AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm












Paylaş
 

 Kararlar..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Brenda Stormrage

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Brenda Stormrage



Mücadele Tarafı : Canım ne isterse.Mantık işler sadece.
Rp Sevgilisi : Marius (L)
Kan Durumu : Safkan
Patronus : İspinoz

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Kararlar..   Kararlar.. EmptyPerş. Mayıs 06, 2010 7:24 pm

Zaman:Gündüzün tüm yorgunluğunu devrettiği rüzgarın tende dans ettiği bir akşam
Kurgu: İki sevgilinin evliliğe giden yolda aldıkları kararlar.
Oyuncular: Brenda Stormrage,Marius Cioran




Gün Marius'un buluşma isteği haberi ile anlam kazanmıştı.Onun sesini duymak bütün günün yorgunluğunu silip götürmüştü.Çalışıyor olması nedeniyle fazla ilgilenememişti.Bu akşam buluşma kararı almışlardı.Düğünü konuşacaklardı.Mekanı davet edecekleri kişileri.Bunları şimdiden düşünmek bile heyecanını arttırmıştı.Nefes alışları bir hayli hızlanmıştı.Neyse ki eve gitme vakti geldiğin de bir saniyesini bile bakanlıkta harcamadan cisimlendi.Eve geldiğinde abisi yoktu.Köpeği hemen bacaklarına dolanmaya ve onu yalamaya başladı.Elleriyle başını okşayarak odasına yöneldi ve gece için uygun bir kıyafet bakmaya koyuldu.Dolabını açtı ve askıları tek tek yerinden oynatarak bakmaya başladı.Gözüne hoş görünenleri yatağının üzerine koydu.Dolapla işi bitince ellerni beline koyarak karar verme aşamasında denemeye koyuldu.Siyah düz straplez bir elbiseydi ilk denediği.Ayna karşısında bir iki bakındıktan sonra çıkarma kararı aldı.Sonuçta siyah renk ona yakışsa da karalara bürünmek istemiyordu.Güzel bir geceydi.Güzel ve anlamlı.Sırada ki elbise ise mor ve yere kadar uzundu.giydiğinde bu da içine pek sinmemişti.Kırmızı omuzlarını kapayan derin göğüs dekoltesine sahip elbiseyi denedi.Göğüs altında parlak kırmızılıkta kemer gibi bir şerit vardı.Dizlerinin üzerinde kalmıştı elbise.Vücudunu saran elbise seksiliğini göz önüne çıkarmıştı.Ayak topuklarını havaya kaldırarak baktı kendine.Hoşuna gittiğini belirten dil uzatmasından sonra çanta ve ayakkabıda karar kılmak için tekrar dolaba dönmüştü.Düz siyah bir el çantası ve siyah topuklu bir ayakkabı.Mükemmel bir görüntüdeydi şimdi.Makyaj konusunda aşırıya kaçmak istemedi hem Brenda hoşlanmıyordu hemde Marius.Köpeği girmişti odaya yatağın etrafında bir iki tur attıktan sonra yanında durdu.Arivle ona dönerek
"Güzel olmuşum değil mi? Marius'ta beğenir mi dersin?" demişti.Seviyordu köpeğiyle konuşmayı.Akıllı bir köpekti Grey.Havlayarak karşılık verdi ve odadan çıktı.Brenda kıyafetlerini çıkararak banyoya yöneldi.Ilık bir duş iyi gelmişti.Rahatlaması için yardımcı olmuştu.Saçlarını kuruladıktan sonra şekil olarak büyük dalgalar tercih etmişti.Her zaman ki gibi salık bıraktı saçlarını.Elbisesini üzerine geçirdi ve unutmaması için çantasını masa üzerine bıraktı.Köpeğine yemeğini bıraktıktan sonra asasını da alarak evden South Restoran'nın yakınlarına cisimlendi.Asasını çantasına atmıştı.Brenda'nın her çantası büyülü olduğu için ayrıca bir kolaylık sağlıyordu.Restoran'nın içine girdi ve gözlerini etrafta gezindirdi.Hayat arkadaşı olacak adamı arıyordu fakat göremedi.İki haftalık özlemin nasıl geçeceğini bilmiyordu.Cam kenarında güzel manzaralı boş bir yer gözüne ilişti.Ağır adımlarla ilerleyerek orada çalışan çocuğun yardımıyla oturdu.
"Hoşgeldiniz Hanımefendi.Ne alırdınız?"
"Eğer bir mahsuru yoksa ben eşimi beklemek istiyorum" dedi en çekici ses tonuyla.Adam ona gülümseyerek başını eğdi ve oradan uzaklaştı.Çantasını masanın kenarına usulca koydu.Ellerini çenesini altında birleştirdi ve gözleri etrafı inceliyordu.Çiftler birbirleriyle güle eğlene sohbet ediyordu.Müzik eşliğinde içkilerini yudumluyorlardı.Muggler da vardı bu sevimli yerde.Büyücülerin varlığından habersizdiler.Masalarda gezinen gözleri Restoran'nın açılan kapısına kaydı.Beliren yüzün Marius olduğunu anladığı anda kalp ritimleri bozulmuştu.Midesinde ki kelebekler çoktan harekete geçmişti.Marius'un gözleri de sevgilisini arıyordu.Brenda ayağa kalkarak elini kaldırdı.Hemen görmüştü onu.Kocaman gülümseyerek masaya geldi ve kollarıyla Brenda'ya sıkıca sarılmıştı.Karşılık verdi sevgilisi de.Kocası olacak adamı öpme arzusu hükmetmişti bedenine.Zor da olsa karşı koymayı başarabilmişti.Marius'un kulağına fısıldadığı sözler ona özlemini daha da arttırmıştı.Gözlerine her bakışında minnet duyuyordu hayatın Brenda'ya böyle bir armağanda bulunmasına.Masum bir öpücük kondurdu dudaklarına Marius.Kollarını çekti ve her zaman ki kibarlığıyla sevgilisinin oturması için sandalyesini itti ve daha sonra yerine yerleşti.Masanın üzerinden elini uzatarak el ele tutuştular.Sıcacıktı elleri.Gözlerinin içine bakıyordu.Baktıkça kayboluyordu.Düşüncelerinde ise Marius ve geleceği canlanıyordu.Mutlu ve anlamlı bir hayat.Biraz geç fark etmişti Brenda.Geldiğinden beri hiç konuşmamıştı.Sadece gözlerinde kendini kaybetmişti.Gülüşün de kalbinin atmasına nefes almasına neden olan mucizeyi arıyordu.Bu arayışla dudakları aralandı.
"Öyle kal öyle kal ask hep sende"şarkı sözlerini mırıldandı.Sahiden de öyleydi.Aşkı sadece Marius 'ta tatmıştı.Her şey onun hayatına girmesiyle anlam kazanmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Geri: Kararlar..   Kararlar.. EmptyPaz Mayıs 16, 2010 1:24 pm



Masasının ucunda geçmek bilmez zamana lanet okuyordu. Yemek saatinden sonra aldığı izin zamanının dolmasını beklemek onu odasında oyalanmaya zorlamıştı. Ayakları ile ritim tutmuş, kollarını masaya dirseklerinden güç alacak şekilde abanmıştı. Bu şekilde sandalyenin ucunda dengesiz bir biçimde oturuyordu. Gözleri okuduğu kitapta ilerlerken aslında okuduğundan çok başka yerlerede dolaşan zihnini kontrol etmek güçtü. Dudaklarını hafifçe ıslatırken vaktin geldiğini batan güneşten anladı. Ayağa kalkıp hızla beyaz bir gömlek ve siyah takımını giydiğinde şöyle bir aynaya baktı. Üzerine geçirdiği muggle tarzı dizlerine kadar uzanan montuna baktığında kendini fazlasıyla doğal buldu. Ona göre bu tarzda giyinmek hiç de aykırı bir durum sergilemiyordu. Büyücü ve cadıların giydiği ve giymekten vazgeçemedikleri cübbelerden nefret ediyordu. Huzurlu yüzüne gülümsedi. Başka bir duyguya nasıl yer verebilirdi ki? Sevdiği, değer verdiği kadını görmek için sabırsızlanıyordu. En sıkıntılı anında karşısına çıkan bu kadına verdiği değer en üst seviyedeydi. Büyükannesinin beğenisinden de geçtiğinde her şey yoluna girmişti. Şimdi ise elinde kalan sadece Brenda’ydı. Büyükannesinin yokluğunda onun varlığını daha iyi anlamıştı. Ondan vazgeçmek gibi bir düşünce Marius’un salaklığını ancak koyabilirdi. Kadının tüm huylarını düşünerek odasından dışarı çıktı. Koridor boyunca gördüğü öğrencilerle dialog kurmadan hızlı adımlarla ilerledi ve zemin kata indiğinde Artemis’i gördü. Onunla kısa bir konuşmanın ardından ne nereye gideceğinden bahsetti, ne de kiminle buluşacağından… Gariptir ki dolaşacağını söylemişti. Avluya çıkıp bayırdan aşağıya doğru yürümeye başladığında arkasına dönüp heybetli okula bakmak istedi. İsteğine karşı koyamayıp geriye döndü ve kısa bir an eski anıları gözlerinin önünden geçti. Okula tamamen hakim olamamıştı ve hala aynı duyguları paylaşıyordu benliğinde; omuz silkip geriye döndüğünde rüzgarın soğukluğunu yüzünde hissetti. Dudaklarını ısırarak ellerini montunun yakalarına getirip dikleştirdi. Boynunu iyice kapamıştı ve gözlerini kısarak yoluna devam etti. Attığı her adımda Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’nun giriş demir kapısı iyice büyümeye başladı. Aralarındaki mesafe kısaldığında kapı geriye doğru savruldu. Galadríel! Kadının efsunlu hali yetmiyormuş gibi, ayrıntılara verdiği öneme hayrandı. Yine de kadına pek yakın hissetmiyordu kendini. Kapıdan çıktığı an zihnindeki okul müdiresini bir kenara bıraktı ve yön başka tarafa kaydı. Dublin’in gözde mekanlarının bulunduğu sokağı ve aklının bir köşesine çizilen ıssız dar çıkmazı düşledi. Hep aynı yerde cisimlendiği için her ayrıntısını hatırladığı çıkmazın karanlığına cisimlendiğinde Dublin’e de karanlık çökmüştü. Işıkların aydınlattığı caddeye çıktığında insan kalabalığında kendine bir yer buldu. Adımları kah sıklaşıp, önüne geçen biri ile kah yavaşlarken South Restoran’ın ışıltılı tabelasını gördü. Montunun dikik yakalarını indirdi ve kaldırımdan karşıya geçti. Geçen arabalara dikkat ederken araba kullanmayı özlediğini fark etti. Restoran’ın camdan kapısına ulaşıp, içeri doğru ittirirken son bir kez caddeye baktı. İçeri adımını attığında kapı görevlisi montunu nazik hareketler ile ondan aldı. Gözleri işlemin ardından içeri süzerken Brenda’nın canlı yüzü ve parlak gözleri ile başbaşaydı. Kadının çekici halini birkez daha kıskandı. Çok kıskanç biri olmasa da kimi zaman ona bakan gözleri yerinden oyma hissine kapılıyordu. Kimi zaman ise bu güzelliğe kendinin sahip olduğu için onunla ve kendinle gurur duyuyordu. Onun için çok fazla uğraşmıştı ve hayallerinde bile yaşatamayacağı şekilde ondan çekindiğini hatırlayarak gülümsedi. Renginin solduğunu hissediyordu ve kadının kırmızı elbisesi içinde ne kadar güzel olduğunu birkez daha kabullendi. Ona doğru yaklaşırken siyah dalgalı saçlarını ve parlaklığına, mühteşemliğine bakakaldı. Ayağa onun için kalkmış sevgilisinin beline sarıldı ve saçlarının ona has kokusunu içine çekti. “ Baş döndürücü olmak zorunda mısın?” Dudaklarından çıkan fısıltı daha da sessizleşti ve birkez daha araladı. “ Seni özledim.” Yavaşça kadından ayrılıp dudaklarına eğilip anlık dilimde öptü; yetmese bile. Brenda’nın sandalyesini çekip oturmasına yardım ederken onun zarif hareketlerini istekli bir genç gibi seyretti. Karşısına oturduğunda hala gözleri onun üzerindeydi. Elini kadına doğru uzatıp o narin parmakları sarmaladı. Sıcaklığını hissetmek, onu benliği ile kabullenmekti. Kadının dudakları bir şarkıyı mırıldanırken o anı bölmek istemedi. Kısa bir an Brenda’ya baktı ve gelen garson tüm büyüyü bozdu. İsteklerini söylemek için elleri birbirlerinden ayrılmıştı. Yemek için seçimleri bitip, garson yanlarından uzaklaştığında gözlerini birkez daha doğruca ona yöneltti. Güzelliğinin ona dönük olması kalbinin ritmini arttırıyordu. Kadına gülümsedi. “ Nasılsın?” Birinin nasıl olduğunu bilmek onu tanıyana kadar hiç önemli olmamıştı. Ama şimdi önceliği karşısındaki güzellikti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Brenda Stormrage

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Brenda Stormrage



Mücadele Tarafı : Canım ne isterse.Mantık işler sadece.
Rp Sevgilisi : Marius (L)
Kan Durumu : Safkan
Patronus : İspinoz

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Geri: Kararlar..   Kararlar.. EmptyPerş. Mayıs 27, 2010 9:50 pm

Sevdiği adama olan bakışları sevgisiyle bütünleşerek daha da derin anlamlar kazanmasına sebep olmuştu.Öyle ya geleceği ve tüm hayatı karşısında onun bakışlarına karşılık veriyordu.Bu bakışmayı lanet garsonlar bozmuştu.Her zaman olduğu gibi.En büyülü anlarda sanki özellikle kumandada tuşlarına basılmış gibi insanın dibinde bitiverirdi.Yemek siparişlerini verdikten sonra uzaklaşması bir kaç dakika önceki büyüyü de bozup götürmüştü.Çünkü elini tutmasıyla hissettiği sıcaklık menüye bakmak için çekmesiyle sona ermişti.Marius bakışlarını tekrardan kadınına sabitlediğinde dudaklarından sözcükler dökülmüştü."Nasılsın?"içinden tekrarladı Brenda."Nasılım?"nasıl olabilirdi ki böyle bir anda nasıl hissedebilirdi?Kötü değildi iyi de değildi.İyi ve kötü arasında bir yerde de değildi.Tüm tatlılığını koruyarak "mükemmel"demişti en yumuşak ve en çekici ses tonu takınarak.Gülümsemesi yüzüne yayıldığında "ya sen sevgilim?" demeyi başarmıştı.Unutmamıştı aslında ona nasıl olduğunu sormayı.Sadece gülümsemek için duraksamıştı.Kötü ya da orta halli olduğunu duymak dahi istemiyordu aslında.Güzelliğinin varlığının çekiciliğinin kötü olan her şeyde etkisini burada da yaşamak istemişti.Evlilik yolunda ilerlerken birbirleriyle mutsuz olmaları bu işin başlamadan bitmesi demek olurdu.Hayalinde kurduğu - her gece uyumadan önce canlandırır kalbi ritmini yitirirdi- hayatı yaşamayı arzulaması onu evleneceği adama daha da sıkı bağlıyordu.Üstelik Maris'un ailesini de sevmişti.İçlerinden en çok sevdiği de şüphesiz tatlılığına doyum olmayan Büyükannesiydi.Oda Brenda'yı sevmişti.Bunu davranışlarından ve gülümserken parlayan gözlerinden anlayabilmek mümkündü.Bu düşüncelere dalmış haldeyken arzu ettikleri ve bir an önce yenmeyi bekleyen görüntüsüyle ve kokusuyla dayanılmaz kılınan yemekler masayı süslemişti.İki garson eşliğin de kısa sürede bu fasıl da sona ermişti.Brenda yemeğin kokusunu nefesiyle içine çekerken midesinin de isyana başladığını anlamıştı.Başka türlü nasıl anlayabilirdi ki? Sevdiği adam onu gözleriyle okşarken acıkmış olmasını anlamak ne kadar mümkündü.İkisinin de kurt gibi aç olmaları yemeği sessizlik içeresinde sürdürmelerinden belliydi.Bitirmeyi başardıklarında kadehlerini birbirleri için kaldırmışlardı.Kırmızı rujun izi bardakta kalırken Brenda çoktan yutkunup konuşmaya başlamıştı."Beni ihmal etme sebebin Hogwarts olmasaydı sana çok kızmış olacaktım biliyorsun değil mi?" demişti.Özlemişti ne de olsa sevdiği adamı.Onu görememek sesini her an duyamamak ellerinin sıcaklığını hissedememek büyük bir eksiklikti onun için.Sevgilisini uzun süre yalnız bırakmasına kızmayacak da neye kızacaktı ki?Kaşlarını hafif çatarak bakmayı sürdürdü ona.Ellerini göğsünde birleştirerek kızgınlığını geçirmesi gereken cevabı beklemeye koyuldu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Geri: Kararlar..   Kararlar.. EmptyC.tesi Haz. 05, 2010 11:15 am

Onun gözlerine bakmak için neleri feda edeceğini bir kez daha anladığı kadına bakarken içinden yayılan gülümsemeye de engel olamıyordu. Onu tanıdığı gün en büyük hediye olmalıydı. Hala hatırasında kalan görüntüler her düşündüğünde beliriyordu. Unutmamak adına girdikleri bir yolda her zaman el ele olmalıydılar. Sorduğu soruya cevabını bekleyen Marius güzel saçları arasında gölgede bırakmayan berrak gözlere bakarken hiç sıkılmıyordu. Öyle sessizce onu dakikalar saatler boyunca seyredebilirdi. Onun konuşması kadar sessizliği de mükemmel bir ortam sağlıyordu. Kadın sorduğu soruyu düşünüp tartarken olup bitenin ne olduğu sorusu bir an gidip geldi aklında. Tatmin edici sözü duyduğunda aynı içtenliği koruyarak gülümsedi. Mükemmelliyete kovuşan sadece Brenda değildi. Benzer soru kendine yöneltildiğinde hafifçe başını eğip gülümsedi. Büyük bir nefesi ilk kez içinden bırakmıştı. Büyükannesinin ölümünden sonra başkalarına iyiyim demek büyük bir yalan olsa da karşısındaki kadını üzmemek en yerinde karar olurdu. Onun mutluluğu ile bir parça mutluluk yakalamışken bunu yapamazdı. İç geçirdi ve başını kaldırıp Brenda’nın gözlerinin içine bakarak konuştu. “ Çok iyiyim, biliyorsun seni görmek bana hep iyi geliyor.” Yalan değildi nasılsa söyledikleri, iyiydi ama çok değildi. Aklında daima soruların getirdiği düzensiz bir kapışma içersindeydi. Cevapları hiçbir şeyde olduğu gibi kesin değildi. Hayatı oldukça saçma yazılan sebep sonuç ilişkisi olmayan bir kitap özetine dönmüştü. Bu gecenin güzelliği hatrına kendi kendine bir söz verdi. Güzel şeylerden bahsedecekti ve karşısındaki kadını üzüntüsüne ortak etmeyecekti. Zaten yeterince bunu yapmıştı. Düşüncelerini harekete geçiren ise onlara yaklaşan iki garsondu. Düzenli bir şekilde tabakların önlerine koyulması, kadehlerinin doldurulması ve ardından ortaya koyulan çeşitli mezelerin ardından masanın donatılması bitmişti. Takip ettiği garsonlar uzaklaştığında çatalını önündeki tabağa yavaşça götürdü. Yemek faslında çok konuşmayı sevmeyen biri olduğundan ağzından pek laf çıkmamıştı. Brenda’da alışkanlığına saygı duyduğu için söze girmemişti. Çatal, kaşıkların sesleri düzenli bir ritimle tabaklara çarparken yemeğin tadını çıkarmaya gayret etti. Ağzına attığı her lokmada kendini daha iyi hissederken aralarında geçen ufak muhabbetlere daha iyi konsantre olmaya başlamıştı. Bu durum yüzündeki gülümsemeye bile yansımış olmalıydı. Brenda’da gülerken bir hayli güzel oluyor diye içinde geçirdi. Yemeğini bitir çatal kaşağı tabağın içine çapraz koyup garsonlarn almasının ardından kadehini Brenda’ya doğru kaldırdı. Dudakları hafifçe oynayıp “ İkimize!” dediğinde Brenda gözlerini ondan kaçırıp gülümsemiş, ilk zamanki gibi utangaç bir havaya bürünmüştü. Onun en baştan çıkarıcı hali bu olduğunu kendide biliyor olması Marius’un düşüncelerinde yer etmişti. Yemeğin ardından beklenen konuşma Brenda’nın önderliğinde başlarken sözlerini analiz etmeye gerek yoktu. Karısı olacak kadın gayet içten bir şekilde ona kızıyordu. Kelimeler kızmadığına dair olsa da ilgisinin onun üzerinde olması gerekliliğini basa basa Marius’a bildiriyordu. Kadehi bir kez daha kaldırırıp sağ kaşını kaldırarak alaycı bir gülümseme ile kadının içini yumuşatmaya çalıştı. “ Bana da ne kadar zor geldiğini bilemezsiniz, Hanımefendi. Hem okuldan çıkmak sanıldığı kadar kolay değil.” Son cümlesini dile getirirken öne doğru eğilmiş ve masadaki Brenda’nın kadehine dokunmuştu. Sesindeki alaycılık özür diler tavrına bürünmüştü. Başka bir tür kıskançlığın emareleri olarak değerlendirdiği kadınların huylarından en çok maruz kaldığıydı. Ama bu Brenda tarafından geldiğinde ayrı bir önem kazanıyordu. “ Sizde beni pek aramadınız açıkcası, yakınlarıma gelmek çok da zor değildi.” Siz bizli konuşması aralarındaki bağdan kaynaklanıyordu. Tanımadığı kişiye saygıdan çok imada bulunmaya yarayan bir seçenekti. Cümlesinin ardından göz kırpmış ve Brenda’nın sevmediği gülümsemeyi suratına kondurmuştu. Böyle yapınca üzerindeki kızgınlığı daha da arttıracaktı ama bu ona ters tepki yapıp güldürdüğü anlarda olurdu. İşte şimdi onun gülmesini istediği anlardı ve Marius’un yapabileceği risk alarak sadece bu hareketi yapmaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Brenda Stormrage

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Brenda Stormrage



Mücadele Tarafı : Canım ne isterse.Mantık işler sadece.
Rp Sevgilisi : Marius (L)
Kan Durumu : Safkan
Patronus : İspinoz

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Geri: Kararlar..   Kararlar.. EmptyPaz Haz. 13, 2010 9:40 pm

Adam elini havaya kaldırırken yüzüne de olabildiğince çekici bir gülümseme yerleştirmişti.Kadın da karşılık vermeyi heyecanını bastırarak becerebilmişti.Sevdiği adamın hayranlıkla saatlerce izleyebileceği gülüşüne kendini kaptırdığından gülerken utanmış, bakışlarını da kaçırmıştı.Yanakları utangaçlığını ele vermemiş olsun diye dua etmekten başka çaresi de yoktu kadının.Kızdığını belli eden cümlelere alaycı bir tavırla karşılık vermişti.Bunu kaldırdığı kaşına gülümsemesinin destek vermesiyle anlamıştı.Onu ihmal etmesini hiç sevmezdi.Bu yüzden hem üzülür hemde kızardı.Sevdiği adam da onu umursamıyor gibi davranınca iyice gerilmişti bir anda.Kadehini usulca masaya bırakarak kendini geriye çekti ve kollarını göğsünde birleştirdi.Bakışları bir an da soğumuştu.Evlenecek kadar ciddiye binmiş bir ilişki de böyle bir anda umursamamak kocaman bir boşluktu kadın için.
“ Sizde beni pek aramadınız açıkcası, yakınlarıma gelmek çok da zor değildi.” Bu halin üstüne de imalı bir söz ne kadar da güzel gitmişti tarif edilemezdi.Üstelik kadınına siz diye hitap etmişti.Aklına hücum eden çeşitli düşünceleri kenara itmeyi ne kadar başarabilirdi ki?Anlatılamaz heveslerle hazırlanmış ve büyük umutlarla adımını atmıştı bu kapıdan.Güzel bir gece hayal ederek.Sevdiği adamın gözlerine bakarken gelecekte kaybolmayı isteyerek.Yemekten sonra da güzel bir yürüyüş ve sıcak, masum bir öpücükle sonlandırmak... Bu kadar zor olamazdı her halde diye düşünmeden edemedi.Dudakları aralandığında neler dediğini söyledikten sonra fark edebilmişti.
"Gelmediğimi nereden biliyorsunuz acaba?" dediği kötü bir şey değildi fakat adamın konuşma tarzına sinir olup devam ettirmesi ona garip gelmişti.Dedikleri de yalan değildi.Gittiğin de görememiş sinirleri bozulup hiç bir şey söylemeden geri dönmüştü.Konusunu dahi açmayacaktı fakat adam imalı sözlerde bulununca oda sinirlenip istemeden de olsa dile getirmişti. Suratı kas katı kesilmiş, her zaman sinirlendiğinde verdiği tepkiyi vermişti adama. Gözlerini devirip başını sol tarafa doğru çevirdi. Suratında memnuniyetsiz bir ifade vardı. Yüzünün önüne düşmüş olan bir tutam saçı elleriyle geriye doğru iterek adamın gözlerine kilitledi gözlerini tekrardan.İstediklerini diline vurmak yerine sessizce gözleriyle anlatmak istemişti.Öylece adamın konuşmasını bekledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marius Cioran

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Marius Cioran



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık.
Rp Sevgilisi : Brenda,
Kan Durumu : Muggle kökenli!
Patronus : Naja

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Geri: Kararlar..   Kararlar.. EmptyCuma Haz. 25, 2010 9:23 pm



Kızgınlık ona yakışıyordu yakışmasına ama onu üzmeye fazla dayanamazdı. İçten bir biçimde dediklerine kanmış savunmaya geçmiş genç kadına huşu içinde gülümsedi. Demek yakınlarına gelmişti, elbette Marius’un haberi olmuştu ama ders anında gelen haberlerden elleri bomboş bir biçimde kalakalmış; Brenda’sını görememişti. Derslerin yoğunluğu nedeni ile sadece akşamları rahat bir nefes alan Marius için Hogwarts’dan çıkmak büyük bir sorundu. Zaten tek okuldan çıkma sebebi karşısındaki kadınken, onun üzmeyi bir kere daha düşündü. Önündeki yemeklerin boşluğu ile parlak masa örtüsünün yüzüne yansıdığını es geçerek kadının gözlerine baktı. Kadın gözlerini çekerek hızla sola dönmüştü. O güzel yüzündeki tüm kasların yerini ezbere bilirken mimikleri okumak çok kolaydı. Perçemlerini oynayıp dayanamayıp tekrar ona bakarken Marius gülümsedi. Elini tuttuğu kadehten çekip Brenda’nın eline doğru uzandı. Narin parmakları bir an çekilir gibi oldu ama Marius’un güçlü parmaklarına yenik düştü. “ Geldiğini biliyorum, haberim çok sonradan oldu. Dersteymişim.” Özür dilemek geldi içinden ama onun suçu değildi. Sıcak bir gülümseme ile samimiyetini perçemlemek istedi. Kadının elini dudaklarına götürüp kibarca öptü. “ Hem ben senin üzülmene dayanamam, asma o güzel suratını. Çok çirkin oluyorsun.” Söylediği yalan üzerine gözlerini iyice açan Brenda’nın tepkisi onu eğlendirmişti. Ufak bir göz kırpması ile onu yatıştırmaya çalıştı. Melekleri kıskandıracak sevgilisinin güzelliğine değerdi her şey. O sinirlenince dahi saf güzelliğinden hiçbir şey eksilmeyen bir periydi. Kadının gözleri gülümsemeye başlarken Marius’un içi rahatladı. Onun sevgisini kazanmışken, kaybetmek delilik olurdu. Elini tekrar kadehe götürüp yavaşça yudumlarken gözleri hala Brenda’daydı. Artık birbirlerine naz yapma seansları geçtiğine göre asıl konularına gelebilirlerdi. Marius’un meraklar içinde beklediği zaman sayılırdı çünkü oldukça sade bir törenle evlenmek işine gelirdi. Şamatadan uzak sadece ikisi olsa çok kolay olurdu her şey hatta. Marius’un başkalarına ihtiyacı yoktu, sadece ve sadece onu istiyordu. Kadehi masaya bırakırken kibarca sordu. “ Nasıl bir düğün hayal ediyorsun, merak ediyorum.” Gözlerini bir an Brenda’da dolaştırdı ardından yavaşça restoranın içindeki yeni yüzlere döndü. Yan masalarından kalkmış bir büyücü ailenin bakışları üzerine onlara gülümsemişti. Adamı tanıdığına emindi ama nereden olduğu çıkaramamıştı. Garip bir biçimde Brenda’sını süzmüş ve densizce yanındaki kadına sarılmıştı. Kulağına söylediği bir söz nedeni ile kadın bakışlarını onlara döndürerek masadan ayrılmıştı. Ah Tanrım bu insanlara neler oluyor? Derin bir soluk alıp, kadehin son yudumlarını boğazına akıttı. Boş kadehi masaya koyduğu gibi yanlarında garson bitivermişti ve Brenda’nın konuşması başlamadan yarıda bölünmüştü. Nazik bir biçimde kadehlerinin dolmasını beklediler ve tekrar yalnız kaldıklarında Marius başı ile hafifçe eğilerek onaylıyormuş gibi bir hareket ederek “ Evet, hayatım.” dedi ve Brenda’nın konuşmasını dinledi.

Out: geç kaldığı için özür dilerim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/c-i-o-r-a-n-t637
Brenda Stormrage

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
Brenda Stormrage



Mücadele Tarafı : Canım ne isterse.Mantık işler sadece.
Rp Sevgilisi : Marius (L)
Kan Durumu : Safkan
Patronus : İspinoz

Kararlar.. Empty
MesajKonu: Geri: Kararlar..   Kararlar.. EmptyC.tesi Haz. 26, 2010 2:15 pm

Yüzünün asık olduğunda çok çirkin olduğunu dile getirmişti karşısında ki adam.Brenda'ya göre çirkin olmak yoktu.Böyle bir şey dünyasında barınmıyordu.Güzellik ona göre sahip olduğu büyük değerlerden biriydi.Nasıl çirkin olabilirdi?Üstelik bunu sevdiği adamdan duymuştu.Faltaşı gibi açtığı gözlerini kıstı ve dudaklarını da büzerek adamın gözlerine bakmaya başladı.Bu haline gülmüş göz kırparak her zaman istediği şeyi yapmıştı.Kadın da geç anlamış olmasına rağmen yüz ifadesini bozrak ona gülerek karşılık vermişti.Hemen anlamamış olmasına da sevinmiş de sayılırdı.Sevdiği adamın hoşlandığı bir anı bozmakta istemezdi.Kadehlerini yudumlarken de dahi olan bakışları kadının içinde kelebeklerin hareketlenmesine neden oluyordu her defasında.Sevdiği adamın gözlerine bakmak onu inanılmaz derece rahat ve güvende hissettiriyordu.Ona olan sevgisini düşündükçe gelecekleri devralıyordu sırayı.Ne yapacaklardı?Nasıl bir hayatları olacaktı? Kavgadan uzak bir ömür sürmeyi başarabilecekler miydi?Kötü düşüncelerin aklına hücum etmesine son verirken sevdiği adam konuşmaya başlamıştı.Nasıl bir düğün hayal ettiğini sormuştu.Bu konu hakkında daha önce hiç konuşmamışlardı.İlk kez bu gece burada konuşulup anlaşılacak ve bir aksilik çıkmadığı sürece uygulayacaklardı.Marius'un nasıl bir şey istediğinden emin değildi.Yanlış bir şey söylemekten de bir hayli korkuyordu fakat hayatında bir defa yaşayacağı anda suratı asık olmak istemiyordu.Kadehini masaya bıraktı ve elini çenesinin altına koyarak gülümsedi karşısın da ona parlayan gözlerle bakan adama.Düşüncelerine devam etmenin de ne kadar doğru olduğunu da bilmiyordu ama artık bir cevap vermesi gerektiğini çok iyi biliyordu kadın.Dudaklarını aralamıştı ki boşalmış kadehleri gören garsonlar yanların da bitivermişti.Nefesini tutarak duraksadı kadın.Sabırla garsonun gitmesini bekledi.Garson arkasını döndüğü anda karşısında kş adama cevap vermeye başladı."Bilmiyorum sanırım çok abartılı olmayacak."duraksadı gözlerini adamın gözlerine sabitledi ve hayal etmeye çalıştı."Bu bizim hayatımız bizim özel günümüz.Biraz eğlence fena olmaz değil mi? Senin ne istediğinden emin değilim ama beni kırmayacağını da biliyorum.Ortak bir nokta buluruz değil mi?" anlam dolu gözlerle bakışlarını adamdan ayırmadan bitirmişti cümlesini.Brenda'nın istediği bir ömür yaşamayı planladıkları evlerin de bunu herkese göstermekti.Kalabalık olmadan olabildiğince sade ve sorunsuz bir tören.Gelinlik giymek istiyordu.Kocasını bir kez daha etkileyebilecek kadar güzel olmak istiyordu.Adamın da siyah bir takım içerisinde ona hayran bakışlarını görmek istiyordu.Belki Marius bu durumdan hoşlanmaz düşüncesi ile heveslenmemeye çalışsa da zordu.Böyle bir anı nasıl istemezdi ki? Sakin olmaya çalışarak etrafına bakındı.Herkes bir sohbet içerisindeydi.Bakışlarını tekrar karşısında oturan adama çevirdiğin de umduğu cevabı almayı bekledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Kararlar..

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-