AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Duyduğu gibi...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3  Sonraki
YazarMesaj
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyÇarş. Nis. 07, 2010 12:22 pm



+ Marius Cioran, Morrígan Belenus.
+ Bir kitap, bir duyumsama…
+ Büyükannesinin son sözlerine anlam veremeyen Marius; Londra’nın tanıdık bir sokağında kendini bulur. Knockturn Yolu’na dönmesi ve ardından gizemli bulduğu bir kadınla tanışması ile her şey değişir …

Bükreş~
Elini tuttuğu yaşlı el günlerdir gevşek ve soğuktu. Dirseklerini yatağa dayamış ve iki eliyle kavradığı soğuk parmakları alnına değdiriyordu. Başında beklediği ikinci gündü ve uykusuzluktan baş ucunda uyuyakalmıştı. Parmakların sıkılmasını ismi söylenene kadar farketmedi. “ Marius, oğlum.” Hızla gözlerini araladı ve bakışları büyükannesine kaydı. Ona gülümsedi, iyi olmasını istiyordu ama olamazdı artık biliyordu. Yıllarca taptığı kadın gözlerinin önünde erimişti ve son yıllarını onu görmezden gelerek geçirmekle hata yapmıştı. Böyle yapınca kanına karışan hastalık def olmamıştı ki. Derin bir soluk alıp büyükannesinin parmaklarını iyice kavradı. “ Efendim, Veronica bugün nasılsın?” Kadın buruşuk yanaklarına dudaklarına kondurduğu gülümseme ile daha da fazla çizgiler kattı. Ona ismi ile hitap etmesinden hoşlanırdı. Marius kadını izledi ve gözlerinin yaşlandığını ve yanaklarında bir damla yaşın yol bulma azmini seyretti. Kadın kısık bir öksürük koyuverdi ve gözlerini yumdu. Tekrar gözlerini aralaması çok uzun bir zaman aldı. “ Artık gidiyorum oğlum, bana bir söz ver.” Ne sözüydü ki? Ailesine, annesine babasına iyi bakma kol kanat germe söz müydü? Bunu zaten yapacağını bilmesi gerekmez miydi? “ Ne istersen yaparım biliyorsun, büyükanne. Ama bir yere gitmene gerek yok.” Kadın başını aşağıya eğmeye çalışıp biliyorum dediğinde Marius biraz daha kadına yaklaşmıştı. Dediklerini duymakta zorlanıyordu. Sevgi dolu gözleri tekrar buluştuğunda kadın son sözlerini dile getirdi. Marius ellerinin hissizleştiğini sandı ve duydukları zihninde fırtına gibi dolandı. Büyükannesinin ima ettikleri, anlattıkları kimden ve neden söz ediyordu? Soru sormaya yeltendiğinde Büyükanne Veronica gözlerini tavana çevirmiş duygusuzca bakıyordu. Soğuk elleri daha da soğumuş ve göz yaşları gözünde birikmişti. “ Büyükanne, büyükanne!” Bağırdığının farkında bile değildi. Tüm sesi iki katlı basit evde yankılandı. Mutfakta yemek yapan annesi başşını tavana çevirip ilk tek damla yaşa izin vermeden gözünden silsede diğerlerini engelleyememişti. Oturma odasında oturan babası elindeki gazeteyi hızla buruşturmuş olanları idrak etmesiyle ayağa kalkmıştı. Hızla merdivenlerden inen oğlunun adımlarını işitmiş, olduğu yerde onun kendini dışarı atmasını beklemişti. Annesi mutfak penceresine yaklaşıp bahçe kapısını örten oğlunu izlerken sessizce mırıldandı. “ Yapman gerekeni yap oğlum.”
Londra~
Bahçe kapısından çıktığı gibi döndüğü aralağın başında kimsenin görüp görmemesi umurunda olmadan cisimlenmek ve oradan uzaklaşmak en iyi yoldu. O ölü bedene bir daha bakamazdı. Çünkü artık Veronica’nın varlığı orada değildi. Belki kendi ile, yanı başında yürüyordu. Gözlerini yumdu ilk aklına gelen kalabalık ortamı hayal etti. Knockturn ve Diagon yolunu kesişimi sokağında belirdiğinde cübbeli kalabalığa donuk gözlerle baktı. İçini yakan duyguyu bir kenara atmasına yardımcı olacak yer neresiydi? Gözleri Diagon yolunun devamına çevrildi. Gülen yüzler, sohbet eden çokluk ve birçok karmaşa ona göre miydi? Başını öne eğdi, felaket bir ağrı bedeninden çok başında toplanmıştı. İki gündür doğru dürüst bir uyku uyuyamıyordu. Onun etkisi şimdi her bir ayrıntının altında gibiydi. Derin bir nefes alıp bakışlarını Knockturn yoluna çevirdi. Siyah bir bulut sanki sokağa çökmüştü. Ruh halini yansıtan sessizlik ve karanlık o tarafta gibiydi. Ellerini cebine sokmadan önce ceketinin yakalarını kaldırdı. Cebindeki asasını kavradı ve Knockturn yoluna döndü. Yavaş adımlarla dükkanların vitrinlerine bakıpda görmeden anlamsızca gezindi. Başını hafifçe kaldırıp ileri doğru bakışlarını çevirdi. Dükkanlarından birinde kapıda onun olduğu tarafa bakan kumral saçları arasında beyaz tenli canlı bir hayalet gibi duran kadına kaydı gözleri. Gözleri tepesinde duran tabelaya kaydı gözleri fısıltıyla okudu ismi. Toxiques Canelle. Ne demekti, öyle? Merak uyandırıcı bir yeri, ondan daha da merak uyandıran birine mi sahipti? Yoksa gelip geçen müşterilerden biri miydi? Düşünceleri bakışlarını iyice kadına kilitlemişti ve bitişinde gözlerinin de buluştuğunu fark etti. Tanımadığı o kadında aynı şekilde gözlerini çevirmeden ona bakıyordu. Sanki Marius’u tartar gibi. İlk gözlerini çeviren Marius oldu ve boş duvara sırtını dayayarak o tarafa bakmaktan vazgeçti. Daha ileri gitmeyecekti. Derin bir duyguseli ile olduğu yere çöktü. Omuzları soğuk duvara değiyor, kıvrık dizleri bedenini çekmekte güçlük çekiyordu. Kadının görüntüsünü silmek istercesine elleri ile yüzünü okşadı. Biraz önceki kadının görüntüsünün yerini büyükannesi almıştı. Ellerini yorgunluktan dizlerine indirdiğinde üzerine çöken gölgenin iki misli ile karşılaştı. Gözlerini ileri çevirmek istese de yapamıyordu. Önünde dikilen kişinin varlığını ve nefesini oldukça güçlü hissediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Morrígan Belenus

GezginGezgin
Morrígan Belenus



Mücadele Tarafı : Spes Salutis
Patronus : Pantalaimon

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyÇarş. Nis. 07, 2010 9:16 pm

Bana dileğimi ver.

Sonuç ve zaman arasında geçen ilişkide son bulan denklemde, damlayan kanı izliyor ve bezgin bir ifade ile yerde akan kanın bıraktığı lekeye kızan Cruc'a gülümsüyordu. Aradığını bulmak kadar zor bir deneyim yoktu, bu dünya üzerinde ve her seferinde verdiği acıyı biraz daha fazla arttırıyordu çünkü ne kadar acı çekerlerse gözlerde ki yakarış o kadar parlıyordu. Dünyaya veda eden o gözlerden akan son damla yaş ise içine tarifi imkansız bir huzur veriyordu. Hak ettiklerini aldıkları için sevinmeleri gerekti, onları her zaman takdiri şayan bir veda ile sonsuzluk kapısına uğurluyordu. Ayaklarının çelimsiz hareketleri ile ağzında bir şeyler mırıldanmış ve dükkânının kapısına doğru yürümüştü.
-Yüce çağlar aşkına!
Genç kadın ağır ağır arkasını dönüp isterik bir şekilde çığlık atmış hayaletine ve yol arkadaşına bakmıştı.
“Ne var, Cruc?”
-Ne mi, ne mi! Siz küçük hanım burayı temizlemeden öylece çıkıp gitmeyi mi düşünüyorsunuz?!
“Ah…”
Parmakları asasına uzandığında aklı daha çok sisli bir perdenin arasına sıkışıp kalmış gibi bulanıktı ve ne yaptığını pek umursamazmış gibi büyülü sözleri söylemiş, tekrar çıkışa doğru ilerlemişti. Bu sefer Cruc’un hiçbir vızıltısına aldırış etmeye niyeti yokmuş gibi başını dimdik kaldırmış yürüyordu. Knockturn yolunun o bilindik zehir ile karışmış sülfür kokan havasına ihtiyacı vardı ve hayalet bunu engelleyemezdi. Çünkü genç kadının suratı en son bu ifadedeyken Cruc’un tüm müzik arşivini bir çırpıda yakmıştı.

Sadece sen, benim çelişki dolu yüreğim. Sadece sen ve arzu.

Gözlerini açtığında, hayat kararmış gibi gelir bu ölümcül mekanda ama bir süre sonra etrafında dolaşan karanlık yüzler ve çelişkili fısıltılar en tanıdık arkadaşın olur. Şimdi sokağın kenarına sinmiş karanlık bedenlere rahatça bakıyordu, oysa ilk geldiğinde öfkesinin kontrolünde solup gideceğini sanıyordu. Dükkanının kapısını habis bir komşu gibi saran zehirli orkideler, şehvetli bir tapınak gibi gizemli ve girilmez kılıyordu. Ayrıca içeriye girebilmek için bedenindeki hücrelere ihtiyaç duymaman gerekiyordu ve şimdiye kadar kimse içeriye girebilecek kadar cesur olmamıştı, tabi davet edilmediyse. Beynindeki kabarık iştahı soldurması gerektiğini bile bile orada duruyordu, yana eğdiği kafasını ağır ağır kaldırmış ve onu izleyen o gözlerle buluşmuştu.
Dikkatli olmalısın, bildiklerini hatırlamak ve uzak durarak sulamalısın, yorgun bir kuş gibi bedenini hantal tutabilmelisin. Bir kez daha bir adam ve bir arayış…
Ayaklarım beni her adımımı hatırlatacak kararlılıkla oraya doğru götürürken, onun acı ile yere çöküşünü izlemiştim. Bir şeyin canını yaktığı belliydi ama bunun ile ilgilenemeyecek kadar sakindim ve ruhumun sakinliği bedenimde yorgun bir keyif bırakıyordu. Bu kadar kendimi iyi hissederken, bu kim olduğunu bilmediğim adama doğru gitmenin mantığını çözemiyordum ama düşünceler, tenimde ayrı dans ediyordu, tıpkı aptallık gibi…
Adamın önüne geldiğimde aklımda bir çok sorun vardı, tıpkı bildiğim ama bilmediğim bir çok sorunumun olduğu gibi.
“Burası sizin için tehlikeli bir yer, bayım.”


En son Morrígan Belenus tarafından Perş. Nis. 08, 2010 4:01 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/vslm-t6767.htm#2
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyÇarş. Nis. 07, 2010 10:49 pm

Tehlike! Neyin tehlikesi? Yüzündeki hangi çizgiden okunuyordu, buraya ait olmadığı. Gözleri mi ele veriyordu içindeki korkuyu, üzüntüyü, acıyı… İyi aile çocuğu olduğu veya soyunun kokusumu yayılıyordu etrafına bilmek isterdi. İnsanları çözümlemek bu kadar kolay mı; bilmek isterdi. Kadının kulaklarını okşayan ve bir o kadar zihnini parçalayan ses tonu yavaşça başını ona doğru kaldırması ile sonuçlandı. Beyaz çehrenin üzerine düşen gölge yinede canlılığını yok sayamamıştı. Yutkundu; gereksiz ve bir parça istekle yutkundu. Dizlerinin taşıyamadığı bedenine rahat bir nefes aldırmak isteyerek yaslandığı duvardan güç alarak ayağa kalktı. Bir eli hala soğuk duvardan destek alırken kadının gözlerine bakmaya çalıştı. Gerisinde nelerin gizli olduğunu çözmek zordu. Genelde ilk tanışmalarda yüzüne takındığı gülümsemeyi bu sefer çehresine otutturamıyordu. Dikleştirdiği omuzları ile kadından daha da uzun olduğu ortaya çıkmıştı. Sakince sözlerine karşılık verme sırası gelmişti. Elini burnuna götürerek bir şey varmışcasına işaret parmağıyla dokunup sağa sola hareket ettirdi. Elleri tekrar iki yanına indiğinde bakışları hala onda olan gözlere kaydı tekrar. “ İhtiyacım olandır belki de tehlike, kim bilebilir?” Omzunu istemsiz bir biçimde kaldırıp indirdi. Tek yakışan hareket oymuş gibi. Kadına bakarken onun yerine büyükannesinin çehresi belirdi. Hala dakikalar öncesi anı beyninde canlıydı. Veronica’nın yüz hatları o kadar keskince çizilmişti ki, ayakta uyuduğuna emindi. Hiç böyle bir an yaşamamışlığın verdiği boşlukla kadına bakıyor ama görmüyordu. Ne istiyordu? Büyükannesinin son sözlerine inanmalı mıydı? Çareyi onu var etmekte mi aramalıydı? Aklında gezinen soru ve Veronica’nın görüntüsü için gözlerini yumdu. Başını iki yana hızlıca, salladı. Tekrar araladığında kadın hala karşısında tek kelime etmeden duruyordu. Onun delirdiğini düşünmüş olmalıydı yada klasik bir görüntü portresi oluşturmuştu Marius. Nasıl bir etki yaratmıştı üzerinde? Belki de artık onun için daha tehlikeli anlar başlıyordu. Güçsüzce kapanan göz kapakları direnerek kadına baktı. İşte şimdi yüzünde sağa doğru kayan dudakları çarpık bir gülümseme oluşturmuştu. Başını eğip yitip gider gibi yorgunluk ses tonundan okunarak devam etti. “ Şimdi bana kim yardım edebilir ki?” Bu sefer ki soruyu anlamadığını biliyordu. Marius büyükannesinden söz ediyordu. Ona ne kadar da bağlanmıştı öyle, ne dediyse yapmıştı. Onu yüreklendiren, çabalamasına destek olan kadının yokluğunda eski Marius olabilir miydi? Onun tatlı dili başbaşa kalmayı özleyecekti. Yalan olduğunu son anda öğrenmiş olsa da özleyecekti. Soruyu yinelemek ister gibi tanımadığı kadının ellerine sarılmak için uzandı. Yarı yolda vazgeçti. Duraksadı ve ellerini geri çekip başını duvara yasladı. Bir anda kendini boşluğa bırakamazdı ama çoktan bunu yaptığını hissediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Morrígan Belenus

GezginGezgin
Morrígan Belenus



Mücadele Tarafı : Spes Salutis
Patronus : Pantalaimon

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyPerş. Nis. 08, 2010 4:03 am

Saniyelerin zaman dilimi hızlı ve pusludur, yaklaşırken yanına yavaşça, vurur kahbece sırtından. Anlamazsın ne olduğunu ve yaşlanırsın her anından, ben mi, ben hiç yaşlanmayacaktım. Sırlarım kendi yolundam dökülüyordu. Tıpkı bilmek gibi, zamanın en büyük öğretisi. Hayır, bu değil. Zaman sana zaman verir. Bu nasıl bir şeydir, diye gözlerinde oluşan soruya gülerek cevap verir. Evet, zaman sana yaşayabilmen için fırsat verir. Benim öğrenmeye bulduğum fırsat gibi, herşeyi zaman yaratır ve yok eder. İşin sırrı ondadır.
Varlıkların kokusunu içine çekme ve onların tadını dudaklarında duyumsamak işte yaptığı buydu, bazı anlarda ve şimdi olduğu gibi... Adamın gözlerinde ki kederi görmek için lanetli bir beden olmasına gerek yoktu sadece bakması yeterliydi. İçine ve en derine. Ayağa doğrulurken ki kırgın tavrı kadının içinde beceriksiz bir gülme isteği yarattı. Acıdan zevk alan biri için bu elbette normaldi ama adamın sesindeki titreşimleri duyduğunda bu gülümseme, açıkça tüm ruhuna yayılmıştı. Adamın sözleri rutin bir akışla dudaklarından havaya süzülürken, kadın istifini hiç bozmadan aklından aradığın şeyin tam ortasına düştün diye geçirdi ama bunu sözlere dökmek yerine onu izlemeyi yeğledi. Havada hafifçe cereyan eden rüzgarın etkisiyle kadının kahverengi saçlarından bir tutam yüzüne savrulmuştu ama adamın tavırlarında ki dalgınlık, kadir bozmaz bir dünyada sürüklendiğinin en biçimli belirtisiydi. Bu yüzden kadın konuşmaya yine yeltenmedi ta ki cümleler bir kez daha adamdan dökülünceye kadar.
"Bu kadar aciz ve çaresiz..." gözleri dudaklarında varlığını kesiştiren gülümsemeye kaydı bir an, adamın aklında her ne var ise dudaklarında ki çarpıklıkta eda bulmuştu. Kızın tek kaşı havaya soru sorar gibi kalkmıştı bile ama adam feryadından kaçan bir kuş gibi önünde çırpınmaya devam ediyordu. Burada ne işi vardı, bilmiyordu, onun karşısına hangi lanet çıkmasını istemişti, bilmiyordu, ayakları ona itaat etmeyerek ne amaçlıyordu da bu adamın yanına gelmişti, bilmiyordu.

Kader hazin bir yoldur ama amacı bellidir sana yazılanı yaşatmak ve kaderin de ne yazıyorsa onu yaşarsın.

Biçimli ellerin hareketi ve geri çekilimi Morrígan'nın dikkatini çekmişti ama bundan önce, sana ait değilim, beni cevaplama, diyen soruya bir yanıt vermeliydi çünkü soru boşlukta kaldıkça, sessizlik daim olacaktı ve adamın açmazı daha çok büyüyecekti. Ona uzanıp geri çekilen elde bunun göstergesiydi.

"En toute chose il faut considérer la fin et vous êtes final, étranger.*"

Dudaklarından dökülen kelimelerin adam için bir şey ifade edip etmeyeceğini bilmiyordu ama içinden gelen sese kulak vermiş ve dilinin ağdalı vuruşu ile bu cümleyi kurmuştu, Morrígan. Adamın örümcek ağlarının fısıldaştığı duvara dayalı başı yavaş yavaş aşağı doğru kayarken Morrígan içinde taşıdığı hayvanın reflex gücünü kullanmış ve onu tutmaya çalışmıştı. Yine de ona göre fazla ağır gelmişti, teninin sıcak kokusunu ve damarlarının ahenk ile pompaladığı kanı duyabiliyordu. Burnuna dolan kan kokusu içinde kıvrılmaya başladığı an da Knockturn Yolunda garip bir görüntü oluşturduklarını biliyordu. Yine de karşı konulmaz bir dürttü adamı kollarında tutmasına neden oluyordu. Ne kadar ondan uzun boylu ve yapılı olsada...




*Her şeyin sonuna bakmalı ve sen sondasın, yabancı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/vslm-t6767.htm#2
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyPerş. Nis. 08, 2010 3:22 pm

Ölüm ilk kez onun için bir külfetti. Dudaklarının kabullenemediği bir sözcük, varlığını bulduğu kişiye yakıştıramadığı sözcük kökü. Yaşamı boyunca hiçbir şeye böyle tutkuyla bağlanmamıştı. Emelleri yüksek, ulaşılmayacak istekleri olmamıştı. Yutkunduğunda boğazını saran acı ile tanışmamıştı. Böyle düşününce ne kadar iyi bir hayat sürdüğünü bir kez daha görüyordu. Oldukça sıradan, önene gelen şartlara ayak uyduran, başkalarının yönettiği ve kendinin başkalarını yönettiği döngü ile berabar hep bir yerde kalakalmıştı. Neden fazlasında gözü hiç olmamıştı? Neden birinin elinden kendine ait olduğunu düşündüğü ama aslında olmayan bir şey için savaşmamıştı? Mutlu olmak gibi bir derdi olmamış, her duyguselini tatmakta istekli olmamıştı. Kendini iki tarafta bile hissetmiyordu. Ne büyücü, ne muggle; belki de içinde sakladığı narin bir yaratıktı. Husursuzca elinden kayıp giden geçmişe sitem etmek yersizdi. Bundan sonra değişebilir miydi? Geçmişi değiştiremediğine göre, Marius’ta değişemezdi. Her ayrımda yolun yönü hep kendiliğinden belirmişti. Şimdi de öyle olacaktı. Tanımadığı dilde bir ses işitti; kadının varlığını unuttu. Kendini soyutladığı hayatta onu bağlayan bir seçim kalmıştı. Büyükannesinin sözleri kadının ses tonu ile yankılandı. Gözlerinin karartısının verdiği hazin son ile bileklerine değen soğukluğu hissetti. Ayak bileklerinin kırıldığını, dizlerinin çöktüğünü gözlerindeki perde çekilince anladı. Yorgun vücudu karşı atağa geçmiş gibi hareketlendi. Kadının dokunuşundan haz etmediği gibi, melankolik kokusundan titremişti. Ayağını yere iyice bastırarak kendi kendine söylendi. Şuracıkta tükenmenin kime faydası var ki? Kadının gözlerine bakıp ufak bir baş hareketi yapıp birkaç adım attı. Nedense kaçma dürtüsü iliklerinde uyarılıyordu. Yavaş adımlarla tanımadığı dükkanın iki basamaklık merdivenlerinin ilk katına oturdu. Vitrinine bakma cüreti bile göstermemişti. Nasılsa bu yolun devamında neler olduğunu az çok ayıkken görmüştü ve bir kerelik çıkmazdan sonra buraya ayak basmamıştı. Başını Knockturn yolunun daha da karanlık köşelerine çevirirken kadının çıktığı dükkanın birkaç dükkan ötesinde olduğuna sevindi. Bu durumda oraya kadar inmek aptallıktan başka ne sayılabilirdi? Buna korku denmezdi. Sadece tedbirli bir hareketle olduğu yere çökmekten, oturmak iyi gelebilirdi. Hem şimdi tehlike veya bunun gibi bir nedenden ötürü canını yakmaya göze alamazdı; bir amacı vardı. Nasıl olduğunu bilmese de o bir şekilde kendini gösterecekti. Verdiği sığ selamla tekrar geldiği yöne dönüp kadına baktı. Yavaşça yanına geldiğinde başını ona doğru çevirdi. Tanımadığı kadına kim olduğunu sormak en iyi sohbet biçimi gibi gelmemişti. Kim olduğunu öğrenmekte pek içinden gelmiyordu. Kumral saçları arasından geçen rüzgara şahit olurken beyaz tenine isyanla bakıyordu. Kibar bir tonda güçlü çıkmayan sesle sordu. Hatırladığı bölük pörçük anı. “ Af buyrun! Biraz önce ne dediniz, tam kavrayamadım. Yani farklı bir dilde olduğuna eminim.” Eminim derken bile tereddütlüydü. Nasıl bir cümle kurmuştu. Akıp giden bir ritimde derinde kalan saklı duygularını gün yüzüne çıkaracak kadar etkili bir desenle çizilmiş gibiydi. Merak ediyordu ama merakın iyi bir şey olmadığını da biliyordu. Yine de kendini sormaya karşı durduramamıştı. Gözlerini bir an merdiven basamağına çevirdi. Kadının sorusunu cevaplayacağından şüpheliydi. Söylese de kurduğu cümle yalandan ibaret olacakmış gibi hissediyordu. Tekrar gözleri büyük bir umutsuzlukla kadına çevrildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Morrígan Belenus

GezginGezgin
Morrígan Belenus



Mücadele Tarafı : Spes Salutis
Patronus : Pantalaimon

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyPerş. Nis. 08, 2010 6:00 pm

Kerpiç kaplı evlerden yıkılan hayaller.

Giderek bu iş canını sıkıyordu, karşısında kendi hareketlerinin kontrolünden sıyrılmış ve hayal ile gerçek arasına sıkışmış bir bedenin cezmini görüyordu. Basitliğin içeriği ancak fazla derinde saklıdır ve adamın şuan için neye ihtiyacı olduğunu, kendinin bile bilmediğini gösteren yorgun vari hareketleri, Morrígan'nın inceden depresif sinirlerinin oynamasına neden oluyordu. Burada hiç tanımadığı ve tanımaya meraklı olmadığı bir büyücü ile sıkışıp kalmış gibiydi, yanında süre gelen yaşam durmamış ve hızla olan raksına hala aynı ritimde devam ediyordu. Adamın sesi ile bir kaç adım geri çekilip, oracıkta kendini yenmeye çalışan adama alaycı bir gülümseme ile bakmıştı. Onu anlamasını beklemek saçmalıktı ama sözlerini bir kez daha dile getireceğini beklemek ise daha büyük bir saçmalıktı. Aynı sözleri, aynı cümleleri dudağının arasından bir kez fısıldardı. Anlamak veya anlamamak sadece karşısındakine kalırdı. Ondan fazla yaşlı değildi, aslında dış görünüş haricinde Morrígan'nın ondan kat ve kat daha fazla yaşlı olduğu kesindi. Ve kendi iç tutkularında boğulan bir adamla uğraşacak vakti yoktu, bu gece ki dolunay ritüelinde Karanlık Ormana gitmesi gerekiyordu ve bir adam onu tüm durağanlığı ile etkiliyordu. Kask ilkesini hatırlamış gibi bir kaç adım daha geri çekildi ve olduğu yerde gerisin geri dönerek dükkânına gitmeye karar verdi.

"Yabancı, bu yol enfiye kaplı beyinler için fazla ağırdır. Burada, çelişkilere yer olmayacak kadar keskin bir koku vardır. Herkesin dikkatini kendine çekmeden gitsen iyi olur."

Morrígan ince dudaklarının verdiği izinle bir şey daha söyliyecek gibi adama bakmış ve dilini köpek dişine değdirerek adamın önünde küçük bir reverans yaparak cümlesinden vazgeçmişti. Denemeler ve kuramlar gözlemlerden çıkar ve bu adamın içinde ki korkulu tutuculuk onu ilgilendirmeyecek kadar açıktı. Hayır, bugün onun günü değildi, bugün için fazla hareket yaşamıştı ve yılların yaşlandıramadığı bedeni yorgun bir krampla baş ediyordu. Bir kaç adım atmıştı ki havaya baktı ve şimdiden gri bulutların arasında heyecanla bekleyen yağmur kokusunu aldı, içinden gelen arkasına dönüp bakma arzusunu bastırarak, genç kadın dikleştirdiği omuzlarıyla mabedine doğru yürüdü.

Seçimler, en yargıcı düşüncelerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/vslm-t6767.htm#2
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptyCuma Nis. 09, 2010 11:42 pm

Rüzgarın hafif esintisi yüzünü yaladı. Göz kapaklarını örten güçteki kuvvet, burun deliklerine alışılmadık kokularla birlikte birkaç duygu parçasını da sürükledi. Artık bitkinlikten ziyade mutsuz hissediyordu. Kadından bakışlarını çekmişti. Düşünmek yıllarca yaptığı eylemlerin en sonuncusuydu ama şimdi oturmuş bu sevmediği sokakta geleceğin getirecekleri mi yoksa geçmişin getirdiklerini mi düşünüyordu; bilmiyordu. Bakışları kadına kaydığında alaycı gülüşüne baktı. Yüzüne yayılan gülümseme nedense tezat bir görüntü oluşturmuyor, Marius’u etkilemiyordu. Hatta kadına yakıştığını bile düşünmüştü. Dudaklarının rengini, öyle ya, ilk defa fark ediyordu. Gül kurusu diye mırıldandı. Onun alaycı bakışları altında ezilmek için öyle ya da böyle hiç varolmamıştı. Kimsenin gözleri için varolmadığı gibi… Dudakların kıpırtısı tekrar hareketlendiğinde soluksuz baktı. Neler çıktığından çok oynayışını analiz eder gibiydi. Her kelimenin birbiri ile ilişkisi yerine dudaklarla ilgilenmek dikkatini dağıtmıştı. Yine de cümle zihninde onun için bir kez daha kadının sesi ile yankılandı. Daha güçlü bir etkiyle bağırışlar atarak. Yabancı! Ona olduğu kadar kendine de yabancıydıydı şimdi. Başkası gibi olanları irdeliyordu. Bu denli etkilenmek onun dilediği, beklediği değildi. Vurdumduymazlığının geri gelmesi için ne kadar zaman geçecekti? Gözlerinin feri gitmiş, içindeki enerji dirilmişti. Bu kadar tezatlığın içinde varolmayı denemek için karşısındaki kadından medet umuyordu. Neden onda olan bir şeylerin varlığını hissediyordu. Belki içine sinmeyen kelimelerden anlamlar çıkarmalıydı. Çoktan çıkarır mıydı, aklı bu denli karışık olmasaydı. Ya da bu yola düşüp ondan böyle cümleler koparır mıydı? Çözemediği diller, duyup da anlayamadığı sözler… Derin bir soluk aldı ve başını dizleri arasına aldı. Birkaç saniyeliğine kararan dünya ona iyi gelmişti. Dizleri arasından kalkan başı kadına çevrildi. Bakışlarının kayan ritmini okuyabiliyordu ve beklediği gibi kadın dükkanına doğru dönüp yürümeye başlamıştı. Ayağa kalktı. Ritimsiz birkaç adımla birlikte kadına yetişemeyeceğini kavradı. Dikkat çekme ,git demişti. Ama Marius tam tersini yaptı. Bağırdı. Onun ve birkaç dükkanın içerisini sarmasını engelleyemeyecek düzeyde bağırdı. “ Söyle, Çelişkiyi bitirecek bir şey söyle!” Kadının duyduğuna emindi. Onun buradan gitmesi için daha etkili bir şeyler anlatmasının sırası gelmişti. Daha aradığı cevabı bulamamıştı. İnsanlar seçimlerini buldukları cevaplara göre şekillendirmiyor muydu? Marius’ta öyle yapacaktı. Kadının kendince bitirdiği sözlerini, Marius son bulsun istemiyordu. Hayatında yeri olmasını bilinçli olarak istememiş olsa da hatırasında kalacak bir zaman dilimi yaşanıyordu. Devam etmeliydi. Onu buradan uzaklaştırmak istiyorsa seçim için tarihin ve düşüncelerin kalıntılarından bir şeyler yaratmalıydı. Kadın ona seçim yolunu sunmalıydı. Kendi iyiliği için değildi belki, Marius içinde olmayabilirdi. Duyacakları daha bitmemiş gibi hissetmek kadının arkasından bakmak için güzel bir sebepti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Morrígan Belenus

GezginGezgin
Morrígan Belenus



Mücadele Tarafı : Spes Salutis
Patronus : Pantalaimon

Duyduğu gibi... Empty
MesajKonu: Geri: Duyduğu gibi...   Duyduğu gibi... EmptySalı Nis. 13, 2010 12:37 am

Son umut son çığlık.
Belki, inanırım sana ve alışırım gözlerimi kapamaya, rüzgar bir yelkovan misali yoldan akarken, başka bir ses tüm Knockturn yolunun sakinlerini o tarafa bakmaya zorlamıştı. Kadın adamın sesini olduğu yerde elbette ki tanımıştı, sinirle kasılan parmaklarını ileri geri sıkmış ve ona bakmaya cüret eden bir dükkan sahibine hırlayarak, dişlerini göstermişti. Kararan gözlerini geri doğru çevirmiş ve kararsızlık ile dikilen adama bir kez daha kenetlemişti. Başını yine bir büyücü ile belaya sokacak gibiydi eğer Cruc şu halini görse onun böyle şeyleri kendine çeken bir mıknatıs olduğunu söylerdi. Susmayan yol bir anda susmuş ve süre gelen anlarda onlara kilitlenmişti, Morrìgan çaresizce tekrar adama doğru ilerlemiş ve koluna yapıştığı gibi yürüyüp yürümesine aldırış etmeden kuytu bir sokağa doğru adamı sürüklemişti. “Bak öncelikle ben Morrìgan sen kimsin? Bu bir. İkincisi ise sen burasının neresi olduğunun farkında mısın?” Soluk benizi kızgınlığın etkisi ile renklenmişti. Umutlarını aramak için hep yanlış yerler bulan insanlar vardır, alışmak için… Ellerini sinirle saçlarından geçirmiş ve olduğu yere çöküvermişti, şimdi ne yapıyordu burada? Bir çok kişinin dikkatini üzerine çekmişti oysa şu sıralarda en son istediği şey buydu. Derin bir nefes alıp, yanında duran adama bakmış ve
“Sözlerin ile yabancı umutsuz bir vaka gibi duruyorsun bana ne yapmaya çalıştığını ya anlat ya da izin ver acına son vermek için seni öldüreyim yoksa sen her ikimizin de sonu olacaksın.” Biliyordu, sözleri çok keskindi ama karşısında adını bile bilmediği bir adam vardı ve her şekilde buraya ait olmadığı belliydi. Bunu anlamak için bir kaşif olmaya gerek yoktu. Hiçbir kötü bu kadar sarsılmazdı ki sarsılsa bile bunu belli etmezdi ki etse bile bunu gururuna yediremezdi ama bu adam da garip bir şeyler vardı. Sanki uyuşmuş gibiydi. Morrìgan ne yapacağını bilemiyordu çünkü adamı bir an önce başından savmak istiyordu. Onu yine orada barakırsa yine bir tesadüf yollarının kesişeceğini hissediyordu bu yüzden ona bir şekilde yardım edip buradan göndermeliydi. Tabi düşüncelerini okumasını bekliyorsa bu çok zor olacaktı çünkü Belenus kimse için kendini bu kadar yormazdı, adamın meramını kendi anlatması gerekti. Neden bu halde olduğunu bilirse her şey daha kolay olacak gibiydi. “Seni bu kadar delirten ne?” Son sözünü de söyledikten sonra adamın yüzüne dikti gözlerini, oturduğu yerin soğuğuna aldırış etmeden de beklemeye başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/vslm-t6767.htm#2
 

Duyduğu gibi...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3  Sonraki

 Similar topics

-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-