AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Bir Taşla İki Kuş

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Essence Congeniality

GezginGezgin
Essence Congeniality



Mücadele Tarafı : Aydınlık
Rp Sevgilisi : Henüz doğmamaış olan bebeği (:
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Ceylan

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyCuma Mayıs 21, 2010 2:12 pm

Zaman: Gryffindor - Hufflepuff Quidditch Maçı ortası. Öğleden sonra.
Mekan: Hastane Kanadı
Konu: Bir taşla iki kuş vurmak. Hem yeni üretilen fakat test edilmemiş bir iksiri denemek hemde yaralı bir çocuğu iyileştirmek.
Oyuncular: Parisienne Accessorize & Tristan der Ivanéxt & Hastayı görmek için gelmek isteyen ziyaretçiler olursa damlayabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/essence-t7536.ht
Essence Congeniality

GezginGezgin
Essence Congeniality



Mücadele Tarafı : Aydınlık
Rp Sevgilisi : Henüz doğmamaış olan bebeği (:
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Ceylan

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyCuma Mayıs 21, 2010 2:13 pm

Önde ben arkamda stajyerlerim olmak üzere aceleyle okula doğru koşuyorduk. Okulun içine girdiğimizde kendimizi direk yürüyen merdivenle attık. Hastane kanadına ulaştığımızda iki delikanlı stajyer Tristan’ı en yakın yatağa yatırmaya koyuldular. Millete emirler veriyordum. Onu getir bunu getir, odada sadece benim sesim ve attığımız sert adımlar dışında çıt çıkmıyordu. Masama doğru ilerleyip hızlıca çekmecemi açtım. Maskemi yüzüme takmalıydım. Normalde maskeyle çalışmazdım fakat bebeğimi düşünmek zorundaydım. Ortada tehlikeli bir şey olmamış olsa bile burası bir hastaneydi. Maskemi yüzüme iyice yerleştirdikten sonra çekmeceye tekrar uzandım ve beyaz, naylon eldivenlerimi ellerime geçirdim. Tristan bayılmıştı. Onu Hastane Kanadı’na getirene kadar birkaç kere ayılmıştık ama bilinci bir türlü yerine gelmiyordu. Çekmeceyi hızlıca kapattım ve gryffindorlu çocuğa doğru ilerledim. Endişeliydim. Az önce stajyerlerden birisine hazırlattığım iğneyi alarak çocuğa doğru ilerledim. O anda onun ayık olduğunu fark ettim. Nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Beni görünce olayları hatırladığını hissettim. Sonra elimdeki iğneye gözü çarptı ve göz bebekleri büyümeye başladı.
Yapmak zorundayım tatlım, söz bunun dışında başka hiç canın yanmayacak.” diyerek çocuğa doğru eğildim ve kolundaki damarlardan birisine iğneyi soktum. Birkaç saniye içinde çocuk tekrar bayıldı. Bu özel bir karışımdı.
Efendim, ne olduğunu çözebildiniz mi?” diye sordu çömezlerden biri.
Bludger’i çok feci bir şekilde karnına yemiş ve iç organları feci şekilde zedelenmiş.” dedim üzgün bir ses tonuyla. “Bu iğne sayesinde rahatça uyuyabilecek. Dinlenmeye ihtiyacı var. Ama en az iki gün burada kalıp dışarıya kesinlikle çıkmaması gerekiyor.” dedim ve arkamını hastama ve stajyerlerime dönerek ilaç dolabına doğru ilerledim. Birkaç ot, sıvı karışımlar ve benzeri şeyler çıkararak masama yığdım. Aklımda muhteşem bir karışım vardı. Bu benim bulduğum bir iksirdi. Ama daha önce hiç denememiştim. Çünkü deneyecek bir sebebim olmamıştı. Stajyerlerden odayı boşaltmalarını ve maça geri dönmelerini söyledim. Bir sakatlanma daha olursa ortalıkta şifacı olmayacaktı yoksa. Oda boşaldıktan sonra masamın yanındaki kazanı çıkardım. İçine yasak ormandan topladığım birkaç otu attım ve üzerine mavi bir sıvı döktüm yavaşça. Tam üç dakika kaynamalarını bekledikten sonra, içine kurbağa bacağı attım ve karıştırmaya başladım. Karıştırma işlemim üç dakikayı geçmemeliydi. Üç dakika dolduğunda sarı, mor ve pembe üç adet sıvıyı aynı anda hızlıca döküp aceleyle karıştırmaya başladım. Etrafa çok kötü bir koku yayılmaya başlamıştı. Maskemle bile bunu hissedebiliyordum. Birkaç kere öksürdüm ve daha sonra son olarak komşumuzun bahçesinden çaldığım özel bir otu da kazana attım ve üç dakika karıştırdım. Süre dolduğu anda kazanın içindekileri geniş bir iksir şişesine doldurdum, tıpasını taktım ve masama yerleştirdim. Harikaydım, başka hiçbir yöntem onu böyle kısa yoldan iyileştiremezdi. Kendimle gurur duyarak masama oturdum ve koltuğumun arkasına güvenle yaslandım. İşe yarayacaktı iksirim. Yararsa çok fazla acı çekmeden iyileşecekti. Ama yaramazsa? Ya yaramazsa? O zaman iki günde iyileşmesi gerekeceği yerde iki hafta iyileşemezdi.
Aradan iki saat geçmişti. Uyuyakalmışım. Tristan’ın sesiyle uyandım. İnliyordu. Uyanmıştı ve kendine gelmişe benziyordu. Doğru ya iksirin etkisi iki saatlikti. Masamdan yavaşça kalktım ve tatlı bir şekilde gülümseyerek çocuğun yanına gittim. Masada kalkmadan önce hazırladığım şişeyi de kapmıştım.
Evet küçük beyefendi, iyi uyudunuz mu bakalım?” diye sordu tatlı tatlı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/essence-t7536.ht
Tristan der Ivanëxt

VII. SınıfVII. Sınıf
Tristan der Ivanëxt



Mücadele Tarafı : SD.
Rp Sevgilisi : Olivia
Kan Durumu : Melez.
Patronus : Dağ Aslanı

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyCuma Mayıs 21, 2010 6:15 pm



Acılar içersinde kıvranırken, sedyeye taşınan bedenimin çok büyük bir hasar aldığını düşünüyor ve kalıcı hasar kalmasından korkuyordum. Acının hafiflemesi için dişlerimi öyle sıkıyorum ki nerdeyse kırılacakmış gibi hissediyorum, göz kapaklarımı sıkmaktan birbirine yapışık kalacaklardı nerdeyse, yüzümde acı dolu bir ifade olması ne kadar acı duyduğumun göstergesiydi. İçimde kopan feryatları dışarıya yansıtmıyor, herhangi bir ses çıkarmamak için kendimi zor tutuyordum. İşte beklenen olmuştu ve karnımdaki acı tüm bedenime yayılmış ve buna dayanamadığım için bilincimi kaybetmiştim.

Gerçek dünya ile tüm bağlantılarım kesilmiş, gözlerimi ayrı bir âlemde açmıştım. Burası ne kadar güzel bir yerdi böyle, tüm acılarım dinmiş, bedenimi ilk defa bu kadar hafif ve rahat hissediyordum. Gözlerim bulunduğum ortamı tararken birden gözüme bir kapı ilişiyor ve ona doğru hızla ilerlemeye başlıyorum. Yavaş bir şekilde sağ elimi kaldırarak beyaz renkli olan kapının tokmağını hafifçe dokunarak çeviriyor ve ileriye doğru itiyorum. Kapı ardına kadar açılmasıyla gözlerime inanamıyor ve hayretler içersinde kalıyorum. Karşımda duran beden benim dünyaya gelmem için canını feda eden dünyalar güzeli annem idi. Ona sarılmak için ileriye doğru atılsam da bir şey beni engelliyor ve anneme ulaşamıyorum. Gözlerimi biran gerçek dünyaya açıyorum fakat görüntü net olamadığı için önümü göremiyorum, sadece son dakikada gördüğüm annemi düşünüyor ve gözlerimi olabildiğince açıyorum, sanki korkmuş gibiydim. Tekrar gözlerimi kapatmamla hissettiğim acı haykırmama neden oluyor, nerden geldiğini bilmediğim acının geçmesi için kısa bir süre bekledikten sonra yeniden eski halime döndüğüme sevindim. Yeniden görüş netliğim eski haline geldi ve annemin o altın sarısı uzun saçlarına bakarak gülümsemeye başladım. Konuşmak için dudaklarımı hareket ettirsem de konuşamıyor ve bedenim felç geçirmiş gibi hiçbir harekette bulanamıyordum. Gözlerimi hareket ettirerek karşımdaki kişiye sevgi dolu bakışlar atıyordum.

Bu uzun süreli bakışın ardından parmak uçlarımın hareket ettiğini hissettim ve yavaş bir şekilde hareketlendirerek, uyuşuk bedenimi canlandırmaya çalıştım. İstediğim gibi oluyor, kilitlenen bedenim yavaş yavaş çözülüyordu. Fakat kötü bir gidişat vardı ve her hareketimde kapının yanından uzaklaşıyor ve bedenimdeki acı hafiflemiş bir şekilde geri geliyordu. Kendimi sıkmaya çalışsam da kaslarım yine de hareket ediyor ve kapıdan ne yazık ki uzaklaşıyordum. “Anne, anne, ANNEEE!” diye bağırarak tamamiyle uzaklaşmıştım.


Gözlerini açan beden, nerde olduğunu anlamaya çalışıyor, zihninde fikirler üreterek belli bir sonuca varmak istiyordu. Gözlerini kırpıştırarak baktığı ortama “Nerdeyim ben?” diyerek cevap beklemeye başladı. Sağ tarafında bulunan bölümden ince sesli bir bayanın konuşması yükseldiği anda başını sağ tarafa çevirdi ve konuşan kişiyi gördü. Kendisinin sorduğu soruya cevap alamamış ve başka bir soruyla karşılaşmıştı. Biraz zorlansa da konuşma yapmak için derin bir nefes aldığında yeni bir acı hissetti. Yüzünü buruşturarak “Aslında uyuduğum pek söylenemez, kendimi çok değişik bir yerde hissediyordum, dış dünyayla tüm ilgim kesilmiş gibiydi, Ahh, neden her nefes alışımda karnımda bir acı hissediyorum, neler oldu? En son tribünlere doğru kontrolsüz bir şekilde ilerliyordum.” diyerek neler olabileceğini düşünmeye başladı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Essence Congeniality

GezginGezgin
Essence Congeniality



Mücadele Tarafı : Aydınlık
Rp Sevgilisi : Henüz doğmamaış olan bebeği (:
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Ceylan

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyC.tesi Mayıs 22, 2010 8:54 am

Ellerim yapacağım şeyden yavaş yavaş terlemeye başlamıştı. Şişaeyi sıkı sıkı sağ elimde tutuyordum. Elimi arkaya yavaşça götürdüm ve çocuğun görmemesini sağladım. Çocuk şaşırmış gözüküyordu ve uyuduğunun değil de kendini değişik bir yerde hissettiğini, dış dünyayla iletişimin kesilmiş gibi olduğunu söylüyordu. Tatlı bir tebessümle çocuğa gülümsedim. Yapmayacaktım, denememeliydim. En azından ondan izin almadan yapmamalıydım. Evet, karar vermiştim yapmayacaktım. Tam bu kararı aldığım sırada çocuk her nefes alışında neden karnında bir ağrı hissettiğini sordu. Bu cümleler kararımdan dönmek için bir sebep yaratıyordu. Ya deneyecektim ve iksirim sayesinde iç organlarına gerekli tüm vitaminler, mineraller ve benzeri yardımcı öğeler kolayca gidecek ve içindeki büyüyle bir saat içinde sapasağlam olacak ya da çocuk karnına elli tane bludger saplanırcasına ağrılarına iki gün devam edecekti. Ama bir de iksirin olmama tutmama ihtimalide vardı. İşte o zaman olacak sorunları, ters tepkimeleri ve yan etkilerinin ne olacağını bilmiyordum. Off, nasıl bir ikilemin içine düşmüştüm böyle. Düşünceli bir şekilde sağ ayağımı zemine vuruyor ve bir karar vermeye çalışıyordum. Tam o sırada bana maçı soran çocuğa tekrar dikkatimi vererek:

Şu anda maç bitmek üzere olmalı. Sonucu bilmiyorum. Diğer yardımcı şifacılarımın bir kısmı şuanda sahadalar. Her hangi bir yaralanmaya karşı oradalar. Döndüklerinde onlardan öğrenebiliriz maçın sonucunu.” diyerek gülümsedim. “Ağrıların çok doğal. Şuanda karnına her nefes alışında elli tane bludger yiyormuş gibi hissedebilirsin. Normal bir çarpma değildi seninkisi. İç organlarını çok kötü zedelemiş. Ve ne yazık ki teknolojimiz bunun için henüz bir şey geliştiremedi.

Benim dışımda diye düşünerek gözlerimi yere devirdim. Acaba çocuğa danışmalı mıydım? Eğer o isterse uygular istemezse vazgeçerdim. Üstelik o bir gryffindorluydu, cesurdu. Kabul etme olasılığı yüksekti. Ama kabul etmeme olasılığını da düşünmek gerekiyordu. Üstelik kabul ederse kanun dışı bir şey yapmış olmazdım. Ama kabul etmezse o zaman ceza alabilirdim. Bir şey diyecekmişçesine tekrar gözlerimi çocuğa çevirdim. Tam ağzımı açtım konuşacaktım ki vazgeçtim. Karar veremiyordum. Ümitsizce çocuğa baktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/essence-t7536.ht
Olivia Scarlett Isis

VII. SınıfVII. Sınıf
Olivia Scarlett Isis



Mücadele Tarafı : Arspegus
Rp Sevgilisi : Tristan
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Golden Dog (Rottweiler)

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyC.tesi Mayıs 22, 2010 2:35 pm

Tribünde maçı izlerken onlara doğru yaklaşan gölge işte önlerine yığılmıştı ve götürülmüştü. Maçın başında nazar değdirmişlerdi Tristan'a. Götürülen sevgilisinin arkasından koşa koşa Hogwarts'ın hastane kanadına ilerleyen cadı nefes nefese kalmıştı. Gözleri koşmaktan kararmaya başlamış, kalbi çıkacak gibi atarak göğsünü yarmıştı adeta. Hızla ilerlediği hastane kanadının kapısına geldiğinde hiç düşünmeden, tüm gücüyle ittiği kapı büyük patırtıyla açılmıştı. Yüreği hala yerinden çıkacakmış gibi atmaya devam ediyordu. Tüm koşuşu boyunca Tristan'ın nasıl olduğunu, onu kaybedemeyeceğini, ne kadar acı çektiğini düşünüp durmuştu. Büyük ve sıkı bir halatla bağlı hissediyordu kendini bu büyücüye. İşte kapı açıldığında karşısındaki yatakta yatıyordu sevgilisi. Oradaydı ve bilinci yerinde görünüyordu. Son takatiyle koşarak yanına ilerleyen cadı acı çeken büyücüye baktı. Onun yüzündeki acıyı gördüğünde kalbine binlerce ok saplanıyordu. Sanki bir şey ömründen binlerce seneyi alıp götürüyordu. Gözlerinin önünce olup onun acısını dindirememek Olivia'ya sevgilisininkinden katbe kat daha fazla acı veriyordu.

" Nesi var? " Melek bozumu, kanatsız şifacıya bakarak sorduğu sorunun cevabını o da çok iyi biliyordu ama sadece bir bludger ın bu kadar acı vermemesi gerektiğini düşünüyordu. Yüzündeki acının izleri hala duruyordu ve o izleri hissetmeye devam ettikçe cadının içindeki acı da son bulmayacaktı. Şifacı bir çare aramaya çalışıyor gibi görünüyordu, anlaşılan durum pekte iyi değildi. Zaten iyi olsa burada ne işi olacaktı? Olivia'nın kafası korku ve acıdan o kadar çok karışmıştıki düşünemiyordu. Telaşla sadece önünde yatar vaziyette duran büyücüye bakabildi ve şifacının cevabını bekledi.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bradley John Blythe

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Bradley John Blythe



Mücadele Tarafı : Irené
Patronus : Kartal

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyPaz Mayıs 23, 2010 10:45 am

Ona bir kaymakbirası borcu olduğunu söyleyerek ikiziyle birlikte tribünden ayrılmıştı. Tahta merdivenleri inerken, aklına dank etti Tristan'ın durumu. Nasıl unutabilmişti bunu bir anda? Kendi kendine lanetler okuyarak, ikizine mahcup bir şekilde veda etti. Onunla vakit geçirmeyi gerçekten istiyordu, beraber eğlenebilirlerdi. Ancak o anda yapabileceği bir şey yoktu. Tristan gerçekten kötü düşmüştü ve iyi olduğundan emin olmalıydı. Hem orada Jan'ı görebilirdi belki de. İkizine, birazdan oraya gelirse, buluşup gidebileceklerini söyledi. Merdivenlerin sonuna geldiği zaman staddan yükselen uğultuyu duyarak birkaç saniyeliğine durdu. Seyircilerin çığlıkları arasında zorlukla duyulan sunucunun sesi, Remi'nin Snitch'i yakaladığını söylüyordu. Sahadan ayrılmak için tam vaktini bulmuştu gerçekten de. Kendi kendine daha önemli işleri olduğunu hatırlatarak yürümeye devam etti. Okul binasıyla arada kalan yolu hızlı adımlarla kat etti. Neredeyse koşarcasına hızlı hareket ediyordu. Yanından geçtiği kişilerin meraklı bakışlarını umursamadı. Mümkün olduğunca çabuk ulaşmalıydı oraya. Zavallı Tristan, son dakikada kaybettiklerini duyunca ne hale gelecekti acaba. Ona bu haberi vermek zorunda kalmamayı diledi okulun devasa kapısından içeri girerken. Hızla merdivenlerden tırmanırken, değişmemelerini umdu. Üçüncü kata çıkana kadar bir aksilikle karşılaşmaması gerçekten büyük şanstı. Hastane Bölümü'ne açılan kapıyı hışımla iterek içeri girdi. Olivia ve Bayan Accessorize'nin bir yatağın başında olduklarını görünce hızla oraya doğru ilerledi. O yatak Tristan'ınki olmalıydı. Yaklaştığı zaman, düşüncesinde haklı olduğunu gördü. Genç büyücü yatakta yatıyordu. Gözleri açıktı, ancak yüzü oldukça solgun gözüküyordu. Bradley yaklaşırken, Olivia, sevgilisinin nesi olduğunu sordu. Bu soruya ortak olurcasına yanına giden Bradley, merakla bakışlarını Hogwarts Başşifacısı'na çevirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tristan der Ivanëxt

VII. SınıfVII. Sınıf
Tristan der Ivanëxt



Mücadele Tarafı : SD.
Rp Sevgilisi : Olivia
Kan Durumu : Melez.
Patronus : Dağ Aslanı

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptyPaz Mayıs 30, 2010 10:22 am



Gözlerim kapanıyor, bedenim hızla aşağı çekilirken hissettiğim acı karşısında bilincimi açık tutamıyordum. Tribünlere çakılmadan önce hissettiklerini hayal meyal olsa da hatırlaya beden derin bir nefes aldığında karnına sanki onlarca hançerin saplandığını hissetti ve hafif bir inilti ile kas katı kesildi. Yeniden maçta olanları düşünmeye başladığı anda karşısında duran şifacı bir şeyler söyleyerek Tristan’ın ilgisini çekmeyi başardı. Demek maç hala devam ediyor, umarım bizimkiler maçı alırlar… Evet, her nefes alışımda o acıyı hissediyorum… Ne zedelenmiş mi? Ahh ne güzel, bir haftamı yatarak harcamak, harika! Nasıl teknolojimiz bunun için bir şey geliştirmedi, dalga mı geçiyorsun benimle sen şifacısın bul bir çaresini, büyü ne zamandan beri yetersiz kaldı böyle durumlar için! Ne şans ama… Yüzünde oluştuğu tedirginlik ile bakışlarını şifacının üzerinde yoğunlaştırdığı anda konuşmak için dudaklarını hareket ettirdi ancak o konuşmadan önce başka birinin sesi yükseldi ve Tristan’ın yüzündeki tedirginliğin yerini mutluluk aldı. Duyduğu ses karşısında gülümsemesi ortaya çıkmış ve gözlerinin içinde ateş yükselmeye başlamıştı. Duyduğu acıyı bir anlığına unutmuş ve başını kapıya doğru çevirerek sevgilisine bakmaya başladı. Gülümseme yayılarak büyüdü ve elini yavaş bir şekilde kaldırmaya çalıştığında hissettiği acı ile birden yüzü kırıştı fakat yeniden eski halini alarak sevgilisine bir şey belli etmemeye çalıştı. Fakat hissettiği acı ile kendisine zar zor hakim oluyordu ve daha dayanamayacağını hissettiğinde elini indirdi ve Olivia’nın yanına gelmesini bekledi.

Yatağının ucuna oturan genç cadı gülümseyerek baktığı bedenin elini kavradı ve sıkıca tutmaya başladığında Tristan yeniden gülümsedi ve konuşmak için hafif bir nefes aldığında karnında oluşan acı ile bedenini hafif bir şekilde sıktı ve gülümseyerek Olivia’ya baktı. “Ben iyiyim sevgilim, merak etme” diyerek birden gözünü şifacıya çevirdi ve ona bir şey söylememesi için korku dolu gözlerle baktı. Umarım anlamıştır! düşüncesiyle gözlerini yeniden aşık olduğu kişiye çevirdi. Sevgilisinin bir şeyler bilmesini istemiyor çünkü üzüleceğini biliyor ve bunun olması durumunda kendisini kötü hisseden beden iyileşme aşaması daha da uzayacağına inanıyordu. Bedeninde halsizlik ten renginden belli oluyordu ancak kimseye belli etmemek için oldukça çaba harcıyordu. Birden gözleri kapıdan içeri giren siluete odaklandı ve giren kişinin tribünde gördüğü Bradley olduğunu anladı ve tekrardan gülümseyerek kendisini ziyarete gelen kişilere bakmayı sürdürdü.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Essence Congeniality

GezginGezgin
Essence Congeniality



Mücadele Tarafı : Aydınlık
Rp Sevgilisi : Henüz doğmamaış olan bebeği (:
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Ceylan

Bir Taşla İki Kuş Empty
MesajKonu: Geri: Bir Taşla İki Kuş   Bir Taşla İki Kuş EmptySalı Haz. 01, 2010 12:35 am

İkilemlerle dolu kafam, sessiz odada yankılanan kapı gıcırtısı ile sese doğru çevrildi. Ravenclaw cüppeli bir cadı telaşla içeriye dalmış ve Tristan’ın yanına koşarak yatağa oturmuştu. Gözlerinden acı akıyordu küçük cadının. Bir kapı gıcırtısının da ardından yaklaşmakta olan ayak seslerine çevirdim kafamı. Ravenclaw cüppeli bir çocuk bulunduğumuz yatağa doğru yaklaşıyordu. Tam o sırada Ravenclaw cüppeli kızın sevgilisinin durumunun ne olduğunu sorduğunda sıcacık bakışlarımın yerini endişe dolu bir ifade aldı. Tristan’a çevirdim gözlerimi beni tehdit edercesine bakıyordu bana. Anlaşılan sevgilisinin üzülmesini istemiyordu. Fakat çocuğun bir şeyi olmadığını söylememin komik olmasının yanı sıra inandırıcı da değildi Tristan’ın uyarıcı mimiklerini görmezden gelerek: “Aslında bir bludger, bir cadının bu hale gelmesine neden olmaz bazı istisnai durumlar haricinde. Bludger, Tristan’ın karnının en hassas yerine çarpmış ve tribünlere düşmesiyle de iç organlarını zedelenmiş.” dedim endişeli gözlerle bana bakmakta olan gözlere. “Fakat endişelenecek bir durum yok, bana güvenebilirsiniz.” diyerek sözlerime devam ettim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/essence-t7536.ht
 

Bir Taşla İki Kuş

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-