AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 "Burada ne işin var?"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Stanley Beljean

VII. SınıfVII. Sınıf
Stanley Beljean



Mücadele Tarafı : Fıratizm ~
Kan Durumu : Akışkan.
Patronus : Mamut.

"Burada ne işin var?" Empty
MesajKonu: "Burada ne işin var?"   "Burada ne işin var?" EmptySalı Tem. 06, 2010 1:35 am

Oyuncular: Stanley Beljean ve Josselyn Griswald
Zaman: Gryffindor-Ravenclaw maçından birkaç gün sonra, akşam.



Maçın üzerinden birkaç gün geçmesine rağmen Ilmari’nin süpürgesi hâlâ yatakhanede duruyordu. Maçtan hemen sonra vermesi gerektiğini biliyordu, fakat bilmediği bir nedenden ötürü süpürge yatağının yanındaki yeri işgal ediyor, her sabah uyandığında süpürgeyi görünce de aklına geri götürmesi geliyordu. Suskun olan sorumluluk duygusu bu sefer içinde bir çağlayan oluşturmuştu. Bu çağlayanı kurutmak için bugün süpürgeyi geri götürecekti. Yatakhane merdivenlerinden elinde Ilmari’nin süpürgesiyle ortak salona indiğinde birkaç kişi maçı tekrardan hatırlatınca ya baygın bakışlarla cevap veriyor ya da kısaca “Kapa çeneni.” diyordu. Maçtaki galibiyeti yeteneğe bağlamadığı gözler önündeydi, sadece o gün şansı yaver gitmişti o kadar. Zaten yükseklik korkusuyla başa çıkmaktan nasıl veya ne tür bir ruh hali içerisinde oynadığını da bilmiyordu. Yenmişlerdi, tamam bu güzel bir şeydi. Fakat sadece şans yardım etmişti. Havada geçirdiği her dakika için ayrı bir ölüm şekli düşünüyordu kendine. Her ne kadar teklifi getiren Bradley de olsa ahmaklık edip teklifi kabul eden kendinden başka biri değildi. Bu durumda da suçlayacağı tek kişi kalıyordu; kendisi.

Kulelerden in ve sonra şatonun içinde bir yerlere gidebilmek için birkaç merdiveni aşındır… Okuldaki dört yılı böyle geçmişti ve kalan üç yılı da böyle geçecekti şüphesiz. Bu kısır düzene karşı gelecek hiçbir davranışta bulunamazdı. Düzeni, daha doğrusu ortak salonun yerini, değiştiremediği gibi bunun gibi sabit olan şeyleri de düşünmemesi gerekiyordu. Bazen beyin kıvrımlarında küçük aptal kurtçukların olduğunu düşünürdü ve ne zaman bu kurtçuklar beynini kemirse böyle salak saçma düşüncelerin beynini işgal ettiğini savunurdu. Gereksiz bir savunmaydı tabii, ama yaptığı aptallıklara kılıf uydurmak Stanley’nin sonradan edindiği bir huy olmuştu. Sorumluluklarından kaçtığını gösteren bir huy… Zihninden bunlar geçtiğinde ayakları yürümeyi bırakmıştı. Hiçbir merdiveni aşındırmadan gittiği yerleri seviyordu, tıpkı süpürge odasını sevdiği gibi. Sol eliyle kapının kulpunu çevirdiğinde kilit yerinden çıkan ses, kilitli olduğunu anlatıyordu. Cübbesinin sağ cebinden asasını çıkarıp
“Alohomora.” diye fısıldadı. Kapının kulpunu bir daha çevirdiğinde karşısına tüm okulun süpürgelerinin yığın oluşturup sahiplerini beklediği görüntüsü geldi. Kapıyı arkasından kapayarak Ilmari’nin süpürgesini önüne alıp çalılarını düzeltmeye başladı. Son maçta bludgerlardan etkilenen sadece Stanley değildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/stanley-beljean-
Josselyn Griswald

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Josselyn Griswald



Mücadele Tarafı : Çikolata.

"Burada ne işin var?" Empty
MesajKonu: Geri: "Burada ne işin var?"   "Burada ne işin var?" EmptySalı Tem. 06, 2010 3:21 am

“Hey, Emma! Beklesene biraz.” Küçük adımlarla ilerleyen Gryffindor’lu kızın arkasından koştururken elindeki bir çift bardağın içindekilerin dökülmemesi için büyük bir çaba harcıyordu Josselyn. En şirin maskesini yüzüne takmış, kendisine tepeden bakan gözlere yaklaşıyordu sallanan içkilerle. Kendisinden sadece bir yaş büyük olmasına rağmen, en az dört yaş daha büyük gösteren bu cadının boya küpüne düşmüş gibi gözüken suratına bakmaktan nefret ediyordu ama köprüyü geçene kadar ayıya dayı demeye karar vermişti. “Umarım beni durdurmak için önemli bir mazeretin vardır küçük hanım.” İğneleyici ses tonu Joss’un midesini alt üst etmesine yetiyordu. Yine de zoraki bir şekilde ama yapay olmayan gülümsemesini kızın gözlerine sokmaya çalışıyordu. Sağ elindeki kadehi ona uzatırken, yüzündeki gülümsemedeki şirinliğe eş değer bir ses tonuyla konuşmaya başladı. “Geçen seferki tartışmamızda haksız olmama rağmen üste çıkmaya çalıştım. Bunun için gerçekten üzüldüm ve şimdi barış imzalamak istiyorum. Aslında yeri değil burası ama seni başka yerlerde yakalayamadım. Sosyal biri olmak zor olsa gerek.” İki gün önce, kıskanılacak derecede güzel saçlara sahip bu esmer cadıyla fena halde tartışmışlardı. Emma, Josselyn’e ağır sözler sarf ederken Hufflepuff’lı cadı da ağzına sahip çıkamamış ve aynı şekilde bağırmıştı genç kıza. Ama Emma’nın söylediği laflar ona gerçekten dokunmuştu ve şimdi en ince ayrıntısına kadar düşündüğü bu plan sayesinde ona ufak bir oyun oynayacaktı. Bıyık altından gülümserken Emma da Josselyn’in sol elindeki bardağa uzanmıştı bilmiş bir tavırla. “Bana uzattığın bardağı içecek kadar aptal değilim.” Ah, ben de öyle düşünmüştüm zaten. Düşmanı tanımak gerçekten önemli bir kuralmış.

Sağ elindeki bardaktan kocaman bir yudum alırken, Emma da kendi bardağına yönelmişti. Ve sadece iki dakika… İçindeki çocuğu durduramayan Josselyn saniyeleri sayarken cebinden bir ayna çıkarmıştı. Kız bir şey anlamasın diye boş boş konuşuyor, onun iksirin farklı tadını algılamaması için dua ediyordu içten içe. En nihayetinde esmer cadının saçlarının her bir teli beyazlaşmışken kendini tutamayıp gülmeye başladı. Şaşkın bir şekilde Joss’un yüzüne bakıyordu Emma. Elindeki aynayı kıza uzattı Hufflepuff’lı cadı. “İşte şimdi benden çok daha büyük gösteriyorsun. Ah, keşke kendine birazcık baksaydın da erkenden yaşlanmasaydın.” Munzur bir şekilde gülüyordu. İntikamı gerçekten çok hoş olmuştu. İki gün boyunca böyle gezmek zorunda olan cadının hissettiklerini tahmin bile edemiyordu. Kendisini yerin dibine geçiren bu cadıya acıyamıyordu ama. Emma’nın büyüyen gözlerini izlerken, arkasından gelecek hamleyi tahmin etti ve elindeki boş bardağı kıza doğru fırlatıp koşmaya başladı. “Seni küçük fare, bu yaptığın yanına kâr kalmayacak! Gel buraya, bu sefer asamın tadına bakmak zorunda kalacaksın!” Emma’nın söyledikleri gittikçe duyulmayacak bir hal almaya başlamıştı çünkü Josselyn böyle durumlara alışkın olduğundan, hızlı koşmaya başlamıştı. Bacaklarına dolanan cüppesine lanetler okuyarak koridorun sonundaki süpürge odasına ulaştı. Genelde kilitli olan kapıyı açmak için asasını çıkarırken kapının zaten aralık olduğunu gördü ve hiç tereddüt etmeden tokmağa uzandı. Arkasında deli cesaretine sahip olan bir canavar vardı! Ama ufak bir sorunla karşı karşıyaydıı; kapıyı hızla açarken bir şeye çarptığını hissetti. Kapının arkasında olan şeyin ne olduğunu bilmiyordu ama o kapıdan geçemezse kızın lanetlerinden birini yiyecekti. Sert bir şekilde kapıyı itelerken, arkadaki ‘şey’ de geri çekilmişti anladığı kadarıyla. Süpürgelerle dolu bu odaya adımını attığında, ani bir hamleyle kapıyı kapatıp, açılmasın diye arkasına yaslandı. Derin derin nefes alırken kendini şaşkın gözlerle izleyen çocuğa kaydı gözleri. Evet, pek ‘normal’ bir giriş yaptığı söylenemezdi ama neden her seferinde deli gözüyle bakıyorlardı ona, anlamıyordu. “Iı, merhaba.” Çarpık bir şekilde sırıtmıştı çocuğa. Kendinde değildi henüz ama biraz önce ona bir zarar vermiş olabilirdi. “Biraz ani bir giriş yaptım, umarım herhangi bir yerine herhangi bir şey yapmamışımdır.” dedi tedirgin bir ses tonuyla. Emma’ya yaptığının cezasını vermek isterken bir başkasına zarar vermek en son isteyeceği şeylerden biriydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/josselyn-t7564.h
Stanley Beljean

VII. SınıfVII. Sınıf
Stanley Beljean



Mücadele Tarafı : Fıratizm ~
Kan Durumu : Akışkan.
Patronus : Mamut.

"Burada ne işin var?" Empty
MesajKonu: Geri: "Burada ne işin var?"   "Burada ne işin var?" EmptyPerş. Tem. 08, 2010 1:11 am

Birkaç çalıyı daha düzelttikten sonra süpürgeyi diğerlerinin arasına koydu. Arkası kapıya dönük bir şekilde, kapıya doğru geri geri birkaç adım atınca sırtına bir şey çarpmış ve kapı hızlıca kapanmıştı. Yüz üstü süpürgelere doğru uçmaktan kendini koruyamamıştı ve iki saniye sonra süpürgelerin çalılarını yüzünde hissetmişti. Yeniden ayağa kalkıp çarpan şeyin ne olduğunu anlamak için arkasını dönmüştü. “Merhaba.” Kafası karışık bir biçimde söylediği kelime dudaklarından otomatik olarak dökülmüştü. Suratına şapşal bir ifadenin oturduğunu biliyordu, ama bunu çabucak silecek kadar kendinde değildi. Gözleri karşısındaki cadının yüzünde geziniyordu. Sadece ortak derslerinden tanıdığı cadının süpürge odası gibi bir yerde ne yapmaya çalıştığını anlamıyordu. Cübbesinin kollarını düzeltmeye devam ettiğinde yüzünü buruşturmuştu. “Evet, fazlasıyla ani bir giriş yaptın. Bir şeyim yok, teşekkür ederim.” Başkalarına karşı kullandığı nazik tarafını karşısındaki cadı için de kullanmıştı. Hem iyi biri olmaya çalışıyor hem de eski alışkanlıklarından vazgeçmiyordu. Bu durum yüzünden de çoğunlukla kendi içinde çelişkilere düşüyordu. Fakat bu, Stanley için o kadar da önemli olmayan bir şeydi.

Aralarında oluşan uzun sessizlikte karşısındaki cadının nefesi normal ritmine kavuşmuştu. Saçlarını karıştırıp yüzünü buruşturdu ve gözlerini devirerek konuşmasına başladı.
“Karşılaşmak için mükemmel bir yer doğrusu.” Süpürge odasının küçük olması, rahatça hareket etmeyi kısıtladığı için sıkıntılı bir duruma düşmemek adına olduğu yerde çakılı kalmıştı. Gözlerini tekrar kumral cadıya yönlendirdiğinde onun hâlâ kapıya yaslandığını gördü. “Neden hâlâ kapıyı tutuyorsun? Ayrıca, burada ne işin var?” Normal bir öğrenci süpürge odasını sadece maçlardan önce süpürgesini almak için kullanırdı. Fakat ne bir maç vardı ne de karşısındaki cadının maça çıkacak gibi bir hali… Daha çok birilerinden kaçıyor gibiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/stanley-beljean-
Josselyn Griswald

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Josselyn Griswald



Mücadele Tarafı : Çikolata.

"Burada ne işin var?" Empty
MesajKonu: Geri: "Burada ne işin var?"   "Burada ne işin var?" EmptyPerş. Tem. 08, 2010 10:36 pm

Vücudundaki tüm sistemlerini harekete geçiren adrenalin hormonunun etkisinin yavaş yavaş geçmeye başladığını normale dönen kalp atışlarından anlamıştı. Soluk alıp verişi eskisi gibi yavaş ve düzenli bir hale döndüğünde daha net bir şekilde düşünebiliyordu. Daracık ve havasız bu odada bir süre mahpus kalmıştı, üstelik yanında bir de kurban vardı. Özür dilercesine, bu yüzü çok tanıdık gelen çocuğa bakıyordu ama loş ortamda gözlerinin anlamının çözülebildiğinden emin olamıyordu. Yaslandığı yerde ayakta duruyordu ama yorulmuştu. Kendisine merakla bakan gözlerin eşliğinde yere oturdu ve sırtını kapıya yasladı yine. Emma’nın hala kendisini aradığına emindi ama bu çok uzun sürmeyecekti düşündüğü kadarıyla. Bir süre sonra sıkılacaktı beyaz saçlı cadı. O sıkılana kadarsa yüzü git gide daha tanıdık bir hal alan çocukla bu küçük odaya hapsolmuştu ve muhtemelen o çocuk şuanda kendisine okkalı bir küfür savurmuştur. Ama küfretmeyecek kadar kibar gözüküyordu. En azından ettiği teşekkür öyle gösteriyordu. Açık kahverengi gözleri süpürgelerin büyükçe yer kapladığı bu dolap gibi odayı gezinirken gerçekten kötü bir duruma soktuğunu fark etti ikisini. Tüm bu düşüncelerini onaylarcasına çıkan fısıltı şeklindeki söz kulaklarına ulaşınca biraz daha kötü hissetti kendini. Neden her seferinde birilerine zarar veriyorum? Biraz ötede bekleyen çocuğun gözlerindeki merak sözlerine de yansımıştı ve Joss’un burada ne işi olduğunu soruyordu. Onun ses tonunu duyunca kim olduğunu çıkarmıştı Hufflepuff’lı cadı. Ravenclaw binasına mensuptu, birkaç ortak dersleri vardı ve isminin Stanley olduğunu hatırlıyordu. Kafasında aniden çakan şimşekle beraber Stanley’in hakkında bildiği azıcık olan şeyler de beynine hücum etmişti. En azından tamamen yabancı olan biriyle aynı odada değildi şuanda. Ve ona bir açıklama borçluydu. Bir şeyinin olmadığını söylemişti ama hızlı bir giriş yaptığı için canını acıtmış olabilirdi, bu yüzden en azından neden burada olduğunu açıklayabilirdi. Çünkü onun da fark ettiği gibi süpürgeyle şu an için herhangi bir ilişkisi yoktu.

Biraz önce Emma’ya yaptıklarını anlatmak için dudaklarını araladı ama birden duraksadı. Kumral ve oldukça hoş yüz hatlarına sahip olan Stanley’in pis bir ispiyoncu olmadığını, profesörlere durumu anlatmayacağını ve kendisine zarar verdiğini söylemeyeceğini nereden bilebilirdi ki? Ama Josselyn insanlara çabucak güvenirdi, üstelik Stanley’e güvenmesi gerektiğini söylüyordu içindeki his. Hislerinde pek yanılmazdı. Zaten zorda kalmadıkça yalan söyleyemezdi. “Doğruyu söylemek gerekirse az önce birisine bir şey yaptım ve şu anda fellik fellik beni arıyor.” Tereddütlü bir ses tonuyla söylemişti bunları ve Ravenclaw’lu çocuğun pek bir şey anladığını sanmıyordu. Çekingen bir tavırla sözlerine devam etti. “Gryffindor’lu bir kıza, saçlarını beyaza boyayacak bir iksir içirdim. Ama o, içtiği şeyin iksir olduğundan habersizdi ve bana fazlasıyla kızdı.” Suçunu itiraf eden bir çocuk gibi yere bakarak konuşuyordu. Son cümlesini söyledikten sonra kafasını kaldırdı ve suçsuz olduğunu kanıtlamak için bir kez daha araladı dudaklarını. “Ama bunu hak edecek kadar kibirli ve insanlara yukarıdan bakan biriydi. Gryffindor’a sırf o deli cesareti için seçildiğine eminim, çünkü onda iyi bir kalpten eser yok.” Çocuğun kendisine vereceği tepkiyi merakla beklerken o da bir şeyler söylemek için ağzını aralamıştı ama daha o başlayamadan kapının arkasında bir ses duydu. “Şşş, bir dakika!” İşaret parmağını telaşla dudağına götürerek çıkardığı bu sesten sonra, kulak kesilerek kapıyı dinlemeye başladı. Ufak bir dinlemeyle bu iki kişinin romantik bir çiften başkası olmadığını fark etti. Rahatladığını aldığı derin nefesle belli etmişti. Zaten kapının arkasındaki çiftten duyduğu son ses yılışık bir öpücük sesiydi. Kafasını tekrar Stanley’e çevirdiğinde sabırsızlıkla parlayan gözlerini gördü. “Emma değilmiş, oh. Ve sözünü kestim, özür dilerim.” dedi. Bugün kaç kez özür dilediğini ve daha ne kadar dileyeceğini bilmiyordu ama tuhaf bir şekilde kendisine dikkatle bakan bu çocuğa bir şeyler söyleme ihtiyacı hissediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/josselyn-t7564.h
Stanley Beljean

VII. SınıfVII. Sınıf
Stanley Beljean



Mücadele Tarafı : Fıratizm ~
Kan Durumu : Akışkan.
Patronus : Mamut.

"Burada ne işin var?" Empty
MesajKonu: Geri: "Burada ne işin var?"   "Burada ne işin var?" EmptyCuma Tem. 09, 2010 1:13 am

Meraklı gözlerle karşısındaki kumral cadıyı süzerken onunda aynı işlemi Stan’in üzerinde yaptığını fark etti. İsmini bildiğini sanıyordu, ama şu anda hiçbir ayrıntı aklına gelmiyordu. Düşünceleri tek bir şeye odaklanmıştı; bir süre daha bu küçücük oda da tutsak edildiğiydi. Daha önce pek fazla muhabbeti olmadığı kumral cadıyla ne konuşacağına dair hiçbir fikri yoktu. Soracaklarını, daha doğrusu sorabileceklerini çoktan sormuştu ve kız, konuşmak için dudaklarını aralayıp geri kapamıştı. Kararsızlık selinin içinde kurtulmaya çalışıyor gibiydi. Ne düşündüğünü anlamak için her şeyi yapabilirdi, ancak kızın ifadesiz suratından hiçbir şey anlaşılmıyordu. Sıkıntıyla gözlerini devirdi. Odada bulunan ufacık pencereden içeriye giren ışık huzmeleri iyice azalmıştı. Artık cadının yüz hatlarını göremez hâle gelmişti. Önemsiz bir ayrıntıydı, ışığın olmaması ama yine de rahatsız ediciydi. Elini yavaşça arka cebinde bulunan asasına götürdü, fakat sonra vazgeçti. Karanlıkta oturmayı severdi. En azından kusurları karanlıkta daha az görünürdü. Karşısındaki cadı, kuşkucu bakışlarının yerine güvendiğini belli eden bakışları oturtmuştu. Daha deminki nazik tavrından olduğunu çıkardığı bu bakışların ardından cadının sesi odayı doldurdu. Kızın aksanlı konuşmasından İngiliz uyruğundan olmadığını anlayan Stanley, sert konuşmasından da Alman uyruğundan olduğunu fark etmişti. Beyin kıvrımlarında çakan şimşek, bu kızın Josselyn Griswald olduğunu söylüyordu. Onun bir ikizi olduğu ayrıntısı da aynı anda gelmişti aklına. Fakat ne Josselyn’i ne de ikizini çok iyi tanıyordu. Aynı dönemden olup da çok fazla tanımadığı kişi sayısı bir hayli fazlaydı. Asosyal biri sayılmazdı, ancak insanlarla konuşmaktan, daha doğrusu insanlarla sohbet edecek bir şeyler bulamadığından pek de popüler biri değildi.

Konuşmak için ağzını açtığında kumral cadı onu engellemişti. Zaten onun konuşması boyunca çıtını bile çıkarmadan dinlemişti ve şimdi biraz daha suskun kalmak, Stanley için zor bir eylem değildi. Josselyn, dikkatlice kapının ardındakileri dinlerken kendi de süpürgelerin üzerine sessizce oturmuştu. Cebinden çıkardığı asasıyla ilgilenmeye başlamıştı ve Josselyn’in konuşmasına izin vermesini bekliyordu. Aslında cadının sözleri üzerine ne söyleyeceğini bilmiyordu. Bu yüzden Hufflepufflı cadının söyledikleri üzerinde düşünmeye başladı. Bir kız vardı ve bu kız, ona kötü davranmıştı. Josselyn de bu davranışını cezalandırmak istemiş ve kızın saçlarını beyaza boyayacak bir iksir hazırlayıp bunu kıza içirmişti. Oldukça komik görünen olay karşısında dudaklarında oluşan küçük tebessümü silmemişti. Fakat Josselyn’e ne söyleyebilirdi ki? Aferin sana diyecek hali yoktu. Konuşma özürlü olduğuna okkalı bir küfür savurdu içinden. Odayı tekrar cadının sesi doldurunca şaşkın bakışları, çehresinde yer edinmişti. Ne söyleyeceğini bilmediği hâlde dudaklarını araladı.
“Yani oldukça yaramaz birisin.” Bu neydi şimdi böyle? Kızın kişiliği hakkında mı konuşacaktı? Başka bir şey söylemeden önce odanın biraz aydınlanması için asasına komut verdi. “Lumos Maxima.” Şimdi etraf daha da aydınlıktı. Dudaklarına güven veren gülümsemesini yerleştirmişti. “Umarım, Emma buraya saklandığını görmemiştir. Yoksa bütün akşam burada mı oturacağız?” Saçma sorularından sonra içinde karşısındaki cadıyla konuşma ihtiyacı hissetti. Nedenini bilmiyordu ve daha önce de böyle bir his içini kaplamamıştı. Sadece, konuşmak bu sıkıcı ortamda yapılacak en iyi şey gibi görünmeye başlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/stanley-beljean-
Josselyn Griswald

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Josselyn Griswald



Mücadele Tarafı : Çikolata.

"Burada ne işin var?" Empty
MesajKonu: Geri: "Burada ne işin var?"   "Burada ne işin var?" EmptyCuma Tem. 09, 2010 2:53 am

Uslanmaz bir cadıydı, Josselyn. Babası ile ikizi Karl onu ne kadar dizginlemeye çalışırsa, Josselyn de o kadar yaramazlaşıyordu. Küçüklüğünden beri ortalığı birbirine katmasıyla bilinen kumral cadı, her seferinde olumsuz tepkilerle karşılaşıyordu. Yaramaz, sinir bozucu, şımarık… Bu tür lakaplara kulaklarını tıkamıştı artık, sadece içinden geldiği gibi davranıyordu. Kendisine kötü davranan insanlarla söz dalaşına girmek yerine böyle yaparak cezalarını veriyordu. Üstelik eğlenceli bir yoldu. Neden kimse anlamıyordu onu? Daldığı düşüncelerden sıyrıldığında birden Stanley’in vereceği tepkiyi deli gibi merak ettiğini fark etti. Kolay kolay biriyle tanışamazdı, cesaret edip de konuştuğu kişilerin üzerinde olumlu bir etki bırakmayı isterdi ve şimdi Ravenclaw’lu bu oğlan kendisinin en beter hallerinden birini görmüştü. Üstelik çocuğun söylediği cümleden, bu durumu nasıl karşıladığını anlayamamıştı bile. Bunu fark eden milyonuncu kişisin. İçinden geçen bu cümleyi ona söylemek yerine, içten bir gülümseme yüzüne hakim olmuştu. “Eh, uslu olduğum söylenmez.” Mırıldanır gibi söylediği bu sözün çocuğun kulağına vardığını kendisine gülümsemesinden anlamıştı. Stanley’in asasından fırlayan ışık huzmesi bir an için gözlerini kamaştırmış, onları bir süreliğine kapatmak zorunda kalmıştı. Göz bebeklerinin aydınlığa alıştığından emin olduğunda göz kapaklarını yavaşça araladı. Çocuğun yüzündeki gülümseme, yakalanma endişesini yok edince ışığın oldukça iyi geldiğini anladı. Şimdi onun yüz hatlarını çok daha iyi görüyordu. Uzaktan pürüzsüz görünen bir teni vardı. Bir bebek suratını andıran yüzünün etrafını dağınık, kahverengi saçları çevreliyordu. Yüzündeki her bir ayrıntı oldukça özenle yerleştirilmiş gibiydi. Ama gözlerindeki yeşilliğe takıldığında bir an için diğer ayrıntıları unutmuştu. Ne kadar güzellermiş.

Stanley’in sözlerinden sonra utanarak onu incelemeyi bıraktı ve bakışlarını yere indirdi. Güzel bir yere değinmişti. Tüm geceyi burada bir fare gibi saklanarak geçirmeyi ikisi de istemezdi. Oldukça havasız, dar bir ortamdı. Emma’nın kendisini görmediğine neredeyse emindi ve kaçmaya başladığı andan beri bayağı vakit geçmişti. Aramaktan sıkılmış olabilirdi ve intikamını sonraya bırakabilirdi. Her türlü Joss’un başı dertteydi zaten. “Aslına bakarsan beni göremeyeceği kadar hızlı kaçtım. Alıştım artık.” Gözlerini devirerek söylediği son iki kelimenin ardından ekledi. “Biraz daha bekleyebilir miyiz? Onun asasının tadına ne kadar geç bakarsam o kadar iyidir.” Söylediklerinin arasında biraz endişe biraz da dalga gizliydi. Emma’yı hafife aldığının farkındaydı, ama Gryffindor'lu kız hem diliyle hem de asasıyla ondan üstündü. Gryffindor’un Ravenclaw’la yaptığı son Quidditch maçında tribünlerden nasıl laflar ettiğini çok iyi hatırlıyordu. Elinde olsa bir iki lanet yollayacak kadar delirmişti. Maçtaki o vahşi görüntülerini ürpererek hatırlarken bir an başka bir şeyi daha hatırladı. Aslında hatırladığından emin değildi ama kartalların galip geldiği bu maçta karşısındaki çocuğun süpürge üstündeki hali vardı aklında. Görüntüyü hayal meyal hatırlıyordu. “Sen Ravenclaw Quidditch takımında mıydın? Son maçta seni hatırlıyor gibiyim ama bir türlü emin olamadım.” Soru yersizdi muhtemelen. Ama bu odaya onun yüzünden tıkılı kalmışlardı, biraz olsun bu örtülen sessizliği yok edebilirdi. Hem zaten burada yapabilecekleri başka bir şey de yoktu. Ondan gelecek cevabı beklerken maçtan kareler de gözünün önüne gelmişti. Kar sebebiyle net olarak görememişti ama düşündükçe süpürgenin üstünde onun dalgalanan saçları gözünde netleşiyordu. Ya da o öyle inandığı için Stanley’i görüyordu kafasında.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/josselyn-t7564.h
 

"Burada ne işin var?"

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-