

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
James Lyer Vigoureux



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık
Rp Sevgilisi : Freya Artemis
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Simurg

Acı Hikayenin Başlangıcı - Sayfa 2 Empty
MesajKonu: Geri: Acı Hikayenin Başlangıcı   Acı Hikayenin Başlangıcı - Sayfa 2 EmptyPaz Haz. 06, 2010 11:50 pm

Siyah uzun bir çarşaf ne kadar örtebilirdi ki aşkın sonsuz ateşini, dudaklarındaki ıslaklığın kurumadığı, saçlarından bulaşan hafif nemin hala yastığında durduğu büyük yatakta birbirlerine kenetlenmiş bedenler aşkın zaferiydi. Sınır tanımaksızın birbirlerinin olmuş bu bedenler, birbirlerinden ayrılmamak adına uyurken bile birbirlerine kenetlenmişti. Soğuk havada sıcak bir yaz akşamını yaşamışlardı, özlemle birbirlerinin nefeslerini içlerine çekmişler zamanı durdurmanın yorgunluğu ile yataklarında uyuyorlardı. James gögüsünde yatan Reine’nin hafif nefes alış verişini hayranlık ile dinliyordu, bakışları saçlarındaki dalgalarda kenetlenmiş ve orada kaybolmuştu. Uyuduğu birkaç saatlik uykudan uyanmak için büyük çaba sarf etmişti nasıl olurda uyurdu, bu güzel anı değersiz bir uyku için harcayamayacağını anladığında gözlerini araladı. Gözlerindeki uykudan kalma izleri silmek için Reine’yi sardığı ellerini kullandı, gözlerine uyguladığı baskından sonra güzel bir esnemede onlara eşlik etti. Reine’nin saçlarından öptü, tam istediği yerdeydi burada olmak için her zaman çaba sarf etmişti onunla yatmak değildi amacı Reine’nin olmaktı ve onun olarak kalmak. Saçlarında kaybolmuş benliğini toplaması biraz zaman aldı önceden hazırladı birçok planı vardı ve onları uygulaması gerekiyordu. Artık kafasında acabalardan oluşan bir sürü soru yerine aşk düşünceleri vardı, aşkın sınır tanımayan büyüsü onu ele geçirmişti ve bu rüzgâra kapılarak yaşamayı istiyordu.

Yaşam size nasıl iki gerçeği sunuyorsa doğmak ve ölmek gibi şimdi James’te kendine iki doğru seçmişti o Reine için doğmuştu, Reine’nin olarak ölümü bekleyecekti. Yavaş hareketlerle Reine’nin başını gögüsünden yatağa kaydırdı, ne kadar güzel göründüğünü bir kez daha anladı, siyah çarşafın açık bıraktığı vücuduna perdelerin arasından sızan sabah güneşinin deymesi elmasın üzerine tutulan ışıkla beraber parlamasını anımsatıyordu. Yataktan kalkmış Reine’yi seyrediyordu, gözlerinin kapalıyken bile harika gözüküyorlardı, ince zarif vücudu yatakta çok narin ve asil duruyordu, James kendini bu görüntüden almak için yapacaklarını düşündü, işleri vardı önemli işleri ama ayakları bastığı zemine yapışmıştı gitmek istemiyorlardı. Önce yatakta yatan güzellik tanrıcasına güzel bir öpücük vermek istedi ama uyanmaması gerek diye tekrar doğruldu. Saat sabahın körüydü birçok insan bu tatil günü yataklarında uyuyor olabilirdi hatta bazı dükkânlar açmayabilirdi zira Reine bugün dükkânı açmayacağını bile söylemişti. Üzerini giyinmek için odada bir iki tur atması ve eşyalarını bulması gerekti, eşyaları etrafa dağılmıştı sessiz olmak için elinden geldiğince çaba sarf ediyor ama o ne kadar çaba sarf ederse etsin bir şeyler oluyordu. Ayağını vurduğu küçük bir puf’a içinden ettiği küfürler sinir sistemini bozmuştu, üzerini giyinmeyi başardığında yatak odasından hemen dışarıya çıktı. Tezgâhın üzerinde duran ev anahtarını aldı ve dışarıya çıktı, asasını bile yanına almamıştı heyecandan onu bile unutmuştu, arka cebine baktı cüzdanı yerindeydi ve merdivenlerden aşağıya koşarak indi. Cadde sabahın bu saatinde kalabalıktan yoksun gözüküyordu bazı insanlar sabah sporu gereği kulaklarına taktıkları müzik aletleri ile koşuyor, bazı dükkânların önlerini süpürüyorlardı. Daha önceden bildiği bir yere doğru ilerledi hızlı adımlarla, Reine’nin evinin iki sokak ilerisinde bulunan trafik ışıklarının karşısında küçük bir dükkân olan çiçekçinin açık olmasını dileyerek hızlı adımlarla ilerledi. Işıklara geldiğinde dükkânın sahibinin yeni geldiğini gördüğünde rahatladı, ışıklardan karşıya geçti ve kısa boylu yaşlı kadınla beraber dükkâna girdi. Dükkân sahibi kadın bu genç adamın sabahın bu saatinde ne kadar heyecanlı olduğunu bir anlam veremeden “Nasıl yardımcı olabilirim?” dedi. James çiçeklerle dolu dükkâna göz gezdirerek kadına “Ben sizden kırmızı lale istiyorum yeterince fazla olsunlar” dedi heyecanı sesinden anlaşılıyordu. Kadın yeterince sözünü iyi anlamasa da ısrar etmedi ve kırmızı lalelere doğru gitti bütün laleleri kucakladı “Bu kadarı işini görür mü?” James kafasını kadının kollarına çevirdi “Evet, sanırım” dedi. Kadın çiçekleri bağlamak için tezgâhın oraya gittiğinde James hemen yanına gitti ve “Gerek yok böyle götürebilirim” dedi ve kucakladı laleleri tezgâhın üzerinden, zar, zor çıkardığı cüzdanından parayı kadına verdi paranın üzerini beklemeden dükkândan çıktı. Sabah sporu yapan, köpeklerini gezdiren insanlar yolda kolları kırmızı lale ile kaplı genç bir adamı gördüklerinde dikkatle ona bakıyorlardı. James içinden ‘Bu ikinci Reine, dün de aynı şeyleri yaşamıştım’ diyor yüzüne tatlı bir gülümseme yerleşiyordu.

Apartmanın önüne geldiğinde sevindi insanların bakışları artık rahatsız etme aşamasına gelmişti. Zorlukla çıkardığı anahtarla kapıyı açtı içeriye girdiğinde sesiz olmak için çabalıyordu. Koltuğun üzerine bıraktı laleleri ve uzun siyah paltosunun yanına gitti, iç cebinden asasını aldı asasının yanına koyduğu kırmızı kaplı küçük bir kutuyu da çıkardı cebinden. Kutuyu açtı içinde güzel bir yüzük duruyordu, üzerinde küçük beyaz taşlarla döşeli yüzüğü kutudan çıkardı parmakları arasında şöyle bir gezdirdikten sonra tekrar kutusuna koydu ve kutuyu da pantolonun cebine attı. Koltuğun üzerindeki lalelere gitti birazını eline aldı ve yatak odasına girdi sessizce, Reine uyumaya devam ediyordu Reine’yi görünce yine kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı, tutkuyla bağlıydı ona ve kalbi onu istiyordu. Laleleri kendi yattığı yastıktan başlayarak koymaya başladı, yatağı tamamen çevrelediğinde yatak odasının kapısını gösteren bir yol işareti gibide yerleştirdi. Oturma odasından da geçen ve çatıya kadar giden bir yol çizdi kırmızı lalelerle James, çatıda kalan lalelere asasını doğrulttu onları kalp şeklini aldırdı ve sabitledi. Kalbin tam ortasına küçük kırmızı kutuyu koydu asasını kırmızı kutunun hemen altına tutu ve ağzını oynatarak yazı yazdı “Benimle evlenirimsin pisliklerin kraliçesi?” aslında pisliklerin kraliçesi yazısını koymak istemiyordu ama sonradan sevineceğini düşündü. Her şeyi tekrar gözden geçirdi rüzgâr ya da yağmurun en azından şimdi yağmaması için yalvardı tanrıya ve aşağıya eve geri döndü. Yatak odasına girdi asasını yatak odasının tavanına doğrultu ve yine sözler ağzından çıkarken asa ile yazı yazarmış gibi sallıyordu “Seni seviyorum ve hep sevdim, eğer lalelerle kaplı bu yolu takip edersen seni bana getirecekler” tavanda beliren kırmızı düzgün el yazısı güzel görünüyordu. James elinde son kalan laleye asasını uzattı ve “Wingardium Leviosa” dedi sessizce odadan çıkarken asa ile havada tutuğu laleyi odadan çıkar çıkmaz Reini’nin çıplak omuzlarına deydirmeye başladı. Reine uzun uğraşlardan sonra uyanındı gözleri açılır, açılmaz James laleye yaptığı büyüyü kesti ve hızlı adımlarla çatıya çıktı ve beklemeye başladı, çatıda oturacak bir yer buldu cevabını bekliyordu korku ve heyecanla beraber karışmış duygularını oturduğu taş zeminin soğukluğu ile birleşiyordu. Heyecandan mı titriyordu yoksa soğuk taş zeminmiydi ellerinin titreme sebebi çözemiyordu. Aklında tek bir şey vardı sadece seviyordu ve onunla geçecek her dakika ve her saniye için elinde ne kadar olanak varsa sunacaktı. Onunla yaşayabileceği onca güzel zamanı düşünerek sakinleşti biraz, kabul etmemesini düşünmüyordu eğer kabul etmezse yapacağı tek şey olurdu buralardan olabildiği kadar uzakta yaşardı…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Acı Hikayenin Başlangıcı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2

 Similar topics

-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-