AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Tesadüf *

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gabriel J. Vaux

GezginGezgin
Gabriel J. Vaux



Mücadele Tarafı : *

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyPerş. Haz. 24, 2010 11:23 pm

*Biriyle buluşmak için taa Dublin ha? Aklımı kaçırmış olmalıyım.* Kar tanelerinin omuzlarını doldurup, açıkta kalan uzuvlarını rüzgar dondururken aklından bunlar geçiyordu. Zaten bu soğukta buraya cisimlenmesi hayli zor olmuştu. Geçen dolunaylı gecede cabasıydı.

Dublin sokaklarında buluşma mekanı olan Shannon bar'ı arıyordu. Soğuktan morarmak üzereyken, ışıklı bir tabela onu kendine getirmişti. 'Shannon Bar.' Usulca kapısına doğru yürüyüp içeri girdi. İçerisi gayet sıcak ve gürültülüydü. İlk işi üzerinde fazlalıklardan kurtulmak olmuştu. Muggle'ların arasına karıştığı için cüppe yerine kalın bir mont giymişti. Eli ilk boynuna gitmişti, cüppenin bağlarını çözmek için. Fakat üzerindekinin cüppe olmadığını anlaması çok zamanını almamıştı ki montunun fermuarını aşağı doğru kaydırdı. Montunu omuzlarından düşürürken içeriyi süzüyordu. Tanışacağı kızın adı neydi ? Veronica ? Vittoria ? Hayır, hayır. Vicy'di. Sadece Vicky. Bara doğru yaklaştı, oturaklardan birine oturarak yüzünü masaların olduğu kısma çevirdi. Yoktu. Fotoğrafını görmüştü. Kızı elbette tanıyabilirdi. Kumral, renkli gözlü. Küçük bir burnu ve dolgun dudakları vardı. Ama yoktu işte. Bara döndü, barmenden bir tekila istedi. Buralarda kaymak birası bulunmazdı heralde.


1 Saat Sonra

"Daha fazla içmemelisin dostum." Kaçıncı tekilaydı bu ? Beş, altı ? Belli ki Vicky gelmeyecekti. Kısacası ekilmişti. Kolundaki saatine baktı. Saat gece yarısını bulmak üzereydi. Bundan sonra buluşmaya kim gelirdi ki ? İlk defa ekilmenin vermiş olduğu duygu tuhaftı. *Yaşlanıyorum sanırım.* diye iç geçirdi. Otuz yaşındaydı. Yaşlı değildi. Ama 20'li yaşlar 'genç' adı verilen yaşlardı. Yirmibeşe kadar... Gabriel bunu çoktan geçmişti. Bardağındaki son tekilayıda yudumladı. Barmen artık ona tekila vermemeye karar vermiş olacaktı ki bardağı boşalmasına rağmen onunla ilgilenmemişti.

Hafif kafayı bulmanın etkisiyle yanına az önce oturan kadına dönmüştü. Barın loş ışıkları ve kafanın güzelliğiyle yüzünü pek seçemiyordu. ´Biliyor musun ?` Duraksayıp, gülümsedi. ´Ekildim. Hemde bir kadın tarafından. Düşünebiliyor musun ?` Kafasını geri doğru yatırıp, şaşırırmış gibi yaptı. Kibirli bir bakış atıp devam etti. ´Bana bir baksana ? Yaşlanmış mıyım ? Tamam birkaç beyaz saçım olabilir. Bence bu beni karizmatik gösteriyor.` Ellerini saçlarının arasında gezdirdikten sonra devam etti. ´Sana bir sır vereyim mi ?` Yanındaki kadının kulağına eğilip devam etti. ´Kız zaten çirkindi.` Geri çekilip, kahkalarla güldü. ´Adı da Vicky miydi neydi ? Vıcık vıcık birşey. Iııy o ne öyle.` Tekrar güldü fakat bu sefer kısa kesmişti. Kadın ona tepki vermeden onu dinlemişti. Garipseyerek ona baktı. ´Sağır mısınız ?`
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aurelia Rovenie

GezginGezgin
Aurelia Rovenie



Mücadele Tarafı : .

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyCuma Haz. 25, 2010 4:15 am

Kendini çıplak gibi hissetmesine neden olsa da muggle pardesüsüne aldırmadan yürümeye devam etti. Sadece topuk sesi bile çevresindeki insanların bakışlarına çekmeye yeterken o bu kez yüzünü saklamadan yürüyordu. Çoğu kimse tarafından kusursuz kabul edilen yüzünü saklamaması insanların dikkatini çekmeme konusunda ona hiçte yardımcı olmuyordu. İşi ve 'türü' gereği cübbesinin kukuletasının ağırlığını kafasında, gölgesini ise yüzünde hissetmeye alışmıştı. Ama ne zaman bu bara normal bir gece de gelse. Bu muggle kıyafetlerini giymeye mecbur kalıyordu. 'Her güzelin bir kusuru vardır Lia' diye düşünmeden edemedi. Yanından geçtiği adamın saklama ihtiyacı duymadan diktiği gözlerine, ve açık kalan ağzına aldırmadan yürümeye devam etti. Siyah pardesünün yakasından görünen kırmızı elbisesinin dekoltesinin ona hiç yardımcı olmadığını farkındaydı.

Ama umurundamıydı sanki? Yada umurunda olmuşmuydu bunca yıl? İnsanları önemsememeyi öğrenmişti. Hiçkimsenin fikri veya yorumu onu ilgilendirmiyordu. Ama insanları öğrenmeyi de iyi bilmişti. İnsanlar onun için dışarıdan gözlenmesi gereken süs bitkileriydi. Büyücüler ise daha dikkatli incelenmesi ve aynı zamanda dikkat edilmesi gereken heykeller. Shannon barı belkide bu yüzden çok seviyordu. Muggleların arasına karışmaktan hiç hoşlanmasa da sadece burası ona biraz olsun huzur veriyordu. O kadar gürültünün içinde nasıl huzur bulabildiği hakkında bir fikri yoktu. Belkide barda oturan insanlar arasında kaybolmak hoşuna gidiyordu.

Gözlerini kapatıp beyaz tenli yüzünü gökyüzüne kaldırdı. Kar tanelerinin bir kaçını yüzünde hissederek yürümeye devam etti. Shannon barı bulması için gözlerinin açık olmasına gerek yoktu zaten. Işıklı tabelanın önüne geldiğindede kafasını kaldırıp birkez olsun bakmadı. Kapıyı ittirip üstündeki zil sesini duyunca tanıdık hatıralar canlandı gözünde. Buraya hep yalnız gelmiş ve kimseyle konuşma ihtiyacı duymamıştı. Bir kişi hariç. Pek çok kişinin dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştı. Özellikle söz konusu mugglelar olunca bu onun için bebek işiydi. Ama o kimseyi yanına yaklaştırmamıştı. Yine bir kişi hariç. Uzun süredir görmediği bu adamı düşünmemeye çalışarak bara doğru ilerledi. Üzerindeki siyah pardesüyü çıkartarak bordo elbisesini gözler önüne serdi. Kış mevsimi için oldukça açık bir elbiseydi belkide. Ama onun üşüme gibi bir derdi varmıydı?

Barmenden bir viski istemişti ki yanındaki sesle dişlerinin arasından dökülen hırlamaya engel olamadı. Barmen bir an için ona korkarak baksada, kadının bu hallerine alışmış olduğundan gerek hemen işine geri döndü. Lia ise yanındaki adama bakarken dona kaldı. Hırlamanın ardından gelen kısa, çok kısa bir şokun ardından gözlerini adamın yeşil gözlerine dikti. Sadece birkaç tel beyazlamış olan saçları dışında adamın hiç değişmemiş olması onu şaşırtmalıydı. Ama şaşırtmadı. Kadere inanmayı çok uzun süre önce bırakmıştı. Fakat daha girerken düşündüğü adamın karşısında oturuyor olması ona kaderin bir oyunu gibiydi.

Biliyormusun diye başlayan cümleleri arka arkaya dinledikten sonra. 'onun' kendini tanımadığını fark etmesi çok uzun sürmedi. Ve sivri dişlerini saklayan kan kırmızı dudakları alaycı bir şekilde, gülümsercesine büküldü. Sarhoş bir eski dost. Ne kadar mükemmel. Bu gece renkli bir gece olsun gibi bir dileği olmamıştı ama öyle olacak gibi görünüyordu. Kaç sene önceydi? Onun için seneler saniye değilmiydi zaten ne önemi vardı ki? Bu adamla kaç kere bu barda buluşmuştu. Hatırlamıyordu. Ama önemlide değildi zaten. Anılar kafasını kurcalarken bu barda yanına yanaşmasına izin verdiği -ve itiraf etmek gerekirse oda biraz yanaşmıştı- tek adama delercesine bakmaya devam etti. Ta ki kulağında nefesini hisssede ve'Sağır mısınız' tepkisini alana kadar.

'Sizin gibi ortayaşlı beyfendiler genelde hanımlar tarafından ekilir zaten. Gençlerin tercihi bazen farklı olabiliyor. Ama yinede beni bu konuda aydınlattığınız için teşekkür ederim.' Barmenin uzattığı viskiyi alarak teşekkür etmeksizin konuşmaya devam etti. Bir kolunu bara dayamış vücudunu tamamen adama çevirmişti. Birazdan söyleyeceklerinin adamın kafasında bir ışık yakmasını umarak konuşmayı sürdürdü

'Bu bardaki en yaşlı bayana bunu sormanız biraz garip ama şunu söyleyebilirim ki kaybeden siz değil Vicy isimli -şüphesiz genç- bayan olmuş.' viskiden bir yudum daha almak için duraksadı. Kafasındakileri toparlamakta zorlanıyordu belki de. Yinede yüzündeki o alaycı gülümseyemeyle konuşmaya devam etti.

'Yinede bu soruyu soracak bayan olarak beni seçtiğin için teşekkür ederim Gabriel.'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gabriel J. Vaux

GezginGezgin
Gabriel J. Vaux



Mücadele Tarafı : *

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyCuma Haz. 25, 2010 9:48 pm

Kadın sonunda konuşmuştu. Ağzından çıkan her cümlenin sözleri beyninde yankılanıyordu. Vücudunu ondan tarafa çevirmesiyle kadına daha dikkatli bakmaya başladı. Kırmızı bir elbisenin içerisinde dışarıdaki kar kadar beyaz bir ten. Tanıdıktı. Beyninde sözcükler yankılanmaya devam ederken kadının sesine odaklandı. Keskin cümle sonları vardı. Nokta koyduğunu belli ediyordu. Fakat genel durumu alaycıydı. Bu da tanıdıktı. Kafasını kadının yüzüne çevirmesiyle, adını onun ağzından duyması bir oldu. Kadının yüzü bir anda spot ışıklarıyla aydınlanmıştı sanki. Evet, evet bu oydu. Tanımıştı. Sarhoşluğun etkisinin kaybolduğunu hissediyordu. Aslında Aurelia'yı görmek insanı daha çok sarhoş ederdi ya.

Abandığı bar masasından vücudunu kaldırıp Lia'ya döndü. Anca kafasını toparlamış, bu karmaşıklığı çözmüştü. Artık Lia'ya cevap vermesi gerekiyordu. ´Yılların benden neler çaldığını görüyor musun Lia ?` Zaman ondan yaşıyla birlikte Lia'yı çalmıştı. Lia'yla geçmişte kalan ve nasıl bittiği belli olmayan ilişkisini düşündü. Fakat bunu her zaman düşündüğünde aklını kurcalayan birşey vardı. Nasıl bir çift oldukları ? Bir kurtadam ve bir vampir nasıl bir çift olabilirdi ki ? Aurelia ikiyüz küsür yaşındayken hala yirmibeş gösteren biriydi. Gabriel ise dolunaydan sonraki günlerin verdiği yorgunlukla günden güne yaşlanmaya başlamış, otuz yaşında olmasına rağmen altmış yaşlarının sonunda gösteren biriydi. Hayat hiçte adil değildi. Bu güzel kadını ona veren Tanrı, daha güzel olanaklar sunabilirdi ona. Mesela ayın birkaç gününü bilinçsiz bir şekilde sevdiklerine bile zarar vererek geçirmesini engelleyebilirdi. O kurtadam'ı onun karşına çıkarmayabilirdi. Yapabilirdi. Ama yapmadı.

Aurelia'ya bakıp sırıttı. Taburesini iki yandan tutarak kendine doğru yaklaştırdı kadını. Elini görebileceği bir seviyeye kaldırıp Lia'nın yanağına dokunmak için yavaşça ilerletti. Bir mermer kadar soğuk ve beyaz. Aurelia idi bu. Her şekilde test etmişti adeta kadını. ´Alkolün etkisiyle bazı şeyleri idrak etmek zor oluyor. Hele de beynin eskimeye yüz tutmuşsa.` Bu ekilme olayı onu dipsiz bir çukura atmıştı. Önceleri ne kadar yaşlandığını düşünmeden bedenine en güzel hizmeti yapar ve en güzel sonuçları alırdı. Beğendiği kadınları elinden kaçırmazdı. En önemliside ekilmezdi. ´Sen görmeyeli yaşlılık sendromuna girmiş olmalıyım. Hatırlarsın ki senin yanındayken yaşımın bir önemi yoktu. Genç hissetmemi sağlıyordun. Hangi yaşta olursam olayım.` Söylediklerinin ardından Lia'yı süzdü. Suratında ne bir tebessüm ne de gözlerinde bir ifade vardı. Hiç değişmemişti.

Sıcak ellerini Lia'nın ona doğru dönük olan bacaklarına koydu. Bedenini yavaşça ona yaklaştırdı. Kendi nefesini, kendi vücudunda hissediyordu. Lia'nın boynuna çarpan nefesi tekrar kendi bedenine dönüyordu. Dudaklarını siyah saçlarının arasındaki kulağına yaklaştırıp fısıldadı. ´Zamanın benden neler çaldığını gördün. Peki senden neler çaldı, Ilithya`

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aurelia Rovenie

GezginGezgin
Aurelia Rovenie



Mücadele Tarafı : .

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyC.tesi Haz. 26, 2010 5:04 pm

Gabriel'in yüzüne yayılan hafif şok ifadesi onu garip bir şekilde tatmin ediyordu. İnsanların küçük duruma düşmeleri durumlarından mutlu olma gibi basit zevkleri yoktu. Aksine insanlar onda herhangi bir duygu uyandırmıyordu. Bunu çok uzun zaman önce zorla da olsa öğrenmişti. Ve şimdide bunu değiştirmek gibi bir niyeti yoktu. Yinede adamın suratındaki ifade, sarhoşluğunun etkisinin azalması ve gerçekleri fark etmesi ve en önemlisi cümleleri Aurelia'ya zevk veriyordu. Belki de anılar yüzündendi bu. Yada belki de karşısındaki adamla hikayelerinin nokta konmadan bitmesinden. Bir fikri yoktu. Bildiği tek şey, en az kendi kadar iyi tanıdığı bir adamla 200 küsür yaşında bir vampir olarak yaşlanmak hakkında konuştuğuydu.

Ilıthya.. ve anılar, anılar... Ne bir bakış, ne tanımamazlık, nede yüzünde hissettiği dokunuş onu az önce duyduğu kadar etkilememişti şüphesiz. O çok uzun zaman önce, daha bir çocukken annesini kaybetmiş, sonrasında felaket yılları yaşamıştı. Vampir oluşu dün gibi aklındaydı. Ama bu şuan düşünmesi gereken en son anıydı belkide. O, zamanla büyümüştü. Geçen 200 küsür yıl, ona çok şey katmış, aynı zamanda da çok şey almıştı. Artık duyguları olan basit bir insan parçası değil, duygusuzlukla -yada öyle görünerek- ayakta kalan olgun bir kadındı.Zaman ondan duygularını almıştı. Ama en büyük cinayetini o kendisi işlemişti. Sırf anılarıyla boğuşmamak için, anılarını geçen yıllarında, yaşlanmayan cildinde, gri mavi gözlerinde boğmuştu. Yıllarca bu şekilde yaşamış, çevresindeki insanlar bedenen ve ruhen kırışırken o yaşlanmayan vücuduyla, ruhunda anılarının cesetleriyle yaşamış, yinede onları görmezden gelmeyi öğrenebilmişti.

Fakat karşısındaki adam, Gabriel, tıpkı ilk tanışmalarında ve gidişinde olduğu gibi aniden yüzüne çarpıvermişti bunları. Birgün öncesinin anısını bile kafasında saklamazken, kendisine acı veren olayları en derine gömerken, bu adam tezat oluşturacak bir biçimde tam tersi etki yaratıyordu onda. Bazı şeyleri unutmaya çalışma konusunda imtiyaz gösterdiği tek kişi Gabriel olmuştu. O anılarını boğmayı bu gece değil, uzun zaman önce bir gece Gabrieli görmeyince bırakmıştı. Onunla ansızın ayrılıkları kişiliğinde ufak değişmelere neden olmuştu belkide.

Kulaklarında hissettiği nefesin etkisini üstünden attığında soruyu düşünmeye vakit bulabildi. Sahi ondan neler çalmıştı yıllar? Bir vampirden neler çalabilirdi ki zaman.Vücudu hala 28inde gösteriyor, gözleri aynı parlaklığını koruyor, saçları hala kömür siyahı parlıyordu. Bu kadar basitti işte. O yaşlanmıyordu. Ve zaman ondan hiçbir şey çalamazdı. Vampirliğin ona hediye ettiği en güzel şey buydu belkide. Hatta vampirlik başlı başına bir hediye bir lütuftu onun için. Daha ilk yıllarında bile, bunu kullanmasını çok iyi bilmiş, bedeninin-ruhunun yaşlandığını iddia eden vampirlerin aksine kendini zaman geçtikçe daha güzel ve olgun hissetmişti. Zamanın ondan çaldığı tek şey anılarıydı. Buda görmezlikten gelebileceği birşeydi. Bunu yapmayı çok önceden öğrenmişti.

Gabriele baktı düşüncelerinden kurtularak. Sebepsiz ayrılıklarının suçunu hep ona yüklemişti kendi kafasında. Hala da suçlu görüyordu onu. Bir kelimeyle bu kadar düşünceyi kafasına üşüştürmesinin siniriyle daha da alevlendi eski suçlama duyguları. Onun öfkesi, basit bir yalnız kadın öfkesi değildi. Onun öfkesi bambaşka olurdu. Ve belkide bunu bilen tek adam karşısında oturuyordu. Yüzünü görebilmesi için bardan yansıyan ışığa gerek yoktu. Zaten ezbere bildiği bu yüzü, vampirliği sayesinde karanlıkta bile tanıyabilirdi. Peki belleğinin içine gömülmüş ve bugün öfke ve hüzünle birlikte açığa çıkan bu yüz gerçekten değişmişmiydi?

'Başka bir kişiliğe sahip olsam 200 küsür yaşında olmama rağmen benimle yaşlılık sendromu hakkında konuşmanı hakaret olarak algılayabilirdim doğrusu'
bardağından büyük bir yudum aldı ve dudaklarını yaladıktan sonra konuşmaya devam etti.
'Neyse ki böyle basit huylarım yok ve bunu sende gayet iyi biliyorsun. İşin komik tarafı ne biliyormusun? Senin gibi yüce bir seherbazın ve güçlü bir kurdun gerçeği göremiyor oluşu.'
Kendini tutamayarak alay edercesine güldü. Gabrielin surat ifadesinden ne düşündüğünü anlamak imkansızdı ama en azından o, Lia her zamanki Liaydı.
'Zaman senden bir şeyler çalmıyor. Sen kendi zamanını çalıyorsun. Tıpkı ikimizin zamanını da çaldığın gibi. Tıpkı diğer basit insanlarında kendi zamanlarını çaldığı gibi. Zamanın benden acemiliğim dışında iznim olmadan birşey çalmasına asla izin vermem Gabriel.'

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gabriel J. Vaux

GezginGezgin
Gabriel J. Vaux



Mücadele Tarafı : *

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyC.tesi Haz. 26, 2010 11:00 pm

*Benim gibi yüce bir seherbaz ve güçlü bir kurt.* Bunların ikiside oydu. Şu ekilme işi ona fazlaca koymuş olacaktı ki bunları elinin tersiyle bir kenara itmişti. Aurelia bir kez daha hayatını kurtarmıştı ona bunları hatırlatarak. Yüce bir seherbaz... Seherbazlığının tarihçesi pek uzun değildi, baba mesleği. Babaya özenmek. Kötülüklerle savaşmayı sevmek. Peki ya kurtadam olmak ? Bu onun seçimi değildi. Arkadaşlarıyla haylazlık yapmak için evden kaçtıklarında başına bunların geleceğini bilse o evden hiç çıkar mıydı acaba ? Bunlar merak ettiği sorulardı. Zamanı geri alma şansı olsa, kurtadamlığının öncesine mi giderdi yoksa Aurelia'yla birlikte olduğu zamana mı ? Bu da tartışılırdı. Fakat zamanla kurtadamlığın bir ceza değil bir armağan olduğuna kendini inandırmaya başlamıştı. Taa ki bu akşama kadar. Ama Aurelia'nın dediklerini unutmamak lazımdı. Unuttuğu şeyleri hatırlatmıştı ona...

Aurelia konuşurken ona bakıyordu. Bu kadını izlemeyi oldum olası sevmişti. Aralarında ki tek anlaşma, dolunay zamanlarında Aurelia, Gabriel'in yanında olmayacak. Gabriel, Aurelia'nın nasıl beslendiğini görmeyecek. Onlar birbirlerinin tüm sırlarını bilselerde, birbirlerini sadece insan olarak hatırlamak istiyorlardı. Bir canavar olarak değil...
Aurelia'nın zaman kavramına dair söylediği sözler, tam da ona yakışır sözlerdi. "Zaman senden birşeyler çalmıyor. Sen zamanını çalıyorsun." Aurelia uzun yıllar yaşamasının verdiği olgunlukla bir çok şeyi Gabriel'den daha iyi biliyordu. Hayatın tadını, yaşamayı, aşkı, nefreti ve kaybetmeyi. Zamanın kendisinden çaldığı şeyi, tekrar geri kazanmaya çalışırken, karşısındaki kadının zayıf noktalarına bir bir dokunmuştu. E zaten en iyi savunma saldırı değil miydi ? Aurelia'ya saldırmazsa, bu işte bir hatası olmadığına onu inandırıp nasıl kendini savunabilirdi ki ?

´Hey, bana bir bira verir misin ?`
"Alkolü az olan birşey seçmene sevindim. Hemen getiriyorum."
Barmen'in onu bir anne gibi korumasını sevmemişti. Muggle'lar böyle mi olmak zorundaydı ? Birası gelene kadar ne Aurelia'nın söylediklerine cevap verdi ne de ona baktı.
"Eğer siz gelmeseydiniz, beyfendiyi burdan nasıl evine götüreceğimi düşünüyordum. Bu halde gerçekten yalnız bırakmaya gelmezdi. Ihm neyse afiyet olsun." Barmen birayı getirdiğinde Gabriel'le değil Aurelia'yla muhattap olmuştu. Gabriel sadece Aurelia'nın duyabileceği bir duyum eşiğinde uludu. Bunca zamandır kurt olmanın verdiği bir özellik. İnsankende bazı zamanlarda uluyabiliyordu. Ulumanın ardından ´İstesende beni evime götüremezdin zaten, ahmak!` diye mırıldanıp, birasından koca bir yudum aldı. Aurelia bunu duymuş olacaktı ki dudaklarının kenarlarının yukarı doğru kıvrıldığını görebiliyordu.

Evet şimdi Aurelia'nın ona attığı topu geri bir hareketle ona yollamalıydı. Sakallarını kaşıyıp o iğrenç hışırtıyı çıkardı. ´Kurtluktan kalma. Pireler yüzünden olan bir alışkanlık.` Omuz silkti. Aurelia kadar hazır cevap olamadığı için zaman kazanmaya çalışıyordu. Aslında bu yarı gergin ortamı daha da kızıştırabilirdi. Aurelia'nın eski konulardan dolayı yaralı olduğunu biliyordu. ´Oysa ben zamanın senden birşey çaldığını sanıyordum Ilithya. Yoksa sen mi zamanın onu senin elinden almasına izin verdin.` Kafasını daha da karıştırmak için, birasıyla ağzını ıslatıp devam etti. ´Yoksa o da mı acemiliğine geldi. İkiyüzyirmi--- Ahh özür dilerim. Yirmisekiz yaşında olmana rağmen hâlâ mı acemisin ?` Aurelia ile yakın temas kurmayı seven Gabriel kendini biraz daha yaklaştırdı ona. On metre öteden fısıldasa bile onu duyabilecek olan Aurelia'ya o kadar yakından konuşması ona ne mesajı veriyordu acaba ? Gabriel'e göre yakın temas, arzulamak demekti. Dokunmak, görmek ama elde edememek demekti. Aurelia'ya göre ne demek olduğunu anlaması için biraz daha zamanın geçmesi gerekiyordu. Yirmisekiz yaşında acemilik -Aurelia'nın da onu suçladığından adı gibi emindi- çeken biri, başka huylarını da değiştirmiş olabilirdi. Bu sefer ellerini bacaklarından destek almak için değil, saçlarını okşamak için kullanmıştı. Sol eliyle bardan destek alırken, sağ eliylede Aurelia'nın kömür siyahı olan saçını kulağının arkasına doğru ittirip, boynunda parmaklarını dans ettirirken kulağına fısıldadı. ´Yoksa zamanın beni senden çalmasına izin mi verdin, Ilithya'm.`

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aurelia Rovenie

GezginGezgin
Aurelia Rovenie



Mücadele Tarafı : .

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyPaz Haz. 27, 2010 12:27 am

´Yoksa zamanın beni senden çalmasına izin mi verdin, Ilithya'm.`

Saçında ve boynunda hissettiği eller onu rahatlatmaktan çok geriyordu. Birinin, herhangi birinin ona bu şekilde dokunmasına alışkın değildi. Ah tabiki erkeklerle pek çok tecrübesi olmuştu. Güzelliğinin, siyah saçlarının, kar beyaz teninin ve mavi gri gözlerinin ona getirilerinden biri de buydu. Muggle veya büyücü, genç veya yaşlı. Her gruptan insanın dikkatini çekebilme yeteneğine sahipti. İstediği her erkeği elde etmişti bu zamana kadar. Fakat öyle çok kimseyi istediği söylenemezdi. Bu konuda hep ketum olmuş, çoğu kişiyi sadece çıkarı için kullanmıştı. Ve bu konuda herhangi bir vicdan azabıda duymuyordu. Vicdanını bir kenara bırakalı epey zaman olmuştu.

Parmaklar boynunda gezinmeye devam ederken, bu etkileyici adamın karşısında hangi dişi olsa etkilenirdi. Fakat Lia gevşemek yerine her bir kasının gerildiğini iyice hisseder olmuştu. Bunca muggleın içinde oldukları için lanet ediyordu. Etraftaki insanlar kendi türünden olsa Gabriel'in kafasını bara vurabilir, tırnaklarını etine geçirebilir, dişlerini boynuna gömebilir, sinirini atabilirdi. Ama yapamazdı. Ve zaten yapmayacağını biliyordu. Çünkü o hiçbir zaman içindeki duyguları basitleştirerek dışarı yansıtan bir insan değildi. Ona göre söz, eylemden daha değerliydi ve daha çok incitirdi. Eylem bedene zarar verirken, söz ruha dokunur, orayı mesken edinir insanın içine işlerdi.

İşte herhangi bir ters harekette bulunmamasının tek nedeni buydu. O hep laflarıyla insanlara karşılık vermiş, hep insanların ruhuna dokunmuştu. Gabrielinde bu konuda yetenekli olduğunu düşünüyordu. Ama onun sözlerinin ruhuna geçmesine izin vermeyecekti. Boynunda gezinen ellere aldırış bile etmeden, içindeki gerginliğe rağmen kayıtsızca ve alaylı bir şekilde gülümsemeyi sürdürdü. Kan kırmızı dudakları alay ediyor, gözleri meydan okuyordu. Rakibini küçümsememeyi, fakat küçümser gibi görünmeyi hep bir koz olarak kullanmıştı.

'Ah Gabriel hala pirelerinden kalma alışkanlıklarınla davranırken bana acemilikten söz etmen ne kadar ironik. '

Küçük bir kahkaha koymadan edemedi. Çok neşeli değildi belki ama, insanlarda ufak mimiklerle etki bırakmayı, onları egale etmeyi seviyordu. Gabriele yapmaya çalıştığı da buydu işte. Ama onunda kendisi kadar olmasa da hazırcevap olduğunu biliyordu. İşleri kendi aleyhine çevirmeyi çok iyi biliyordu. Kendi kendine gülümsedi Lia. Bu kadar benzemeleri onun için çok acımasız bir durumdu.

'Zaman seni benden çalmadı Gabriel. Az öncede söylediğim gibi, ben istemedikçe zaman benden birşey alamaz. Olsa olsa zamanın bu kez ipleri eline almasına ve zaten kafaya koyduğum birşeyi yapmasına izin vermişimdir.' Barın üzerinde asılı olan saate baktından sonra konuşmayı sürdürdü.'Daha on dakika önce genç ve güzel bir bayan tarafından ekilen birinin bana acemi demesi.. Çok yazık Gabriel'

Yüzündeki gülümsemeyi silerek yerini ciddi bir ifadeye bıraktı. Viskiden bir yudum aldıktan sonra Gabrielin yüzüne doğru yaklaştı. Aslında on metreden bile parfümünün kokusunu alabileceğine emindi ama ona böyle küçük oyunlar oynamak ruhunu eğlendiriyordu. Yüzünde biraz ciddi biraz alaylı bir ifadeyle konuşmayı sürdürdü

'Hadi kabul edelim Gabriel. Zamanın senden aldığı en acı şey gençliğin değil, güzel bir bayandı şüphesiz. Çünkü onunla birlikte gençlik heyecanını kaybetmiş gibi göründün bana'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gabriel J. Vaux

GezginGezgin
Gabriel J. Vaux



Mücadele Tarafı : *

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyPtsi Haz. 28, 2010 12:26 am

Aurelia'yı dikkatle izliyordu. Söyledikleri sözler yanlış değildi. Hâlâ pirelerinden kalma alışkanlıklarını sürdürüyordu. Yaşlandığını dile getiriyor, bir bayan tarafından ekildiği için hayıflanıyordu. Bunlar ona yakışmayacak davranışlardı. Ama insan yaşamadan anlayamıyordu. Eğer bu başka birinin başına gelmiş olsa, ortadan ikiye çatlayana kadar güler, üzerine birde alay ederdi. Fakat bu olay insanın kendine olduğunda kendisiyle alay etmeyi bırak, bütün yıllar bir beton gibi çöküyordu omuzlarına insanın...

Aurelia'nın iğnelemelerine alışmıştı. Birbirlerini bıraksan çiğ çiğ yiyeceklermiş gibi dururlardı. Aşklarını sadece kendilerine özel yerlerde yaşalar, dışarı yansıtmazlardı. Yolda yürürken Gabriel hiç bir zaman Aurelia'nın elini tutmamıştı. Elini tutmak gibi bir girişimde de bulunmamıştı zaten. Dışardan onları görenler, abi-kardeş, işten normal iki arkadaş, kuzen veasire sanabilirlerdi. Yaşadıkları aşk sadece kendilerine özel ve onlara aitti. Başka kimsenin bunu görmesi gerekmiyordu. Zaten hiç bir zaman da ortalıkta sevgi pıtırcığı şeklinde dolaşacak tipler değildi ikiside. Soğuk, mesafeli ama aşıklardı...

Ve hâlâ öyle olmasını umuyordu Gabriel içten içe. Aurelia'nın kızgın olduğu seçtiği sözcüklerden, yaptığı kinayelerden ve ses tonundan belli oluyordu. Anlaşılan ikiside başı olan fakat sonuna bir nokta konmamış bu ilişkiden birbirlerini sorumlu tutuyorlardı. Birbirlerinden haber alamadıkları bir hafta veya haber vermek istemedikleri bir hafta içerisinde herşey bitmişti. *Ya da dışarıdan öyle gözükebilirdi demek daha doğru olurdu.* Diye düşündü. Çünkü biten birşey yoktu.

"... güzel bir bayandı şüphesiz. Çünkü onunla birlikte gençlik heyecanını kaybetmiş gibi göründün bana" Aurelia karşısındaki insanın kabuk bağlamış yarasını kanatmayı çok iyi beceriyordu. Gabriel bu işlerde bu kadar iyi değildi. En azından insan olduğu zamanlarda. Kurt olduğunda ise, fiziksel darbelerde fazlaca hasar veriyordu zaten.

Aurelia'nın da kendisi gibi yaptığı küçük oyunlarına alışmıştı. Ona yaklaşmış tıslarcasına konuşurken kokusunu içine çekiyordu. Burnuna bayram ettiriyordu adeta. Taa ki Aurelia zaferini kazanmış bir şekilde geri çekilene kadar.
´Belki kaybetmiş olabilirim. Yaşlanmışta olabilirim. Ama Tanrı o kızın beni ekmesini sağlayarak, bana Tanrıçamı gönderdi. Öyle değil mi, Ilithya'm.` Aurelia'nın beklemediği bir anda, başka bir darbe indirmişti. Birasından son büyük yudumunu aldı ve bardağı bara geri bıraktı. Bardağın ağız kısmında parmaklarını dolaştırırken konuşmaya devam etti. ´Hadi diyelim ben gençlik heyecanımı kaybettim. Ya sen Ilithya ? Sen ? Sende ben yokken gönlünce eğlenebildin mi? Beni unutmak için kaç tane erkeğin koynuna girdin ? Kaç tanesini etkileyip onların sana aşık olmasını sağladın ?` Durdu. Kafasını Aurelia'ya çevirdi. Bu sefer yakın temas yoktu, saçlarıyla oynamak, boynunda parmaklarını dans ettirmek. Amaç sadece canını acıtmaktı. Her ne kadar atmasada, dışarıdan taşlaşmış gibi dursa da onunda bir kalbi vardı. Gabriel, Aurelia'ya onun varlığını nasıl hissettireceğini çok iyi biliyordu.

´Hadi ama Aurelia, beni ne kadar suçlasanda hep beni bekledin. Hep benim gibisini aradın. Buraya geldiğinde beni göreceğini bilmiyordun belki ama tanıdığında bir tokat basıp çıkabilirdin. Kabul et Aurelia seninde bana karşı zaafların var. Ne kadar gizlemeye çalışırsan çalış, anlayabiliyorum.` Kendi parmaklarına bir öpücük kondurup, ardından parmaklarını Aurelia'nın kan kırmızısı dolgun dudaklarına değdirdi...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aurelia Rovenie

GezginGezgin
Aurelia Rovenie



Mücadele Tarafı : .

Tesadüf * Empty
MesajKonu: Geri: Tesadüf *   Tesadüf * EmptyPtsi Haz. 28, 2010 11:22 pm

Gabriel'in kendisini derinden etkilemek için söylediği sözde tatlı kelimeler artık tesirini kaybetmiş görünüyordu. Yada Lia artık kendine gelmesi gerektiğini fark etmişti. Hiçbir adama kendini kaptırmamıştı ve bu seferde kaptırmak gibi bir niyeti yoktu. Yanında erkeği olan kadın onun için zayıf ve iradesiz demekti. Ama o asla birine iradesini kaybedecek kadar bağlanmamıştı. Belki Gabrielle biraz daha zamanları olsa ona bağlanabilirdi. Ama yinede kişiliğinin bu özgürlükçü yanından fedakarlık edebilceğini sanmıyordu. Yanına erkek veya dişi kimseyi yaklaştırmamasının nedeni buydu belkide. Kendi kişiliğinden taviz vermemesi. Yinede o kendini, bu halini seviyordu. Belkide biraz megolamandı.

Nasıl biri olduğunu bilmek, kişiliğini tanımak Lia için her zaman iyi birşey olmuştu. O diğer insanlar gibi kendi benliğindeki reddeden biri değildi ve bunun ona getirisinin daha fazla olduğunu düşünüyordu. O Aurelia yı çok iyi tanıyordu. Ama kötü olan şey Gabriel'inde Aurelia yı birazda olsa tanıyor oluşuydu. Ve onu tanıdığı için hassas noktalarına parmak basmasını çok iyi biliyordu. Faket Aurelia da kendi alehine olan şeyleri lehine çevirmesini çok iyi biliyordu. Zaten insanları yönlendirmeyide bu şekilde başarmıyormuydu. Az önceki konuşmalarda da aynı şeyi yapmamışmıydı.

Duyduğu son cümleler atmayan kalbinin ritmini, kanını hızlandırdı. Vücudunun gerildiğini, tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Fiziksel acının yararsızlığınıi muggleların etrafta olduğunu biran için unutarak Gabrielin üstüne saldırıp, dişlerini boynuna geçirmek istedi. Ama bu kontrolsüz anı sadece 3 saniye sürdü. Gabrielin, dudaklarında hisettiği parmakları kontrolsüzlüğünü giderdi, fakat sinirini gideremedi. Nefes almasına ihtiyaç olmamasına rağmen derin bir nefes alarak yapmacık bir kahkaha attı. Belkide bu son zamanlarda attığı en uzun, en alaycı kahkahaydı. Bu sesle birlikte çevresindeki birkaç insanın dikkatini üzerine çektiğini, barmenin gözlerini ona diktiğini farkındaydı. Ama aldırmadı. Bir süre gülümseyerek uzn, kırmızı boyalı tırnaklarını incelikten sonra elini adamın yanağına küçük bir çocuğa nasihat verircesine koydu.

'Ah Gabriel. Bu kadar 'ben'ciliğin biri için zayıf bir şey olduğunu annen öğretmedi mi sana? Evet sana bir tokat basıp çıkabilirdim. Ama beni tanıdığını iddia etmiyormusun? Eğer beni tanıyor olsan, senin gibi biriyle eğlenmenin bana çok cazip görüneceğini bilirdin'

Elini adamın yanağında ve boynunda gezdirmeye devam ederken gözlerine bakmayı ihmal etmedi. Tatlı bir ses tonuyla konuşmuştu. Cümlesine devam ederken ses tonu birden sertleşti ve ciddileşti.

' Ve eğer beni tanıdığını iddia ediyorsan, şuan üzerine atlayıp dişlerimi boynuna geçirmememin tek nedeninin etrafta çok fazla muggle olması olduğunu bilirdin.'

Gabrielin boynunda gezinen tırnağını ani bir hareketle derisine batırdı. Aşşağı doğru derin bir çizik atarken, adamın yüzünün buruştuğunu görebiliyordu. Kan kokusu ve Gabrielin acısının verdiği tatminle gülümsedi.

'Seni unutmak için başka bir erkekle birlikte olmama ya da onları etkilememe gerek olmadığını sen de çok iyi biliyorsun Gabriel. Eğer öyle yapıyor olsaydım, bu gece burada biri tarafından ekilen sen değil, ben olurdum'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Tesadüf *

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-